'ELİ TAŞIN ALTINDA OLAN HÜKÜMETTİR, KURUMLAR ARASI GERİLİMİ ÖNLEMEK ONUN GÖREVİDİR' DİYEN EROL SABANCI:
Türkiye'yi durduracak olan tek şey gerilimdir
Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Erol Sabancı, Türkiye'nin yaşadığı yoğun siyasi gerilim döneminin cumhurbaşkanlığı seçimiyle artık geride kalması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin güçlü ekonomik potansiyeline dikkat çeken Sabancı, 'Yolumuz açıktır. Bunu frenleyecek olan tek şey kurumlar arasındaki gereksiz gerilimdir' dedi
Kadife Şahin
Kendisini son dönemlerde en çok mutlu eden gelişmelerin genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin olaysız bitmesi olduğunu ifade eden Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Erol Sabancı, ülkenin yeni gerilimlerden büyük zarar göreceğini söyledi.
'Büyük bir oy desteğiyle' tekrar seçimi kazanan AKP'nin ve kurulacak hükümetin Türkiye'de kurumlar arasındaki gerilimi önlemesi gerektiğini söyleyen Erol Sabancı, "Ülkenin ekonomisi çok kuvvetlidir. Bizi bu açık yolumuzdan çıkaracak, frenleyecek olan tek şey kurumlar arasındaki lüzumsuz gerilimdir. Bunu durduracak olan da eli taşın altında olan yeni hükümettir" diye konuştu.
İş dünyasının ekonomide başarılı olduğu için AKP yönetimine seçim sürecinde tam destek verdiğini belirten Sabancı şöyle konuştu:
'Çok ciddi sorunlarımız var'
"Seçimlerin olaysız geçmesi ülkemiz için büyük bir başarıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimi de çok ciddi bir olaydı. Yeni hükümet de göreve başlayacak. Ülkemizin çok güçlü bir ekonomik potansiyeli var. AB münasebetlerinin de tekrar çok olumlu bir raya gireceğine inanıyorum.Yabancıların güveni devam ediyor. Enflasyon ve faiz oranları kabul edilebilir seviyeye getirildi. Bundan sonra kayıtdışı ekonomi, işsizlik, vergi sisteminin düzeltilmesi ve cari açık gibi yapılması gereken çok ciddi işler var. Pozitif ortam mevcut. Yeter ki kurumlar arasında lüzumsuz yere gerilime sebebiyet vermeyelim. Lüzumsuz gerilim olursa ülkemize ciddi sıkıntılar veririz, önümüz açık yolu kapatırız.
Bizi yıldıracak, frenleyecek olan tek konu budur. Mümkün olduğunca gerilimden uzak durmalıyız.
Gerilim yaratılmamasına dikkat etmesi gereken kurumlar da yargı organları, eğitim organları, silahlı kuvvetler, odalar birliği, TÜSİAD ve medyadır."
Yeni hükümete uyarı
Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle Türkiye'nin yeni bir döneme girdiğine dikkat çeken Erol Sabancı, tarafsızlığını ve cumhuriyet ilkelerine bağlılığını ispatlaması halinde başarılı olması konusunda herhangi bir tereddüt ve sorun görmediğini söyledi.Yaşanabilecek bazı gerilimlerden öncelikle hükümetin sorumlu olacağını ifade eden Sabancı, şunları söyledi:
"Ülkede herhangi bir gerilim olmaması için en büyük sorumluluk iktidara düşer. Çünkü onların parmakları taşın altında. Herhangi bir sıkıntı ve gerilim olması halinde o sorunları çözme durumunda olan kişiler onlardır. Dolayısıyla daha çok itina ve gayreti iktidar kanadının göstermesi gerekir."
Türke tokat yabancıya çiçek
"Bankacılıkta kamu ve özel sektör bankaları arasında artık bugün bir haksız rekabet olmadığını ifade eden Sabancı, şöyle dedi: "Ancak en büyük haksız rekabeti devlet yaratıyor. Devlet, Türk bankalarına tokat atıyor, yabancılara çiçek veriyor.
