
|
|
|
 |
|
|
Kendini çelmeleyen şehir
Çeşitleme / Selim Türsen
Fuar yarın kalbinin ortasında kocaman bir çukurla açılıyor. Bir zamanlar açılışı dört gözle beklenen, Türkiye’nin dört bir yanından yüz binlerce kişinin aktığı fuarın ziyaretçileri bu yıl, bir uçtan diğerine ulaşabilmek için, çukurun etrafında dönüp duracak.
Yeraltı otoparkı yapmak için açılan ama mahkeme kararıyla aylardır açık kalan çukur İzmirlilerin kendilerine attıkları sayısız çelmelerden biri.
Birileri yasal durumu iyice incelemeden işe başlıyor, birileri benimsemedikleri projeyi durdurmak için dava açıyor ve sonuçta şehir, bağrında açık çukurlarla yıllarca adaletin tecelli etmesini bekliyor.
* * *
Mega şehirler üzerine Siemens tarafından yapılan bir araştırma en önemli sorununun ulaşım olduğunu göstermiş.
Ulaşım imkanlarını sağlayamayan şehirlerde büyük sorunlar çıkıyor, insanlar trafik stresinden mutsuz oluyor, ekonomik olarak çok ağır maliyetler ortaya çıkıyormuş.
Londra’da trafik sıkışlığının yıllık maliyeti 38 milyar dolar olarak hesaplanmış. Avrupa’da son 10 yılda geçiş aşamasındaki şehirlerde araba sahipliği oranı nüfus artış oranının 10 katına çıkmış. Yani ulaşım ve otopark kent halkının mutluluğu için bekletilemeyecek acil çözüm bekleyen sorunların başında geliyor.
* * *
Resmi ağızlar fuarda inşa edilecek yeraltı otoparkı için tek bir ağaç bile kesilmeyeceğini dile getirmişlerdi.
Projeyle fuar halen yüzlerce aracın park ettiği için insanların yürümekte güçlük çektikleri ve görüntü kirliliği yaratan açık bir otopark olmaktan kurtarılacaktı.
İşin doğrusu, bu durumu değiştirmek için yeraltı otoparkı yapılmasına karşı çıkanların gerekçeleri sıradan bir vatandaş olarak başından beri beni ikna etmedi.
''Fuarı kurtaracağım'' diye kaş yapanlar belki de göz çıkarıyor ama faturayı bu şehirde yaşayanlar ödüyor.
Şimdi gözler mahkeme kapılarında. Ama adaletin tecelli etmesini beklerken kaybolan aylar, yıllar bir daha geri gelmeyecek bu da İzmir’lilerin kötü kaderi.
Başarılı müdürün farkı
Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın 2006 yılında göreve başladığında istatistiklere göre İzmir’de günde ortalama 200 bazen 300 kapkaç olayı yaşanıyormuş. Gasp, hırsızlık, kapkaç olayları ve çeteler sokağı teslim almış halk dışarı çıkmaya korkar bir haldeyken bugün tablo tam tersine dönmüş. Emniyete göre artık kapkaç olayları günde 2-3’e düşmüş bazı günler hiç olmuyormuş. Cinayetler ise yüzde 50 azalmış.
Sadece 1-1.5 yılda sağlanan bu başarının temelinde, eldeki imkanları iyi değerlendirmesini bilen başarılı yöneticiliğin büyük payı olduğu bir gerçek. Çapkın döneminde kurulan çiçekçi kız kılığından, kör taklidi yapana kadar yüzlerce emniyet görevlisinin çalıştığı huzur timleri ve teknolojinin yardımıyla çeteler teker teker çökertilmiş. Sonuçta İzmir eski huzurlu günlerine kavuşmuş.
* * *
Başarılı yöneticilerin ekipleri de başarılı olur. Eğer yöneticide sorun varsa takım ruhu dağılır kimse elini taşın altına sokmak istemez sistem işlemez hale gelir. Arkadaşımız Münir Koçaslan’ın kulis haberinden İzmir Emniyet Müdürü Çapkın ve başarılı ekibinin kapkaç, gasp, uyuşturucu, hırsızlık, fuhuş batağına dönmüş İstanbul’u kurtarmaya gideceğini anlıyoruz. İstanbul 17 milyona yaklaşan nüfusuyla İzmir’in 7-8 katı büyüklüğünde bir mega kent. Sorunlar İzmir kadar kısa sürede çözülmeyebilir. Ama her şey sistem meselesi. Başarılı yöneticiler de bu sistemi kurmasını bilen kişiler. O nedenle Çapkın İstanbul’daki zararı da en aza indirebilecek bir sistem kurabilir.
Başarılı yöneticilerin bir başka özelliği de arkalarında kendilerini aratmayacak bir bir sistem kurmalarıdır. Sanırım Çapkın yokluğunu hissettirmeyecek bir altyapı oluşturmuştur.
Eğer İstanbul’a tayini çıkarsa şimdiden başarılar dilerim.
İzmirli Şakir
Şakir’le ilk kez bir toplantı için geldiğimiz İzmir’de tanışmıştık. ''Ben de İzmirliyim'' demişti Bergama doğumlu Şakir Süter. İstanbul’da çalışan pek çok İzmirli gazetecinin yaptığı gibi birkaç saatliğine ailesini ziyarete gitmiştik. Sonra birlikte İzmir nostaljisi yaşayıp kumru yemiş, buzlu badem atıştırmıştık. Uzun yıllar yurtiçi ve yurtdışı toplantı ve seyahatlerde bir arada olduğumuz Şakir’in ölüm haberini okuduğumda içimden bir şeyler koptu. Hastalığıyla ilgili kulağıma bir şeyler gelmiş ama pek dillendirilmemişti. Yazılarına devam ettikçe herhalde iyi diye düşünüyordum.
* * *
Gazetecilikte güven esastır. Haber kaynaklarınız size güvenirlerse en olmadık zamanlarda büyük bombalar patlatırsınız. Şakir Süter de öyle bir gazeteci idi. Özellikle politikacıların dünyasında özel bir yer edinmiş, sansasyon uğruna cımbızla kelimeleri seçerek haberleri çarpıtmamış, bunun karşılığında güven kazanmıştı. Ama en beklenmedik zamanlarda çok önemli kulis haberlerinin de Şakir’den çıktığı bütün basının peşine takıldığı görülmüştür..
Mesleğinin en verimli döneminde genç bir yaşta kaybettik Şakir’i. Ailesine ve yakınlarına sabırlar dilerim.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|