Zaman aşımı tartışması
Yeni anayasada 12 Eylül sorumlularının yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla ilgili haberde Prof. Dr. Özbudun'un 'suç işlenmişse zaman aşımına uğrar' görüşüne ceza hukukçuları karşı çıktı
DERYA SAZAK
AKP'nin yeni anayasa taslağında geçici 15. maddenin değiştirileceğine ilişkin haber, Prof. Özbudun'un 'zaman aşımı' yorumu nedeniyle eleştirildi.
Prof. Ergun Özbudun, yeni anayasada 12 Eylül askeri darbesi sorumluları hakkında yargılamayı engelleyen maddenin kaldırılacağını, ancak 'suç işlenmişse zaman aşımına uğrayacağını' söyleyince haber, 24 Ağustos tarihli Milliyet'te, '12 Eylül'e yargı yolu' başlığıyla yayımlandı.
Anayasa'nın geçici 15. maddesinin kaldırılacağını açıklayan Prof. Özbudun'un görüşleri gazetede şöyle yer aldı:
"Bu maddeyi yasa tekniği açısından kaldırıyoruz. Yoksa 12 Eylül'le hesaplaşma gibi algılanmamalı. Zaten bir suç işlenmişse, zaman aşımına uğramıştır"
Cezacılara sorulmalıydı
78'liler Vakfı Girişimi Başkanı Celalettin Can, Milliyet'in değerlendirmesini hatalı bularak iki açıdan eleştiriyor:"Birincisi, başlık ile yazının içeriği oldukça çelişkili. Prof. Dr Ergun Özbudun hocamız 'suç işlenmişse bile zaman aşımına uğramıştır' diyerek aslında yargılamanın önünün zaten kapalı olduğunu söylüyor. Siz ise 12 Eylül'e yargı yolu açılmış gibi veriyorsunuz.
İkincisi, Türkiye'de yüz binlerce insanı ilgilendiren böylesine bir konunun bir anayasa hukukçusunun görüşüne bağlamasını da etik bulmuyoruz. Çünkü '12 Eylül insanlığa karşı işlenen suçları kapsar ve bu nedenle zaman aşımı işlemez' görüşünde olan hukukçularımız da var.
Dolayısıyla yeni anayasadan geçici 15. maddenin kaldırılması elbette sevindirici bir gelişmedir, ama demokrasi 'teknik' bir konu değildir, bir yüzleşmedir. Konunun hassasiyeti haberin daha geniş bir açılımını gerektirirdi.
Emine Semerci adlı okurumuz da "Nasıl olur da bu kadar hassas bir meseleyi 'zaten zaman aşımına uğrar' diye geçiştirirsiniz? Ceza hukukunda suçun tanımı vardır, cezası vardır,hangi suçun nasıl zaman aşımına uğradığı bellidir. Buna karşın 12 Eylül'ü yapanlar 'suç işlemişse bile zaman aşımına uğrar' nasıl diyebiliyorsunuz? Üstelik 12 Eylül soykırım gibi toplu kıyımlara sahne olmuşken..." diye tepki gösteriyor.
Muhabirimizin görüşü
Yargı muhabirimiz Gökçer Tahincioğlu Okur Temsilcisi'ne eleştirilerle ilgili şu açıklamayı gönderdi:" Bu dönemde işlendiği öne sürülen suçların zaman aşımına girmiş olması ihtimaline karşın, 27 yıl sonra 12 Eylül dönemindeki eylemlerle ilgili suç duyurusunda bulunabilmesi, yargısal bir süreç işletilmesi bile başlı başına önem taşımaktadır.
Yargıtay'ın ve Yüce Divan'ın bazı zaman aşımı kararlarında suçun işlendiği saptaması yapılmakta, ancak zaman aşımı nedeniyle ceza verilemediği belirtilmektedir. Verilebilecek bu tip bir karar bile 12 Eylül dönemiyle ilgili olarak yargının bir karar verdiği anlamını taşımaktadır. Bu nedenle, söz konusu maddenin kaldırılmasına, sadece 'sonuç doğurmayacak bir tasarruf' olarak bakmak doğru değildir.
Öte yandan anayasa taslağının hazırlayıcılarından Prof. Dr. Ergun Özbudun, Milliyet'e konunun bu yönlerini değil, maddenin neden 27 yıl sonra kaldırılması gerektiğini, hukuk tekniği bakımından anlatmıştır.
Özbudun, taslakta bu maddeye yer verilmemesinin 12 Eylül'le hesaplaşma amacını taşımadığını belirtmek için de 27 yıl önce işlenen suçların zaten zaman aşımına girmiş olacağı örneğini vermiştir. Bu nedenle, haberin bu iki yönü birbiriyle çelişmemektedir."
'12 Eylül insanlığa karşı işlenmiş suçtur'Ceza davalarına bakan Avukat Ergin Cinmen Okur Temsilcisi'ne şu değerlendirmeyi yaptı:
"5237 sayılı TCK'nın 77. maddesi insanlığa karşı suçları düzenler ve der ki; "fiillerin, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklarla toplumun bir kesimine karşı bir plân doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur." Nedir bunlar? Kasten öldürme, kasten yaralama. İşkence, eziyet veya köleleştirme, kişi hürriyetinden yoksun kılma, bilimsel deneylere tabi kılma ve bu suçlardan dolayı da zaman aşımı işlemez.
Bu anlamda, 12 Eylül ırkçılık yaptı, sadece gözaltında değil, hapishaneler de toplu kıyımlar yaşandı. Özellikle Güneydoğu'da etnik kökenlilere sistemli bir baskı uyguladı. Kendi politik görüşlerini kabul ettirmek için siyaseti yasakladı. Bütün demokratik kitle örgütleri ve dernekler kapatıldı.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için, 9 bin 400 kamu görevlisi ise 1402 sayılı yasa gereğince işten atıldı. 650 bin kişi gözaltına alındı. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. 210 bin dava açıldı.
517 kişi hakkında idam cezası verildi. 49 kişi idam edildi. Üstelik uluslararası hukuk mahkemeleri bile Türkiye'yi 'sistemli işkence uygulayan ülke statüsü'ne soktu. Bütün bunlar insanlık suçu değilse ne?"
Ombudsman'ın görüşü
Türkiye'de aydınlar, sivil toplum kuruluşları, darbe mağdurları yıllardır çeşitli platformlar da 12 Eylül ile yüzleşmek istediklerini, bu nedenle geçici 15. maddenin kaldırılmasının son derece önemli olduğunu sık sık dile getirmişlerdir. Şimdi yeni anayasa ile bu madde kaldırılıyor.
Ancak darbeyi yapanların, suç işlenmiş olsa bile zaman aşımından dolayı yargılanamayacağını söylemek, 'kamu vicdanı' açısından rahatsız edici, ceza hukuku açısından ise kuşkuludur. Kaldı ki bir anayasa hukukçusu, ceza hukukunu ilgilendiren bir konuda yorum yapıyorsa, konunun hassasiyetini de dikkate alıp bu konunun ayrıca ceza hukukçularına da sorulması gerekirdi.
okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr
Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
|
DİĞER YAZILAR |
OKUR TEMSİLCİSİ |

Cafe