HAYATA DÖNÜŞ KİLİDİ, BİNBAŞININ KİTABINDA
Savcılıktan bilgi saklandı
Emekli jandarma subayı Zeki Bingöl'ün "Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği" ismiyle yazdığı kitap, 2000'de yapılan operasyonun 'bazı karanlık noktaları'na ışık tutuyor
ŞÜKRAN ÖZÇAKMAK İstanbul
Yaklaşık 6.5 yıldır gerçek sanıkların ismine dahi ulaşılamayan Hayata Dönüş Operasyonu dava ve soruşturmasının kilidi, dönemin Bayrampaşa Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı istihbarat, harekat ve eğitim subayı Zeki Bingöl'ün kaleme aldığı kitapta yer alıyor.
Bingöl'ün "Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği" adlı kitap, operasyonun 'bazı karanlık noktaları'nı aydınlatıyor. Operasyonun Bayrampaşa koordinasyonundan sorumlu olan Bingöl, 12 tutuklunun ölümü üzerine sorumluluğu kimsenin üzerine almak istemediğini, dönemin Jandarma Bölge Komutanı E.H.'nin emriyle harekât emrinin toplatıldığı, birliklerin isimlerinin savcılardan saklandığını savundu.
Evraktan kaçış!
Operasyonu üstlenmek istemeyen askeri ve sivil yetkililerin cezaevinden nasıl "kaçtıkları" kitapta şöye anlatılıyor:"Operasyon günü Amasya'dan gelen 66. Tugay Komutanı general, ilk ölüm haberleri gelmeye başlayınca cezaevinden hemen gitmişti. Yani hiç kimse adının operasyon evraklarında geçmesini istemiyordu.
Çünkü öldürülme korkusu vardı. Savcılar kendi yapmaları gereken işi jandarma ve cezaevi idaresine yaptırmış ve sonra da onların yaptıklarının yanlış olduğunu ortaya koyarak böylece tüm kin ve nefretin kolay hedef olan bu kişilere yönlendirilmesi sağlanmış olacaktı.
Savcılar, tutulacak tutanakta 'imza hanesinde isim olmasın' demişlerdi. Sicil numarasında da değişiklik yapılabilir demişlerdi. Öyle de yapıldı. Eğer cezaevine müdahale etmek yanlış ve suç idiyse o zaman emri verenler yargılanmalıydı?
Eğer cezaevine müdahale etmek doğruysa o zaman emri verenler çıkıp 'evet doğru' demeliydi. İki halde de münferit suç işleyen oldu ise mutlaka yargılanmalıydı. Ama yargılanmadan katliamcı ilan edildiler. Sadece emirleri yapmışlardı."
Bingöl, ayrıntılı olarak planlanan operasyonun koridorda nöbet tutan tutuklunun bağırmasıyla çöktüğünü öne sürüyor. Bu olay kitapta şöyle anlatıldı:
PKK'lılara anons
"Bütün koğuş kapıları ele geçirilince megafonla tutuklulara anons yapılacaktı. Sonra tahliye başlayacaktı... PKK tutuklularının koğuşunun önünde biri belirdi. Bağırmaya başladı. O esnada bağıran PKK koğuş gözlemcisi ayağından vuruldu. İlk silah patlamıştı. PKK'lılara anonsla operasyonun PKK'ya karşı yapılmadığı söylendi. DHKP-C koğuşlarından malzemeler koridora atıldı. Ateşe verilen bu barikat, koridorda durma imkânı vermiyordu. Askerler gaz maskesi takıyordu ama etkisizdi ve ısı dayanılmazdı. Koridor terk edildi."Topa benzer gaz bombası
Operasyondaki dehşet anının da anlatıldığı kitapta Bingöl, ölümlere neden olduğu iddia edilen gaz bombasının kullanılması konusunda da şu bilgileri verdi:"DHKP-C kadın koğuşu yanmaya başladı. İtfaiye hazırlıklı olduğu halde yangın bir türlü sönmüyordu. Kapı hem içeriden hem de dışarıdan kapalıydı. Göz göre göre insanlar yanıyordu. Askerler duvarları kırmaya çalıştılar ama olmadı. Silah sesleri devam ediyordu. Tavandaki birlikler gaz atıyorlardı. Amasya 66. Tugay Komutanı emir vermiş, bir cins yuvarlak lastik topa benzeyen gaz bombaları getirtmişti. Bunlar birliklere dağıtılıyordu. Gaz bombası bitince çatıdaki birlikler bunları kullanacaktı."


Cafe