
Serpil YILMAZ
D-Marin Klasik Müzik Festivali'nin kurucusu bir paşa: Aytaç Yalman
BODRUM
Doğuş Grubu, 2003 yılında açtığı yat limanı adına Bodrum'da "D-Marin Turgutreis 3. Uluslararası Klasik Müzik Festivali"ne ev sahipliği yapıyor.30 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında düzenlenen festivalin ikinci gününün görkemi birinci günden az değildi. Açılış konserine katılan Doğuş Holding İcra Kurulu Başkanı (CEO) Hüsnü Akhan'ın, festivalin bu yıl 15 bine yakın izleyicisi olmasını tahmin etmesi boşuna değil.
D-Marin Genel Müdürü Ali Erkan Bezirgan, izleyicilerin arasında Yunan adalarından gelen konukların da yer aldığını belirtiyor. Dün akşam da Bodrum Belediyesi'nin "Dünya Barış Günü" nedeniyle Bodrum Kalesi'nde her iki ülkenin sanatçılarıyla bir etkinlik düzenlemesi boşuna değil.
Yalman paşa söz yazdı
Konserin ikinci gününü izleyebildim. Günbatımında sahnede piyanist Rüya Taner ve keman virtüözü Cihat Aşkın ile ayın doğuşunu selamladık. Gece Konseri ise Şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filormani Orkestrası'nın çok renkli gecen konserine tanık oldu.
D-Marin'e bu festivalde öncülük eden bir sanatçı değil, emekli bir orgeneral. Jandarma Genel Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan 2004 yılında emekli olan Aytaç Yalman. Yalman, emekli olduktan sonra klasik müziğin yaygınlaşması için çaba harcıyor.
Aytaç Yalman, 18 Mart Şehitler Günü'nde verilecek bir konserde seslendirilmek üzere, 5 bölümden oluşan 45 dakikalık bir eserin sözlerini yazdı, bestecilerin adını ise şimdilik vermiyor, iki genç sanatçıyla anlaştı.
Zira "Şehitler Oratoryosu" adıyla seslendirilecek eserin ortaya çıkışı biraz sancılı bir süreci kapsıyor. Yalman, "Çok hassas olduğum bir konu" diyor. Yalman, 2002 yılında emekli olan 23. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'yla birlikte konserleri izledi.
Koç'u hazırlayacak
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın konserini Borusan'ın kurucusu Asım Kocabıyık da izledi. Harvard Üniversitesi'nde felsefe eğitimi de alan Koreli çellist Han-Na Chang'in solist olarak yer aldığı konseri tanımlamak için çok klasik bir tanım yapacağım: "Büyüledi!"Viyolonselini çalarken bir sporcu kadar terleyen Chang'i izlerken aklıma Rus raket Maria Şarapova'nın tenis kortlarında attığı çığlıklar geldi. Chang'in, viyolonselinin tellerinde yayını gezdirirken çıkardığı kuvvetli nefes verişini duyuyorsunuz.
Seslendirdiği eseri çalarken terden sırılsıklam olan Chang'in performansından etkilenen Kocabıyık, kuliste sanatçıyı tebrik etti. Aykal ve Chang'le bir araya gelen Kocabıyık'a, Borusan'ın bu yıl ikincisi düzenlenen özel konserini de sormadan edemedim. Geçen yıl Borusan Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık, genç yeteneklere burs olanağı verebilmek için 25 bin euro bağışta bulunarak özel konserin 15 dakikalık bölümünde "konuk şef" olarak yer almıştı. 26 Eylül'de de Rahmi Koç'un bu görevi yapacağını söyleyen Kocabıyık, "Koç'u 1 Eylül'den itibaren konsere Aykal hazırlayacak, birlikte çalışacaklar. Ancak, festival nedeniyle programları değişti" diyor.
Desteği hak eden gençler
Rahmi Koç'un "Konuk Şef" olarak baget sallamasından bir genç yararlanacak ve bu görev için verdiği 25 bin euro ile klasik müzik eğitimi bursu alacak. Bundan 20 yıl önce yalnızca flüt çalan Ahmet Kocabıyık, yaptığı "konuk şeflik" için Aykal'dan 10 saat ders almıştı. Toplam 30 saat "ödevine" çalışan Kocabıyık, 6 kez de orkestrayla prova yapmıştı. Orkestra partisyonunu (notalarını) okumanın güçlüğü müzik otoritelerince malum. Şimdi de herkes Rahmi Koç'u sahnede alkışlamaya hazırlanıyor. Tabii en büyük alkış, hem toplumsal hayata kattığı renklere hem de gençlere yaptığı katkıya olacak.
Türkiye bu arada iki başarılı genci de klasik müziğin zirvesine yolcu ediyor. D-Marin'deki konserin solisti soprano Simge Büyükedez ile mezzosoprano Asude Karayavuz, dünyanın en prestijli operalarından biri olan La Scala Orkestrası'nda 2 yıllık eğitim hakkı kazandı.
Büyükedez'in destekçisi de Türkiye İşverenler Sendikası (TİSK) Genel Başkanı Tuğrul Kutadgobilik'in sanatçı eşi Jale Hanım'dan başkası değil. Kutadgobilik çifti de D-Marin'deki konseri izleyenler arasındaydı.
Frankıyla sahne alan Aykal'a bakınca içimden, "Acaba bundan böyle frank yalnızca orkestra şefi giysisi mi olacak, Ankara'nın gardırobunda da görebilecek miyiz?" sorusu geçiyordu.
NOT: Bir haftalık tatil dönüşü sizlerle yeniden bu köşede buluşmak üzere. Esen kalın.
syilmaz@milliyet.com.tr

Cafe