
Fikret BİLA
Yön
Zirvedeki ilişkiler
Cumhurbaşkanlığı seçimi, askerin ev sahipliği yaptığı törenlerin yoğunlaştığı bir takvime denk geldi.
Cumhurbaşkanı Gül, makamına oturur oturmaz kendini askeri törenlerde buldu.
30 Ağustos kutlamaları ve birbirini izleyen askeri okulların mezuniyet törenleri, devletin zirvesinde asker-sivil ilişkilerini izleme olanağı verdi.
Gül'ün cumhurbaşkanlığı yemini ettiği günden başlayarak, komutanların tutumu
ortaya çıktı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve kuvvet komutanları ilk kez Cumhurbaşkanı'nın yemin törenine katılmadılar. Bu, askerin tutumunu gösteren en önemli törendi.
GATA'da yansıyan soğuk görüntülerin ardından Kara Harp Okulu ve 30 Ağustos resepsiyonunda ise devletin zirvesindeki ilişki, "yakın ve sıcak" bir tablo sergiliyordu.
Askerin çizgisi
Komutanların Cumhurbaşkanı'nın yemin törenine katılmayışları ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın sözleri askerin çizgisini gösteriyor.
Bu çizgiyi, Org. Büyükanıt'ın, "50 bin kere söylemeye gerek yok, sonra millet bize kızar" dediği durum oluşturuyor.
Yemin törenine gitmeyerek, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesinin, askerin Çankaya'da görmek istedikleri profille örtüşmediğini göstermiş oldular. Bu, Gül'ün geldiği siyasi çizgiye ve türbana karşı bir tutumdu.
Yoğun tören görüntülerinden de anlaşılıyor ki, TSK'nın zirvesi, türbanla aynı karede fotoğraf vermemek için özen gösterecek. Bu tutum sadece türbanla da sınırlı kalmayacak, yazılı kuralların zorunlu kıldığı haller dışında ilişki sınırlı tutulacak.
Yazılı kuralların zorunlu kıldığı haller, "devletin işleyişine" ve Cumhurbaşkanı'nın, "resmi törenlere, karargâh ve birlik ziyaretlerine" ilişkin halleri kapsıyor.
Askerlerin iki konuda duyarlılık göstereceği anlaşılıyor: Laiklik ve ulusal birlik.
Laiklik konusunda TSK'nın görüşü ve tutumu belli. Cumhurbaşkanı ve hükümetle ilişkilerde, "türban veya temsil ettiği zihniyetin yansıyacağı faaliyetler"e katılmayacaklar.
Keza, ulusal birlik konusunda da DTP ile herhangi bir temas kurmayacak ve aynı kareye girmeyecekler.
Eğer askerlerin ev sahipliğinde bir faaliyet söz konusu ise organizasyonu bu iki ölçüyü dikkate alarak yapacaklar.
Ev sahibi askerler değilse, yine bu iki ölçüye göre katılıp katılmamaya karar verecekler.
Gül'ün tutumu
Cumhurbaşkanı Gül'ün tutumu da son günlerde tanık olduğumuz törenlerde genel olarak belli oldu.
Gül'ün, zirvedeki ilişkileri gerginlik yaratmayacak biçimde özen göstereceği anlaşılıyor. Gül de, çok zorunlu haller dışında, devlet ilişkilerini türban veya benzeri sembollerle gölgelemeyi veya germeyi düşünmediği izlenimi veriyor.
Gül'ün törenlerde takındığı tutumun yanı sıra vereceği ilk resepsiyona ilişkin haberler de bu izlenimle örtüşüyor. Gül'ün 5 Eylül'de vereceği belirtilen gündüz davetini eşsiz gerçekleştireceği bilgileri geliyor. Bu, Cumhurbaşkanı Gül'ün ilk davette bir "türban" rövanşı havasında olmayacağını gösteriyor. Vereceği ilk daveti eşsiz düzenleyerek, türbanlı ve türbansız eşlere eşit davranmanın negatif bir yolunu bulmuş oluyor. Ancak her davetin niteliği, "eşsiz davet"e uygun değil tabii ki...
Örneğin 29 Ekim'de bu konuda bir karar vermesi gerekecek...
Beklenti, Cumhurbaşkanı Gül'ün 29 Ekim'de türbanlı-türbansız ayrımı yapmadan daveti eşli vermesi...
fbila@milliyet.com.tr

Cafe