Yönetmen Mahsun dersine iyi çalışmış
‘Beyaz Melek’ adlı film Türk tiyatrosunun ustalarını bir araya getirdi. Senaryosunu yazıp, başrolünde oynayıp yönettiği film için tiyatronun çınarları Mahsun Kırmızıgül’e geçer not verdi
ALİ EYÜBOĞLU
Ali Sürmeli, Arif Erkin, Bilge Zobu, Cihat Tamer, Cezmi Baskın, Deniz Oral, Erol Demiröz, Erol Günaydın, Gazanfer Özcan, Hüseyin Avni Danyal, İlkay Saran, Lale Belkıs, Necmi Yapıcı, Nejat Uygur, Nurşin Demir, Salih Kalyon, Suna Selen, Tanju Tuncel, Toron Karaca, Tomris Oğuzalp ve Yıldız Kenter...
Alfabetik sırayla yazdığımız bu isimleri Türk tiyatrosunun yaşayan tarihini ne Şehir Tiyatroları’nın, ne Devlet Tiyatroları’nın ne de özel tiyatrolarının bir prodüksiyonu bir araya getirdi.
Onlar Sarp Apak, Fadik Sevin Atasoy, Fırat Danış, Emel Sayın, Yavuz Bingöl ve Zeynep Tokuş gibi ünlülerle birlikte Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı ''Beyaz Melek''te buluştu.
Kavurucu sıcaklarda çekildi
Bu ülkede birçok tiyatrocunun, yıllardır mankenlerin ya da şarkıcıların film veya dizi oyuncu yapılmasına tepki gösterdiği de bir gerçek.Bazı tiyatrocular, onca oyuncu dururken, yapımcıların fizikleri nedeniyle mankenleri, popülerlikleri nedeniyle de şarkıcıları oyunculuk konusunda hiçbir eğitim almadan kamera karşısına geçirip oynatmasına tepki gösterirken, Türk tiyatrosunun neredeyse bütün ustalarının ''türkücü'' Mahsun Kırmızıgül’ün ilk filminde kamera karşısına geçerek ona bu denli kredi vermeleri ilginç.
Bir grup insanın, hayata ve birbirlerine karşı duyduğu aşk ve sevgiyi anlatan ''Beyaz Melek''in çekimleri İstanbul, Adapazarı, Tuz Gölü ve Diyarbakır’da yapıldı.
Temmuz ve ağustos aylarının kavurucu sıcakları altında çekilen film, 16 Kasım’da seyircisiyle buluşacak. Yapımcılığını Murat Tokat ile Levent Önger’in üstlendiği ''Beyaz Melek''in Diyarbakır çekimlerini takip edip, Mahsun Kırmızıgül’ün nasıl yönetmenlik yaptığını gözlemledik. 6 hafta süren çekimlerden 6 kilo kaybederek çıkan Kırmızıgül’ün nasıl bir yük altına girdiğine tanıklık ettik. Yazıp, oynadığı ve yönettiği ilk filminin vizyona girmesiyle hayatına yepyeni bir sayfa açacak olan Kırmızıgül’ün nasıl bir yönetmen olduğunu, ''Beyaz Melek''te oynattığı tiyatronun çınarlarına sorduk. Hepsi de ''yönetmen Mahsun Kırmızıgül’e geçer not verdi.
Gazanfer Özcan: Filmde konuk oyuncu olarak rol aldım, çok da memnun kaldım. Gördüğüm kadarıyla çok da iyi çalışmış dersine Mahsun. Çok nazik, çok saygılı bir çocuk. Bu vesileyle kendisini bir kez daha kutlamak istiyorum.
Yıldız Kenter:Atılımcı, cesur, ama gözü kapalı gitmiyor hiçbir şeyin üstüne. Konuşuyor, tartışıyor, anlamaya çalışıyor ve öyle değerlendiriyor. Hiç kimse anasının karnından sinemacı ve rejisör olarak doğmaz. Bu evvela aşk işi, sabır işi, saygı işi. Çok çalışmak gerektiren bir iş. Bunların hepsini Mahsun Kırmızıgül’de gördüm. Çok ağır koşullar altında olduk zaman zaman ama ben mutluluk duydum. Sanıyorum ki Mahsun’daki bu sinemacılık düşü devam edecek. Az önce saydığım özellikler de olunca daha iyi, daha iyi olacak. Ben çok şey öğrendim her yönetmenimden, her partnerinden her öğrencimden, her çalıştığım insandan. Benim için ilginç bir deneyim oldu. Filmin hiçbir şeyini görmedim daha. Film tabii ses demek, montaj demek. İnşallah başarılı olur. Ben büyük bir keyif aldım bu grubun içinde olmaktan. Bakalım seyirciyle buluşması nasıl olacak?
Nejat Uygur:Mahsun iyi bir arkadaş. O geleneksel Türk terbiyesinin en iyi örneklerinden biri. ''Beyez Melek''e çok emek verdi. Filmin çok iyi bir oyuncu kadrosu çok da iyi bir hikayesi var. Tatlı, ekşi biraz da acı bir film. Tahmin ediyorum ki, Türk oscarlardan birini alacak bir film oldu. Güzel bir insanlık komedisi. Tebessüm ederken buruk şeyler yaşanacak. Bir Arnavutluk ya da Kürt meselesinin propogandası değil. Mahsun bu piyasaya girdiğinde gençti. Her yıl insan bir şey öğreniyor. Ben 82 yaşına girdim her yıl bir şey öğrendim. Nejat Uygur oldum bundan sonra yok böyle bir şey demedim. İnşallah iyi olacak, o kadar emek verildi ki o Diyarbakır sıcağının altında...
