
Abbas GÜÇLÜ
Diyalog
Burs deyip geçmeyin (2)
Burs konusunda çok büyük duyarlılığın olduğunu biliyorduk. Ama dünkü yazıdan sonra gördük ki, bu konuda kafan yoranların sayısı, umulanın çok üzerinde. Burs arayan kadar, karınca kararı burs vermek isteyenler de var. Ama bunu nasıl yapacaklarını, nereye yönlendireceklerini bilemiyorlar. İşte bu yüzden hem bu köşede hem de yakında başlayacak Genç Bakış'ta burs konusunu enine boyuna tartışmaya devam edeceğiz. Fazladan bir öğrencinin bile burs olanağına kavuşması bizler için mutluluk en büyük kaynağı olacak. Her yöndeki katkılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz. İşte bu konuda yaşadığı süreci bizimle paylaşan bir arkadaşımızın anlattıkları. Çıkarılacak o kadar çok ders var ki...
"Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenciliğim sırasında ben de burs alma ihtiyacı duymuştum. Anadolu'nun bir ilçesinden işçi emeklisi bir babanın oğlu olarak İstanbul'a geldiğimde, ilk günlerim burs bulabileceğim vakıfları araştırarak geçmişti. O yıllarda şunu görmüştüm ki burs konusunda tam bir kargaşa söz konusu. Nedenlerine gelince:
1) Burs vereceğini açıklayan birçok vakıf ya da kuruluş söz konusu ve verdikleri burs miktarı bir öğrenciye yetmediği için, öğrenci kapı kapı dolaşmak durumunda kalıyor.
2) Bazı burs verenler ideolojik vakıflar olup kendi toplantılarına katılmaları kaydıyla burs vereceklerini söyleyerek ilim öğrenmek için gelen genç beyinleri üç-beş kuruşluk bursla kendi saflarına çekmeye çalışıyor.
3) Bazı şirketler burs vereceklerini açıklayıp öğrencilerin burs başvurularını kabul ediyor ama ya kimseye burs vermiyor ya da çok az kimseye göstermelik burs verip devlete şu kadar öğrenciye burs veriyorum diye vergiden düşmeye çalışıyor.
4) Burs veren bazı vakıflar öğrencileri bıktıracak derecede uygulama içerisine giriyor. (Mesela ben bir burs veren bir vakıf biliyorum, o zamanlar 5 milyon burs veriyordu ki şimdi en fazla 50 YTL'dir. Bu vakıf nerdeyse 5 kez öğrenciyi çağırıyor, sürekli mülakat, öğrencinin anne baba fotoğrafından tutun da ortaokulundaki takdir, teşekkür belgelerinin fotokopisine kadar bir sürü belge istiyordu. Öğrencinin talep edilen belgelerle 5 defa vakfa gidiş masrafı inanın ayda alacağı burstan fazlaydı. Hatta söz konusu vakıf arada bir toplantılarına katılma şartını da koymuştu.)
5) Burs veren vakıf veya kuruluşlar burs başvuru sürelerini çok erken başlatıyor ve öğrenciler üniversite açılmadan çok önce burs çalışmalarına başlamak durumunda kalıyor. Bu da önceden okuyacağı yerde fazladan ve gereksiz bulunmalarına neden olup, masrafını artırıyor. Ayrıca burs başvuruları çok geç sonuçlanıp öğrenim yılının sonuna doğru öğrenci ancak bursunu alabiliyor.
6) Burs veren yerler birbirinden habersiz olduğu için, bir öğrenci, şansı da yaver giderse, birçok yerden ihtiyacından da fazla burs alırken, bazı öğrenciler hiç burs alamamaktadır. Hakkaniyete uygun bir burs dağıtımı söz konusu değildir.
Oysa bu konuda özerk bir kurum olsa ve burs vermek isteyen vakıflar, ne kadar burs vereceğini bildirerek burs ücretini bu kurumun hesabına yatırsa ve tüm burslar bu kurumun hesabında toplanıp dağıtılsa daha iyi olmaz mı! Böylece öğrenciler tek bir yere müracaat ederek hem bu konuda yukarıda saydığım olumsuz durumlar önlenmiş olur hem de öğrencilerin çilesi sona erer. Ayrıca, kimlerin burs verip vermediği de denetim altına alınmış olur.
Bunlar benim naçizane düşüncem ve önerilerim. Umarım yazınıza bir katkıda bulunabilmişimdir. Saygılarımla."
Özetin özeti: Evet, burs konusunda hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız. Kimimiz parasıyla, kimimiz önerileriyle, kimimiz de sevgisiyle. Burs sorununu bir çözelim, bakın o zaman, nasıl yol kat edeceğiz...
aguclu@milliyet.com.tr

Cafe