
|
|
|
 |
|
|
Kekik deyip geçmeyin
Satır Arası / Deniz Sipahi
Bugün farklı bir konuyu gündeme getirmek istiyorum.
Birçok hükümet tarım politikalarını göz ardı etti; verimlilik, alternatif ürün gibi konuları konuşmadı bile.
Bu kesimin sıkıntıları giderek büyüyor.
Önümüzdeki dönemin en ciddi problemleri tarım konusunda ortaya çıkacak.
İstikrarlı ve gerçekçi bir stratejimiz olmamasından dolayı da bazı ürünlerdeki üstünlüğümüz giderek azalmaya başlıyor.
Fındıkta atılan yanlış adımların üreticiyi ne kadar büyük bir sıkıntıya soktuğu çok açık ortada.
Size bir örnek daha vermek istiyorum.
Anadolu coğrafyasında üretilen kekik, dünyanın en kıymetli ve kaliteli ürünü olarak kabul ediliyor.
Dünya genelinde fındıkta nasıl bir piyasa gücümüz varsa kekikte de benzer bir durumumuz var.
Yani fiyatları biz belirliyoruz, üretimin yüzde 70’ine yakınını biz yapıyoruz.
Ancak kekiğin fiyatı son bir yıl içinde tam altı kat arttı.
Kekik piyasası bu sene gerçekten de ilginç gelişmelere sahne oluyor. Kuraklık nedeniyle ürün bu sene yüzde daha az; ayrıca döviz kurunun düşük seyretmesi de ihracatçı için olumsuz bir gelişme oldu.
Türkiye’deki hem üretimdeki hem de fiyatlardaki dengesizlik müşterileri de alternatif arayışlar içine itti.
Dünya piyasaları Türkiye’deki bu gelişmelerden şaşkın...
Ama çözüm de üretmiyor değiller.
En büyük kekik ithalatçısı ABD’deki bazı şirketler şimdiden Meksika kekiğine dönmeye başladı, hatta bu nedenle Meksika kekiğinin fiyatları bile yüzde 100 artış gösterdi.
Bu yükselişe rağmen Meksika kekiği Türk kekiğinin yarı fiyatında.
Şili ve Peru’da da benzer bir tablo var.
* * *
Özellikle kıyı şeridinde ve dağlık bölgelerde yetiştiği için Türk kekiğinden vazgeçmek pek kolay değil.
Yıllarca birçok insanın geçim kaynağı olmuş.
Baharat ihracatçılarının da ana ürünü durumundaki kekik maalesef bir takım spekülasyonlar sonucunda da fiyatı 1 YTL’den 7-8 YTL’lere çıkmış.
Buna kuraklık ve döviz kurları da eklenince Türk üreticisi ve ihracatçısı ne yapacağını bilemez hale geldi.
Önceki yıllarda ana ihracat kalemlerimizden kimyon çok büyük oranda Suriye’ye kaybedildi. Eskiden Suriye’de kaliteli ve düzgün işleme fabrikaları olmadığından Türk kimyonundaki fiyat farkı dezavantaj olarak görülmüyordu.
Ancak Suriye büyük gelişim göstererek fabrikalarını belli standarda ulaştırdı. Şimdi birçok AB ülkesi kimyonu buradan direkt olarak alıyor.
Benzer şekilde Türkiye, rezeneyi Mısır’a, haşhaşı Çek Cumhuriyeti’ne, anasonu Suriye’ye kaptırdı. Şimdi de sanırım sıra kekiğe geldi.
Kısa dönemde büyük karlar peşinde koşanların ülkeye uzun dönemde ne kadar zarar verdiklerinin farkına varmaları adına bu verdiğim örnekler dikkate alınmalı.
* * *
Peki hükümetler ne yapıyor?
Bence büyük bir başıbozukluk söz konusu...
Piyasa yapıcıları günlük karlar peşinde ve geleceğe dönük politikalar üretmekten çok uzakta görünüyorlar.
Habere baktığınızda, rakamları okuduğunuzda günlük yaşantımızın, günlük sıkıntılarımızın çok uzandığında bir konu gibi size gelebilir.
Ancak unutmayın ki...
Dün kimyon, rezene, haşhaş, anason...
Bugün kekik...
Yarın ise bir başka ürünümüz...
Türkiye coğrafi avantajlarını bir bir kaybediyor.
Sırf politikasızlıktan, sırf strateji üretemememizden, sırf günlük çıkarların peşinden koşmamızdan...
Yıllık 13 bin tonluk kekik pazarının yaklaşık 10 bin tonunu karşılayan Türk firmaları yine devre dışı mı kalıyor?
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|