
Melih AŞIK
Açık Pencere
Kara mizah...
"Parlamentoda bir grubu, bir iradeyi, bir düşünceyi temsil ediyoruz. Demokratik ülkelerde halkın iradesiyle seçilmiş, parlamenter olmuş, grubu olan bir siyasi partiye bu yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Ağızdan düşürülmeyen bölücülüğün aslında kimin tarafından yapıldığı da açıkça ortaya çıktı."DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, kendisini ve partisinin milletvekillerini 30 Ağustos Zafer Bayramı resepsiyonuna davet etmeyen Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ı ve onun şahsında Türk ordusunu bu sözlerle... Yani açıkça "bölücülük"le suçladı. Biz de bu vesileyle... PKK'ya "bölücü" demeye dilleri varmayan bu arkadaşların lügatlarında... Öyle ya da böyle, "bölücü" kavramı bulunduğunu öğrenme mutluluğuna! erişmiş olduk. Ve tabii acı acı güldük...
Dış basında Türkiye ile ilgili yorumlar artıyormuş.
Türkiye iyi yolda, demokrasi güçleniyor diye diye bizi nereye getirdiklerini biliyorlar tabii...
Haldun Ertem
İki taraf birbirini suçluyor. Peşmergeler PJAK'ı oradan atmak istiyor. Neden? Çünkü, İran PJAK yüzünden Kandil Dağı ve çevresine ateş açıyor, bu ateş orada yaşayan insanları vuruyor. Peşmergeler PJAK yüzünden ateş altında kalmak istemiyor... İran sınır ötesine ateş açma cesaretini gösterdiği için PJAK'tan kurtulacak. Bu belaları defetmek aslında hiç de zor değil. Biraz kararlılık yeter...
Doğrusu verilen demeçlerle böyle bir hava ve beklenti yaratılmıştı. Ancak Hüseyin Çelik'in yeniden Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilmesi bu umudu ortadan kaldırdı. Anlaşılıyor ki Hüseyin Çelik'in geçen dönemde çağdaş bir gençlik yetiştirmek yerine kafasını kadrolaşma, türban ve imam hatibe takması başarı olarak değerlendirilmiş. Yine anlaşılıyor ki önümüzdeki dönemde Milli Eğitim'deki sorun ve tartışmalar azalmak yerine artacak. İstenen buysa...
Bursaspor'lu "Tribün Liderleri"nin yukarıdaki sözleri Hürriyet gazetesinin pazar günkü ilavesinde yer aldı. Futbol spor olayı mıdır terör bahanesi mi? Yakın gelecekte bunu tartışacağımız anlaşılıyor...
- Dilerseniz mektuptaki iddialardan başlayalım önce...
- Efendim Danıştay saldırısını organize eden beyinlerden biriymişim... Ergenekon ve Lobi adı gizli örgütlerin elebaşısıymışım... Evim arandığı takdirde muhtemelen silah ve devletin gizli belgeleri çıkacakmış... Bir de sözümona bu iddiaları kanıtlayan üç ayrı fotoğraf. İddialar o kadar gayri ciddi idi ki, sorulan soruları yanıtladıktan sonra serbest bırakıldım. Ama sonradan öğrendim ki, ben gözaltındayken avukatıma bile haber verilmeden evim aranmış. Genç Parti Genel Merkezi'ne gidilmiş, oradaki bilgisayarıma el konmuş. Gözaltında olduğum sürece ne poliste ne savcılıkta hiçbir kötü muamele görmedim. Ama 30 saatim ve itibarım çalındı? Peki, bunun hesabını kim verecek?
- O hesabı herhalde öncelikle o ihbar mektubunu gönderenden soracaksınız...
- Olayın bir diğer vahim yönü de bu. Mektup imzasız. Kasımpaşa postanesinden APS ile gönderilmiş ama kimin gönderdiği belli değil. Böyle bir mektup işleme konuldu ve ben gözaltına alındım. Savcılığa, şikâyetçiyim, bu kişiyi bulun diye başvuruda bulundum. Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a, bu yönde mektuplar yazdım. Bana bu komployu kim kurdu, milletvekiliyken beni kim takip etti, fotoğraflarımı gizlice kim veya hangi kurum çekti, bunları ortaya çıkarmak zorundasınız, dedim.
- Sizce bu komployu kimler kurmuş olabilir?
- Bilmiyorum. Ama tahmin ediyorum. Benim eleştirdiğim kişi ve çevreler bana ve benim gibi sorgulayıcı davrananlara gözdağı vermek istedier. Mesele bu...
Eski bakanların çoğuna yeni kabinede de görev veren Başbakan Erdoğan, "Galip takım bozulmaz" demiş.
Hükümetten ABD, İsrail, AB, IMF, Kuzey Irak Kürt Yönetimi ve Rumlar son derece memnun olduğuna göre galibiyeti kime karşı kazandılar acaba?
Arif Ayhan
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe