|
 |
|
|
Fuarın iki yüzü
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Elbette ki kalabalığına koşardık... Curcunasına! Kaybolmayı, yorulmayı, tıka basa midemiz bulanana kadar yemeği göze alırdık. Çantamızdan broşürler taşa taşa eve dönerdik. Şimdi de açılır açılmaz görmeden edemiyoruz. Alışkanlıktan mı, meraktan mı? İllaki fuara gidilecek! Ayrıca yazmaya da doyamıyorum şimdi. ''Fuar açılıyor!'', ''Fuar açıldı'', ''Fuar bitti.''
Geçen hafta, 31 Ağustos’ta Milliyet Ege’deki ''Açılmadan işgal edildi'' haberi içimi sızlattı: ''Uluslararası İzmir Fuarı, bu akşam kapılarını açacak. Ancak kaldırımlar ve yol kenarları daha şimdiden dönerci, turşucu, midyeci, dondurmacı kaynıyor.'' İZFAŞ Genel Müdürü Doğan İşleyen manzarayla ilgili, ''Bu sorun mülkiyeti Büyükşehir Belediyesi’ne ait gazinoların, eğlence yerlerinin önünde var. İşletmeci, yasa dışı davranıp kaldırımı sanki bahçesiymiş gibi kiraya veriyor ya da kendisi tezgah kuruyor. Maalesef yetkimiz ve yaptırım gücümüz yok. Zabıtanın müdahale etmesi gerekir'' diyordu. Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, ''Fuar ilçemizin sınırlarında. Biz sadece kapıların önünden sorumluyuz. İçerinin denetimi Büyükşehir Belediyesi zabıtasına aittir. Her şeyi, doğalgaz kazısını bile bizden biliyorlar'' diye konuşurken, Büyükşehir Belediyesi ise gerekenin yapılacağını açıklıyordu.
Standart şart
Ertesi gün, fuarda bir temizlik harekatı yapılıyordu. Sözü edilen tüm tezgahlar toplanıyordu. Her şey buraya kadar iyi, güzel. Sonraaaa... Sonra biz önceki gece, her yıl olduğu gibi fuarın curcunasına koşuyoruz. Fuar her zamanki gibi kalabalık. Rengarenk stantlar, ilginç tanıtımlar...
Ama farklı da bir şeyler var hani. Her şeyin ilkini fuarda gördüm neredeyse bu yaşıma kadar. Ama böylesini hiç görmedim. Bu kadar çok turşucu, bu kadar çok kokoreççi ve bu kadar çok ca€ kebapçıyı daha önce ne fuarda ne başka bir yerde hiç bir arada görmemiştim. Bir ara; elinde dürümlerle üzerimize gelen insanların arasında kaybolacağım hissine bile kapıldım. Ocaklardan tüten tezgah dumanlarının arasında önümü görmeye çalışırken, etraftaki stantların da pek farkına varamadım. Üzerime sinen koku da cabası. İçinde gezintiğimiz alan, tam bir az gelişmiş ülke görüntüsü çiziyordu. Yetkisi kimde bilemem ama, bence en akıllı çözüm tıpkı Dünya Mutfakları bölümünde olduğu gibi fuar içinde bu tür yerleri bir stanta oturtmak. Yoksa fuar, İzmir ekonomisine katma değer yaratan bir organizasyon olmak yerine, işporta ve kayıtdışı ekonomiye hizmet eden bir etkinlik olacak.
Cem Yılmaz kaçmaz
Bu arada fuar demişken. Fuarın en sevdiğim taraflarından biri açık hava etkinlikleri. BKM’nin geleneksel organizasyonları, tiyatrolar, Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz konserleri... Hele bugünlerde! Açık havada gülmeye doyamadığımız Cem Yılmaz esprileri için gün sayıyorum neredeyse. Bu hafta gülmeye çoook ihtiyacım var. 9-10 Eylül’de Cem Yılmaz’ı,11 Eylül’de Candan Erçetin’i kaçırmayın derim... İşte fuarın iki yüzü. Biri sevdiğimiz, biri de istemediğimiz. İkisine de gülerken ağlıyoruz deyim yerindeyse!
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|