Erol Demiröz: Mahsun dersine çalışmış. Zaten senaryoyu yazarken kafasında çekmiş filmi. Çok iyiydi ama her zaman söylüyorum yardımcıları gerektiği kadar Mahsun’a yardım etmediler. Her şeyi tek başına düşünmek zorunda kaldı. Bu başka taraftan onu noksan bıraktı. Çünkü onun düşünmemesi gereken şeyler var. Ama gerektiği kadar yardım yapılamadığı için belki ufak tefek noksanlıklarımız olabilir. Onun dışında dersini çok iyi çalışmış, hiç beklemediğim kadar kameraya, objektife, açıya ve mizansene, oyunculuğa hakin bir konumdaydı Mahsun. Nereden bekleyeyim ben! Mahsun türkü söyleyen, şarkı söyleyen bir arkadaşımızdı. Onun yönetmenlik yapacağı aklıma bile gelmezdi. Çok başarılıydı.
Salih Kalyon: Mahsun Kırmızıgül ilk teklif edildiği zaman heyecanlı olan her insanın, ilk kez olması hiç önemli değil bizim için heyecan çok daha önemli olduğu için ben hiç tereddütsüz kabul ettim. Sete geldiğimde de gördüğüm Mahsun Kırmızıgül dersine çok iyi çalışmış. Ne yapması gerektiğini iyi bilen, hiç heyecanlanmayan gayet soğukkanlı, hatta çok büyük bir sabır gösterdi. Yaşlı insanların, tecrübesiz insanların ve genç oyuncuların yerleştirilmesinde, yönlendirmesinde. Bu beni çok mutlu etti. Ama teknik organizasyonda bir sürü aksaklıklar oldu. Bir sa€ kolunun olmaması işlerin aksamasına ve yorucu olmasına neden oldu.
Cezmi Baskın: Ben bu yorumu kamera arkasına yaptım. İlk filmi olmasına rağmen iyi çalıştı. Ama bundan sonraki filmler onun sinemacı ya da türkücü olma tercihini belirleyecek. İlk filmle insanların sinemacı olması ya da sinemacı olmamasına karar veremeyiz. Bu objektif olmaz. Bundan sonra ki filmlerinde de aynı performansı gösterirse ondan sinemacı Mahsun Kırmızıgül diye bahsedebiliriz.
Tomris Oğuzalp: Ben çok beğendim, takdir ettim. Yeniliğe açık. Bütün hepimizi bir araya topladığı içinde teşekkür ediyoruz. Onun sayesinde hepimiz bir araya geldik. Senaryo da, görüntü yönetmeni de çok başarılı. Hepimiz seçilmiş güzel bir ekibiz.
Ali Sürmeli: Çok güzel pozitif. İlk işi olmasına rağmen herkesle tek tek ilgilendi. İlk kez yönetmenlik yapmasına rağmen güzel bir iş ortaya çıkardığını düşünüyorum.
Fadik Sevin Atasoy: Bir film teklifini değerlendirirken temel önceliğim bu işe gönlünü vermiş ve inanmış insanlarla çalışmaktır. Türk tiyatro ve sinemasının ustalarının yer aldığı bir filmde genç bir oyuncu olarak onlarla aynı havayı soluma şansını kaçırmak istemedim. Sinema yapmak isteyen bu uğurda çalışan ve emek veren herkesle çalışmaya hazırım. Hatta maddi karşılık beklemeden.. Yeter ki bu sevdayı emek, çalışkanlık ve inançla beslesin. Bu inanç Mahsun da vardı. Ben de ona inananlardan biri olmayı hiç şüphesiz tercih ettim.
''Beyaz Melek'' neyi anlatıyor?Ali (Mahsun Kırmızıgül) ve Reşat (Sarp Apak), beyin kanseri olan babaları Ahmet’i (Arif Erkin) kemoterapi görmesi için İstanbul’a getirir. Ancak baba, ağır tedaviye dayanamayıp hastaneden kaçar, peşine düşen oğullarını atlatmayı başarır.
Ahmet açarken kendini bir huzurevinde bulur. Huzurevi sakinleri, Ahmet’in çocukları tarafından terk edildiğini sandıkları için orada kalması konusunda ısrar eder. Zorlukla konuşabilen Ahmet durumu kabullenir.
Ali ve Reşat, babalarını huzurevinde bulurlar, ama mutlu göründüğü için bir süre orada kalmasına ses çıkarmaz. Babalarının son günlerini mutlu geçirmesi, belki hiç işe yaramayacak ama çok acı verebilecek bir tedaviden daha önemlidir. Ahmet, huzurevinde kalanların hikayelerini dinledikçe etkilenir ve her birini çok sever. Huzurevi sakinlerinden Yaşar Hoca (Bilge Zobu) ve Nebahat (Lale Belkıs) evlenir. Ahmet, çiçeği burnunda çifti balayı için Diyarbakır’daki köyüne davet eder. Üstelik diğer huzurevi sakinleri de bu geziye davetlidir. Belki geriye kalan yıllarında böyle bir fırsatı bir daha yakalayamayacak olan bu yaşlı insanlar, teklifi coşkuyla kabul eder. Hep beraber kiraladıkları bir minibüsle yola çıkarlar. Ancak yolculukları hiç sakin geçmez. Onlar için asıl macera bu yolculukla başlar.