45 yıldır Akbank'tayım. Gelen her maliye bakanı 'Haklısınız, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'ni kaldıracağız' dedi. Dilimde tüy bitti, ama hiçbiri kaldırmadı. Türk bankalarına hâlâ haksızlık ediliyor.
Biz kredi veriyoruz bizden yüzde 5 vergi alıyor, yabancı banka şubesi kredi veriyor, ondan vergi alınmıyor. Bu olmaz. Bütçede gelir kaleminde yeri var diye sen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'yle sektördeki tek haksız rekabeti sürdüremezsin."
'Satıp çıkmak isteyene bakarız'
Erol Sabancı, Türkiye'ye gelen bazı yabancı bankaların piyasa payı küçük olan bankaları satın aldıklarını belirterek memnun olmayıp gitmek isteyenlerin bankalarını alabileceklerini söyledi. Sabancı, şöyle konuştu:
"Gelenlerin bir kısmı küçük ve orta çaplı bankalara gelmiştir. Onların iş hacmi, pastadan aldıkları paylar onları tatmin etmezse şapkalarını önlerine koyup diyecekler ki 'Pastadaki payım bu işin ekonomisini sağlamıyor. Boyutları küçük kalıyor. Başka küçük çaplılarla birleşeyim ya da satıp buradan çıkayım.' Bunlar mevcut Türk bankaları da olabilir, pastada büyük payı olanlar da olabilir.
Yeni bir banka da olabilir. Yani her yeni gelen muhakkak mutlu olacak diye kabul etmeyelim. İçlerinde mutlu olmayanlar olabilir. Çıkmak isteyen olursa banka olarak ne yapabilirz diye bakacağız."
'Merkez'i başarılı buluyorum'
Uluslararası piyasalarda yaşanan krizin hiçbir Türk bankasını zorlamadığını anlatan Sabancı, Türk bankalarının yabancılara verdiği likiditenin muhabir bankalarda bulunan dövizler olduğunu söyledi.
Erol Sabancı, "Hiçbir Türk bankası Merkez Bankası'na gidip Türk lirası veya döviz istemedi. Bu çok sevindirici bir durum. Olsaydı duyardık. Öte yandan Türk bankaları muhabir bankalarda tuttukları dövizlerini iyi bir randımanla yabancılara verdiler" dedi.
Sabancı, Merkez Bankası'nın performansını ise şu sözlerle övdü:
"Merkez Bankası iyi yönetilmiştir. Yeni başkanımız çok iyi performans göstermiştir. Zaman zaman bizler faizlerle ilgili daha evvel hareket etmesini istedik. Fakat Merkez Bankası daha sabırlı ve temkinli hareket etmiştir. Ben Merkez Bankası'nın performansından şahsen çok mutluyum. Zayıf bir yerini görmemekteyim."
Akbank için yeni strateji komitesi
Akbank'ın Türkiye'de bankacılıkta yeniliklere öncülük etmeye devam edeceğini belirten Erol Sabancı, bankanın içeride ve dışarıda nasıl büyüyeceğine ilişkin yeni bir strateji üzerinde çalıştıklarını söyledi.
"Ortağımız Citibank'la Akbank'ı daha da büyütmek için yeni strateji oluşturuyoruz" diyen Sabancı, şunları aktardı:
"Uzun vadede ortağımız Citibank'la birlikte Akbank'ı içeride daha güçlü, daha büyük bir banka yapmak istiyoruz. Akbank'ı Türkiye civarındaki ülkelerde aktif bir konuma getirmek istiyoruz. Bunun için çeşitli komiteler kurduk. Bu komitelerin çalışmaları devam ediyor. Bunların sonunda ortaya bir strateji çıkacak. O zaman Türkiye'de neler yapabiliriz, Türkiye civarındaki ülkelerde neler yapabiliriz, net bir şekilde göreceğiz."
