Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Ağustos 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yemeği "tatlandıran" içkiler

Şaraplı risotto ikramı İçişleri Bakanı'nın "Bana niye söylemediniz!" isyanına yol açsa da, birçok yemekte ve tatlıda şarap ve sert içkiler lezzet verici olarak kullanılıyor. Bu yemekler, şarap veya içkiyle tatlandırılmazsa eksik kalıyor, yavan oluyor


myalcin@turk.net

Son günlerde siyaset ve gastronomi dünyamız (ki ikisi pek bir araya gelmez!) şaraplı risotto skandalıyla çalkalanıyor. "Mütedeyyin" bir zat olan İçişleri Bakanı Osman Güneş'e Muğla Valiliği'nin yemeğinde risotto ikram edilmesi ve bakanın çok beğendiği bu lezzetli İtalyan yemeğinde şarap kullanıldığını öğrenmesi, iddialara göre Muğla Valisi'nin başını yedi. Ardından da "Şaraplı yemek din açısından sakıncalı mı?" tartışmaları başladı.
Gerçekte, kabak risottonun başına patlasa da, şarap ve çeşitli içkiler, yiyeceklere lezzet katmak için çok yaygın kullanılıyor. İnsanoğlu bu içkileri icat ettiğinden bu yana, bunlardan yemeklerde bir tat unsuru olarak da yararlanıyor.
Yiyecek ve alkollü içkinin ilk beraberliği, eski Yunan ve Roma uygarlıklarına kadar uzanıyor. O zamanlar amaç yemeğe tat katmaktan öte, soğuk hava depolarının ve dolayısıyla etin buralarda dinlendirilme imkanlarının olmadığı o günlerde, taze eti yumuşatıp pişmeye hazırlamakmış. Eti şaraba yatırıp şarabın asitleriyle bir parça çürütmek ve böylece yumuşatmak, bugün bile kullandığımız bir yöntem.
"Marine etmek" denilen bu yöntemle et sadece yumuşamıyor, lezzet de kazanıyor. Üstelik soğan suyu, zeytinyağı, kekik ya da biberiye dalı gibi lezzetlendiricileri de içerebilen bu marinat, etin kızartıldığı tavada kaynatılıp çektirilerek ete sos olarak da kullanılabiliyor.
Şarap, çeşidine göre yemeklere pişerken de katılabiliyor. Burgonya'nın ünlü yemeği "Coq au vin", yani şaraplı horoz, tamamen şarapla pişen bir yemek. Eti kart olan horozu pişirmek için, tencereye bir litre Burgonya şarabı ekleniyor. Tabii yemek hazır olunca, horoz etleri pamuk yumuşaklığına, şarap da pekmez kıvamına ulaşmış oluyor. Keza Bordoluların yılanbalığı yahnisi de, yılanbalığı kanı ve şarabın pişe pişe helmelenerek bu ağır balığın etine sos olduğu bir yemek.
Şarap, şaraplı armut tatlısı gibi tatlılarda da hem lezzet hem renk verici olarak işe yarıyor. Kırmızı şarapla yapılan bu tatlıda, kırmızı şarabın burukluk verici tanenleri, tatlının şekerini biraz "kırıyor", dengeliyor. Şarabın fildişi rengindeki pişmiş armudun dışında kırmızı bir kabuk oluşturarak gözü okşaması da, işin bir başka yönü... Kimi zaman da şampanya tat veriyor yiyeceklere. Şampanya meyve salatalarına tat katıyor, balıklara sos oluyor.

Likörler de kullanılıyor
Tabii yemeklere lezzet veren içkiler, şarapla sınırlı değil. İrlandalılar etin ve patatesin kısık ateşte saatlerce birlikte piştiği yahnilerine ünlü biralarından ekliyor. Belçika'da kimi midye yemekleri birayla pişiriliyor. İskoçlar bumbar dolmasını andıran ünlü sakatat yemekleri "haggis"i sofraya getirirken, üzerine viski döküp alevlendiriyor ve alevlerin gölgesinde nutuklar söyleyip şiirler okuyorlar. İngilizlerin yılbaşı tatlısı Christmas puding içinde şerinin de olduğu bir harçla yapılıp pişirildikten sonra, saatler 24.00'ü vurduğunda karartılmış odaya brendi ile alevlendirilerek getiriliyor.
Zaten yemeklerin bir içkiyle alevlendirilmesi demek olan flambaj, yani flambe etme, başlıbaşına bir âlem. Batı ülkelerindeki lüks lokantalarda bu işin ustaları var ve yiyeceği yanınızdaki servis arabasında flambe ederek size sunuyorlar.
Flambe yiyeceklerin en ünlüsü, krep süzet tatlısı. Bildiğimiz krep, çeşitli muamelelerden sonra konyaklı turunç likörü Grand Marnier ile alevlendirilerek servis ediliyor. Alevle birlikte alkol uçmuş oluyor, geriye likörün damağı alkolle rahatsız etmeyen nefis rayihası kalıyor.
Flambe işleminde lezzeti yoğun sert içkiler kullanılıyor. Ama içki ile yiyeceğin uyumuna da dikkat ediliyor. Tipik bir İngiliz tatlısı olan muz flambede tropik bir içki olan rom kullanılıyor da, biftek ve kabuklu deniz mahsullerinde daha ince lezzetli konyak ve viski tercih ediliyor.
Tiramisu gibi tatlılarda, keklerde kullanılan alkoller daha çok tatlı soğukken ilave ediliyor, alkol ısınmayla buharlaştırılmıyor. Pişme, ısınma gibi işlemlerde ise uçucu özellikteki alkol buharlaşıyor ve din adamlarının itiraz etmediği bir durum ortaya çıkıyor.
Özetle, üst düzeyde lezzetler arıyorsanız, yemekte içkiden kaçış yok. Şarapsız risotto yavan oluyor...


PAZAR
"Jean Paul Gaultier'ye dokundum, hayatım değişti"
"Ulak" filminin minik kahramanları
Sevdiklerinin anısına mücadeleye devam
Balıklara nazır kral dairesi
"Şarap etin gelinidir, ona sınıf atlattırır"
Vicdani rap'çi
Sağlık için Tat Sebze Suyu için
Klasik İtalyan lezzeti arayanlara
Binlerce mumluk Uğur
"Bayan Cumhur"un sancılı yolculuğu
Başak'taki Satürn ne getirecek? (2)
Gaja Roof'un sorunu malzeme kalitesi
Yusuf Halaçoğlu ve diğerleri
Bahanelerin arkasına sığınmayın
Ey ruh geldiysen uzayda bir tur atacağız
Yaşlı kitaplar, genç yazarlar
Yemeği "tatlandıran" içkiler





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet