Saros’ta müzikal bir SCUBA
Uzunkum’daki dalış kamplarına gelen her yaş grubundan insan arasında motorcu müzisyenler, ilginç yabancılar da varMenderes Özel
Türkiye’nin en önemli dalış merkezlerinden Saros’ta Uzunkum sahilinde üslenen Scubayak/Argos dalış kampı belirlediğim hedefti. Cuma sabahı 7’de yola çıkılacak, D100 karayolundan, 260 km mesafe ortalama 90 km/s ile katedilerek, iki molayla en fazla 4 saatte Uzunkum’a varacaktım. Plan buydu, hava sıcaktı; İstanbul’dan çıkamadan, hatalı bir dönüşle hedefimden uzaklaştım. Yollarını bilmediğim Bağcılar’dan yeniden D100’e çıkana dek 40 dakikada, 30 km yapmıştım bile, hem de sabah trafiğinde. Sonunda kurtuldum; Saros Uzunkum’a, Tekirdağ, Malkara, Keşan, Erikli köyü üzerinden dört saatten az bir sürede vardım. Sağlı sollu 4-5 taş ocağı içeren yolun kampa uzanan son 4 kilometresi tam bir enduro motosiklet etabıydı. Cadde motosikletimle, yolda düşmemek için hızımı iyice düşürüp, bekçi köpeklerine karşı dikkatimi artırdım. Garbis abi (Özatay) daha sonra yol kenarındaki çalılarda kol kalınlığında yılanlar olduğunu, çevredeki kartalların bunları iştahla avladığını anlattı.
3 yıl sonra 6. dalış
Uzunkum’a ilk kez üç yıl önce balıkadam eğitimi almak için gelmiştim. Sualtı zenginliğinin dışında su üstünün de bakir doğasından etkilenmiştim. Ancak yıllar önceki eğitimin 18 metreye olan son dalışı benden kaynaklanan sorunlar yüzünden kötü anılar içeriyordu. En iyi yerdeki çadırı kapıp hazırlandıktan sonra sahile atladım; dalış ekipmanımı hazırladım, Zafer hoca, Alman Guido ve ben Asker Taşı’na doğru Zodiac botla açıldık. Başta tedirgindim, üç yıl sonra gelen altıncı dalışın tüm stresini bana göre dev kalamarlar, bir ahtapot ve gümüş balığı sürüsü aldı.Dönüşte Goido (Goh) ile çardak altında dinlendik. Almanya’da Indian Tea Company isimli bir rock grubunda sitar, gitar çalıp şarkı söylediğini; geçenlerde Kanadalı grup Tea Party’nin eski solisti Jeff Martins’e Almanya’ya davet edip birlikte turneye çıkmayı teklif ettiğini, onun da ''ok'' yanıtı verdiğini anlattı, yeni şarkılarını cep telefonundan dinletti. Muhabbet koyulaştı; bir zamanlar bas çaldığımı, yakında açık artırma sitesinden bas aldığımı filan söyledim. Türkiye’de turne teklif etti, içimden ''yok artık'' dedim. Sonunda toplanıp otobüsüne gitti; dalış sarhoşluğunun üstüne açtığı şarap şişesinde kalanı bırakarak. Akşamsa Zafer hocanın mangal partisi ve uyku vardı. Argos dalış kampını birlikte işleten Tamer ve Zafer Yörükoğlu kardeşler dalış ve kumsal gecelerini seven herkesi Uzunkum’a bekliyor.
Komşu kapısı ilan ettim
Ertesi sabah dalışın ardından kampa üç İstanbullu motorcunun geldiğini görüp onlarla tanıştım, Yahya, Selçuk ve Zafer... Öğle yemeğinde muhabbet gelişti. Yahya’ya ne iş yaptığını sordum; ''Ben Yahya Dai, saksafon ve flüt çalıyorum'' dedi. Birden yüzüm kızardı, kendi kendime ''naptın sen'' diye sordum. Yahya Dai, 90 ortalarından itibaren birkaç yıl severek dinlediğim oryantal caz grubu Asiaminor’ün özellikle dikkatimi çeken nefesiydi. Grubun 2003’te bir New York konserinin ardından dağıldığını söyleyen Dai, anlatırken Asiaminor’ü özlediğini hissettirdi. Akşam Ertuğrul da bize katıldı; ateş başında gitarlı şarkılar söyleyen halkadan birkaç adım ötedeki sahilde, meteor yağmuru altında müzikten konuştuk, motorlardan bahsettik, Selçuk, gitarist dalgıç Burak’ın şarkılarına ''geri'' vokal yaptı.Sabah teknolojik donanımıma kavuşmak amacıyla erkenden dönmeye karar verdim. Nasılsa Uzunkum’u ''komşu kapısı'' ilan etmiştim. Hazırlanırken motosiklet botumun içinde keşfettiğim korkunç çıyan, beni dehşete düşürdü. Şoku atlattıktan sonra arkadaşlarla vedalaşıp yola koyuldum. 2 gün, 2 gece süren Saros macerası, öğle 2’de evimde ayaklarımı sehpaya uzattığım an noktalandı. Yakında yine döneceğim...
Çadır ve pansiyon

