Kutlu olsun
"Çanakkale geçilmez"e özenen Hırvat takımı ister istemez zeki ve çevik ayaklara ihtiyaç yarattı bu maçta. Yani Lincoln'e...Galatasaray, Koprivnica ile sezon öncesi hazırlık maçı oynasa, "Başka takım mı bulamadınız" türünden eleştiri alması işten bile değildi.
Belki, yeni transfer edilmiş santraforları denemek için iyi bir tercih olabilirdi Hırvat takımı. Tabi, bu kadar sert olmasa...
* * *
Evet... Yoruma ukalaca başladık, ama son iki gündür serinleyip ferahladığımız Avrupa rüzgarı yüzünden hafif şişik durumdayız ve bu kadar züppelik hakkımız.
Biz de bilmez miyiz İngiliz yorumcular gibi tatlı teşbihlerle süslemeyi yazımızı? Lakin hiç fırsat olmuyordu ki. Bize kalan, defansın yerleşim hatalarıyla ön liberoların oyuna katkısını tartışmak, ön direk arka direk paylaşımına yakınmak ve müzmin beceriksizliklerimize kılıflar aramaktı.
Hazır fırsat çıktı, takımını bayramdan bayrama (19 Mayıs-30 Ağustos) gören Galatasaray seyircisinin coşkusuna ortak olalım bari.
Dört dörtlük bu günleri bir daha kolay bulamayız.
* * *
Coşku deyince, özeti Lincoln!
"Çanakkale geçilmez"e özenen Hırvat takımı ister istemez zeki ve çevik ayaklara ihtiyaç yarattı bu maçta. Yani Lincoln'e... Adam sıfırda elli kilometre ile koşarken fizik kurallarına aykırı şekilde duruyor ve bir Koprivnica defansını çalımlayıp aynı hızla gollük pası veriyor Ümit'e... "Al ve at" diyor. Hem de defalarca.
Bir ara durum o hale geldi ki; Hakan Şükür ve Ümit Karan rakip ceza alanında hiçbir şey yapmayıp sağlam bir şekilde dursa, Lincoln onlara çarptırıp gol atacak. Hareket edince kaçırıyorlardı.
* * *
Şaka bir yana, Hakan'ın Ümit'le birlikte kotardığı ikinci gol UEFA jeneriklerine girecek nitelikteydi.
Aslında dört gol atabilirdi Hakan bu maçta. Ama eleştiriler karşısında sağlam durmaya çalışsa da etkileniyor olmalı. İki garanti pozisyonda kaleye vurmayı değil de asist yapmayı tercih etti.
Sahanın yıldızlarından biri de Servet'ti. İlk maçta hatası golle sonuçlanan Servet borcunu bu maçta ödedi adeta.
Sonra Ayhan.. Makine gibi. Tabi bu yorumlar ilk yarı için geçerli. Hele son çeyrekte hazırlık maçına çıkmış gibi genel bir laubaliliği hiç karıştırmayın.
Biri sorsa, "Galatasaray'ın turu geçeceğinden ne zaman emin oldun" dese, 15. saniye derim. Yani Hasan Şaş'ın topla ilk buluşmasında. Ne yaptı Hasan? Tek topla pasını verdi. Sonra bir daha, bir daha... Hep tek top. İlk çalımı maçın 22. dakikasına geliyor ki, bu bir rekor olmalı.
Bu maç UEFA turundan çok seyirciyle kucaklaşma karşılaşması gibi başladı bitti. Yeni bir turda başarılar Galatasaray'a.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe