
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
9 Eylül
CHP'de sular durulmuyor. Şimdi de '9 Eylül sendromu' yaşanıyor! Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, 22 Temmuz seçimlerini kaybeden Baykal yönetimine karşı muhalefetini sertleştirdi. Ankara'da bilbortları 'Sayın Baykal, lütfen gereğini yapın' afişleriyle donatan Sarıgül taraftarları 9 Eylül'de Ankara'da CHP Genel Merkezi önünde eyleme hazırlanıyor.
Demokratik CHP Hareketi'nin '999 S' hareketi, 1960 öncesi Kızılay'da Menderes'in yakasına yapıştığı öne sürülen Deniz Baykal'ın da içinde bulunduğu '555 K' eylemini çağrıştırıyor.
9 Eylül saat 9'da Söğütözü'nde buluşacak Baykal karşıtları.
CHP politbürosu da bu eylem karşısında aynı gün bir Anıtkabir yürüyüşü düzenledi.
AKP karşısında 2002 ve 2007 seçimlerini kaybeden Baykal yönetiminin Atatürk'ten başka sığınacak yeri kalmadı! 22 Temmuz öncesi üç büyük ilde miting bile yapmayan partinin Çankaya'yı da AKP'ye teslim ettikten sonra Anıtkabir'e çıkmasının ne anlamı olabilir?!
CHP örgütleri bu tür gösteriler yerine, kurultayını toplayıp seçimi kaybeden kadroya 'yönetimden el çektirebilse' halka gelecek için daha fazla umut verebilir. Baykal'la bir seçime daha gitmenin Atatürk'ün partisini yok edeceği artık görülmeli. Deniz Bey'in tek şansı 'alternatif' olarak Sarıgül'den başka adayın olmayışı! Herkes kabul ediyor ki, CHP'nin Baykal, Sarıgül gibi isimlerin ötesinde siyaset yapma biçimiyle ilgili sorunu var ve 1970'lerde Ecevit'in başardığı tarzda yenileşme olmadan, çağı okuyamayan parti modeliyle seçim kazanması olanaksız.
Radikal İKİ'de pazar günü Tanju Tosun'un merkez sol analizi CHP için yol göstericiydi:
"Devletçi-seçkinci cephenin vesayetçi, bürokratik, otoriter değerleriyle donatılan çizginin ağırlıklı olarak siyasal merkezdeki aktörleri, kendilerini solda tanımlamalarına rağmen, solu sol yapan politikaların yaşadığı değişimi okuyamayacak kadar sığ bir sağ statüye yaslandılar.
Küreselleşmenin ulusal ekonomilere sunduğu fırsatlarla, riskleri eşitlikçi, adil bir model yaratma yönünde kullanma yerine, içe kapanmacı, dışlayıcı, uç milliyetçiliğe yaklaşan ulusalcı retoriği veri almayı vatanseverlik saydı. Bölünme paranoyasıyla dayatılan tek tip vatandaşlık karşısında farklı kimlikleri demokratik koşullarda bir arada tutarak yaşatacak projeleri inşa etmeyi başaramadılar. Hal böyle olunca, cumhuriyet ve laiklik fetişizmine kadar uzanan sınırlı siyaset tahayyülü ancak bu çizginin seçmeni tarafından yine ana muhalefete yerleştirilmesine hizmet etti."
CHP değişime kapandığı sürece AKP karşısında özgürlükçü sol bir partinin inşası kaçınılmaz olacak!
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe