|
 |
|
|
Küçük hikaye yazabilmek (1)
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
Zaman küçük hikaye zamanı. İnsanlar küreselleşme, postmodernite, kapitalizm, emperyalizm, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) gibi büyük hikayeleri dinliyorlar ama günlük hayatlarında bire bir hissettikleri iyileşmeleri daha çok önemsiyorlar.
Son seçimi ''küçük hikaye'' üretebilen parti uzak ara kazandı. Büyük hikayeciler ''müşteri hatası'' olarak yorumladılar sonuçları. Büyük hikayecilerin de böyle bir tuhaflığı var işte. Tek geçerli hikayeyi kendi hikayeleri sayıyorlar.
* * *
Her ne kadar küçük hikayenin kıvamını büyük hikaye belirliyor, ana çerçeveyi büyük hikaye çiziyorsa da ''müşterinin tercihine'' saygı göstermek gerek. Küçük hikaye üretmeyi öğrenmek gerek. Siyasette, ekonomide her yerde. Köşe yazılarında bile.
Bizim İzmir İçin Düşünceden Eyleme (İİDE) posta grubuna geçen gün sevgili İsmail Uğural’dan gelen mesaj bir yerde böyle bir davetti:
''Değerli Üyeler,
İki maruzatım var..
Birincisi; bundan sonra ‘İzmir İçin Düşünceden Eyleme’ çerçevesinde kalabilir miyiz? Yani sürekli olarak ‘ülkeyi yönetmeyi’ bıraksak da, kendi kapımızın önünü süpürmeye odaklansak, yaşadığımız çevreye, dolayısıyla kendimize daha faydalı olmuş ve de grubun kuruluş amaçlarına çok daha uygun davranmış olmaz mıyız? Başka bir ifade ile; İzmir ekonomisi nasıl büyür, nasıl daha yaşanabilir bir kent yaratabiliriz, sosyal ve kültürel açıdan İzmir’in gelişimine hangi katkıları yapabiliriz gibi soruların cevapları üzerinde yoğunlaşalım diyorum..
İkincisi; ne yazık ki, İzmir çok tozlu bir kent! Dolayısıyla temiz bir kentte yaşıyoruz demek de mümkün değil... Pencereleri açık bıraktığınız anda içeriye toz yağıyor! Bu normal ve olağan bir şey midir, bu hep böyle mi gidecektir? Tozla birlikte yaşayıp, bunu konuşmayacak mıyız, medyanın hiç ilgisini çekmeyecek mi sorularıyla birlikte sizlere çok somut ve güncel bir örnek vermek istiyorum...'' diye devam edip bir yol çalışması sonucunda oluşan pisliğe dikkati çekiyordu İsmail.
* * *
Bu mesaja cevaben Sevgili Baybars Göğez şunları yazıyordu:
''Maalesef İzmir’de duvara konuşuyoruz. Bir hocamın dediği özdeyiş tam da İzmir için söylenmiş gibi; İzmir’de maalesef ‘İlgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz’ dir.
Ben yayınladığım bir çok makale ve araştırma yazılarım ile toplumu bilgilendirmek ve İzmir için projeler yaratmaya gayret ediyorum. Şu ana kadar elde edebildiğim sonuç ne diye sorarsanız; Bu habere katkı koyan Sayın İsmail Uğural, Nergis Turan ve Necil Toktay dışında herkes köşesine çekilmiş ‘Bakalım ne olacak’ diye izlemekten başka bir şey yapmıyorlar.''
* * *
Sevgili Burak Ar da katılıyordu tartışmaya:
''İİDE üyelerine bir haber uçursak çok kaliteli projeler bir anda oluşur şüphesiz. Ancak bir ‘ilgi alanı’ var bir de ‘etki alanı.’ İzmir bizim, en azından benim ilgi alanımda ama etki alanımda değil. Ben de enerjimi etki alanımda tutmaya çalışıyorum. Biz yönetenlere veya İzmir basınının en sevdiği biçimde söyliyeyim, ilgililere ancak biz görüşlerimizi bildiririz. Bu nedenle ‘Efendim niçin kimse katkı sağlamıyor?’ diye sormak bence bizi bir yere götürmez. Eğer herkes etki alanındaki işleri doğru dürüst yaparsa zaten mikrodan makroya işler düzelir...''
* * *
İİDE bu Aralık’ta yedi yaşını tamamlayacak. Bu yedi yılda neler tartışmadık neler. Ama az sayıda küçük hikaye üretebildik. Bu biraz etki alanımız sınırlı olduğu için böyle oldu ama ''küçük hikaye'' yazmak da çok kolay değil.
2009 Mart’taki yerel seçimlerin İzmir sonuçları sembolik olarak çok önemli olacak. Öyle görünüyor ki yeterli etki alanına sahip olup anlamlı küçük hikayeler üreten kazanacak yine bu seçimleri. Kazanmak isteyen şimdiden çalışmaya başlamalı.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|