'Global kriz sona ermiştir'
Sabancı, global piyasalardaki dalgalanmayı şöyle değerlendirdi:
"Global kriz, son üç dört yıldır uluslararası piyasalarda yaşanan likidite bolluğundan dolayı yurtdışındaki mali kurumlar kredi verirken bonkör davrandılar. Kredi teminatlarında gereken itinayı göstermediler. Ayrıca önemli Avrupa borsaları da ülke enflasyonları ve faizleri yüzde 4 oranlarındayken yıllık yüzde 18 - 30 arasında artışlar gösterdi. Bu olamazdı. Şimdi bu kârları geri kusuyorlar. Bana göre global kriz bitmiştir. Etkilerini biraz daha görebiliriz ancak FED ve Avrupa Merkez Bankası gerekenleri yaptı."
'Vatandaş panik yapmasın'
Sabancı, "Vatandaşlarım da krizlerde hemen paniğe kapılmasınlar. Mevduatlarının ciddi bir bölümünü döviz olarak tutuyorlar. Hemen paniğe kapılıp da birinden diğerine geçmemelerini tavsiye ederim.
Borsada hisse senedi aldıkları zaman paniğe kapılıp, fiyatlar düşerken hemen satma arzusunda olmamalarını tavsiye ederim. Daha sabırlı hareket etmelerinde fayda vardır" dedi.
'Ziraat halka açılmamalı'
Halkbank ile Vakıfbank'ın yüzde 25'inin zaten yabancı ve yerli yatırımcıların elinde olduğunu belirten Sabancı, "Bu bankalar bir nevi özel banka kimliğine girmiştir.
Sadece yönetimleri devlet elindedir. Ziraat Bankası da dahil haksız bir bankacılık faaliyeti yapmıyorlar. Bana göre Ziraat Bankası'nın görevi itibarıyla bu yapıda kalması daha doğru. Onun yüzde 25'i de halka açılmamalı diye düşünürüm" diye konuştu.
'Gül'ün başarılı olacağına inanıyorum'Akbank Murahhas Azası Suzan Sabancı Dinçer, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başarılı olacağına inandığını söyledi. CNBC-e Business dergisine açıklamalarda bulunan Suzan Sabancı Dinçer: "Sayın Gül, Dışişleri Bakanımız oldu, başbakan yardımcılığı yaptı. Türkiye'yi hem AB nezdinde, hem de dış politikaların sert bir zeminde geliştiği dünya ülkelerinde başarıyla temsil etti.
Gerek eğitimiyle, gerek kariyeriyle, deneyimleriyle bir cumhurbaşkanında aranacak birçok özellik kendisinde var. Kısacası ben cumhurbaşkanlığına olumlu bakıyorum" dedi.
'Sakinliği beni etkilemişti'
Gül'e karşı çıkanların sebep olarak eşinin türbanlı olmasını göstermeleri hatırlatıldığında ise: "Kişilerin özel hayatına fazla müdahale edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Herkesin özel tercihleri kendine aittir.Türkiye, Müslüman bir ülkedir ama hiçbir zaman radikal İslam ülkesi olmayacaktır. Dolayısıyla ben burada bir pürüz görmüyorum. Önemli olan cumhurbaşkanı olacak kişinin yetkinliğidir" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'la ilgili bir dönem 'Çok karizmatik, keskin zekâya sahip bir beyefendi' sözleri akıllarda kalan Dinçer'den Abdullah Gül için bir tanımlama yapması istendiğinde:
"Sayın Gül ile birkaç kere bir araya gelme şansım oldu. Hakikaten çok mütevazı, konulara çok hâkim, icraatları yerine getiren bir şahsiyeti var. Sakinliği beni etkilemişti" diyor.

Cafe