
Serpil YILMAZ
Ülker'in yaptığını Cumhur Gül yapamaz mı?
Ekrandaki 11. Cumhurbaşkanlığı seçimini ve sonrasındaki tören görüntülerinden, kritiklerinden kendimi alamıyorum.Tam bu sırada önüme Ülker Şirketler Topluluğu'nun temmuz ayı dergisi geliyor.
İlk sayfada farklılık gözüme çarpıyor.
Medyaya çıkmaktan kaçınmasını "Sokakta rahat dolaşmak istiyorum, tanınmak hoşuma gitmiyor" sözüyle açıklayan Ülker İcra Kurulu Başkanı Murat Ülker'in boy fotoğrafını görüyorum.
Yanında da Ülker Gıda'nın 2006 Faaliyet Raporu'ndaki açıklaması.
Murat Ülker'in kamuoyuna vereceği en yeni mesaj "bu" olmuş, ama neyse, anlatmak istediğim konu farklı.
İkinci sayfada Ülker İstişare Konseyi'nin tam kadro fotoğrafı ve Konsey Başkanı Oltan Sungurlu'nun "İstişare Konseyi şirketimizin dışarıya bakan yüzüdür" başlıklı söyleşisi.
Resmin başında eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı ve 28 Şubat sürecinin Batı Çalışma Grubu üyelerinden emekli Koramiral Turhan Özer oturuyor. Resim altında isimler yazılmamış. "Bilen bilir" der gibi...
Mozaik vitrin
Kendisine "iş dünyasının valisi" diyorum: Rona Yırcalı. Özenli giyimi kuşamı, duruşu ayrı; etkileri açısından bu tanımı yapıyorum:
Yırcalı, DEİK İcra Kurulu Başkanı, yıllarca Yapı Kredi gibi büyük bir kuruma aile dışından Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Çukurova grubunun patronu Mehmet Emin Karamehmet'in adli ve mali en sorunlu dönemlerinde bankanın tepesinde oturdu.
Yapı Kredi, Koç'a satıldı ve Yırcalı koltuğunu teslim etti.
Yırcalı uluslararası arenada da Türk iş dünyasını en üst düzeyde temsil etti. Dünya Odalar Federasyonu (WCF) Başkanlığı buna dahil. Türk iş dünyasının zirvesinde yer alan tüm isimleri bir araya toplayan Türk Eğitim Vakfı'nın da Mütevelli Heyeti Başkanlığı'nı sürdürüyor. Herkesin başkanı olacak tüm niteliklere sahip, geleneksel sağın önemli temsilcilerinden bir ailenin de evladı.
Ülker İstişare Konseyi'ndeki isimlerin hepsi bulundukları alanda önemli hacimlere sahipler. Konsey Başkanı Sungurlu (ANAP) gibi üyelerden İlter Türkmen (12 Eylül'ün dışişleri bakanı) ve Alev Coşkun eski CHP'li bakanlardan.
Yine konsey üyesi Galip Demirel, eski milletvekillerinden.
Rıfat Hassan, Türkiye'deki Yahudi cemaatinin eski başkanlarından ve Akmerkez'in ortaklarından.
Ali Nail Kubalı, Ege'nin saygın işadamlarından Şinasi Ertan'ın şirketi de dahil İzmir'in işadamı.
Necdet Buzbaş, Türkiye Gıda İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı. Liste askeri, diplomatı, işadamı, sivil toplum örgütleri temsilcileriyle adeta alternatif "stratejik araştırmalar vakfı".
Ülker'in grup dışındaki seslere açık olma kararlılığı, geçen senenin başlarında belirmişti. Koç Topluluğu'nun eski yöneticilerinden Cengiz Solakoğlu, İTO'nun merhum başkanlarından Nuh Kuşçulu'nun oğlu Mahmut Mahir Kuşçulu ile birlikte Ülker Yönetim Kurulu Üyeliği'ne "bağımsız üye" statüsünde girmişti.
Halkla ilişkiler bölümünde de benzer "merkezileştirme" stratejisi uygulanmış, bu dünyanın bilinen isimleri transfer edilmişti.
Ülker gibi ana kucağındaki bebekten son yaşlılık basamağını çıkan tüketiciye kadar her kesime seslenen ürün çeşitliliği olan bir grubun "mozaik" hassasiyeti önemli.
Çünkü halen sınırlı da olsa belirli çevrelerde "28 Şubat'ın yasaklı markası" olarak anılıyor.
Dergide Sungurlu ile bir söyleşi yer alıyor. Sungurlu görevlerini tarif etmiş:
"Ülker faaliyetlerinin dışarıdan nasıl göründüğünü, nasıl algılandığını değerlendirip, bunları zaman zaman sözlü olarak, zaman zaman raporlar halinde İcra Kurulu'na ve profesyonel yöneticilere sunmak."Her ay toplanan Ülker İstişare Konseyi'nde ele alınacak ekonomi ve politika konuların hakkında örnekler de veren Sungurlu, "Bir toplantımızın konusu cari açık, Lübnan'a asker gönderilmesi, küreselleşme ve ülkemize sektörümüze etkileri" oluşturmakta" diyor.
"Beğenmeyen almasın" deme özgürlüğüne sahip ticari bir grubun yaptıklarını 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül (Göbek adı Cumhur) yapamaz mı? Sorum ve beklentim budur.
syilmaz@milliyet.com.tr

Cafe