|
 |
|
|
İtalya tarihinin en zengin bölgesi
Umbria, İtalya'nın en verimli ziraat bölgesi değil ama İtalya tarihinin en zengin bölgesi ve turist kaynıyor. Gerçi doğru planlama sayesinde bu kaynamanın farkına bile varmıyorsunuz
Fax: (0312) 427 20 64
Roma'da Agostino Gemelli Üniversite Hastanesi'nde İstanbul Katolik cemaatinin ruhani lideri ve Vatikan temsilcisi Monsenyör Maroviç'i ziyaret ettim. Herkesin sevdiği bu muhterem adam feci bir kaza geçirdi ama çok şükür iyileşiyor.
Rimini'ye doğru yola çıktık. Bütün yol boyunca Umbria, Marche ve Romania bölgelerinin iç içe geçtiği bir bölgeyi aştık. İkliminin ılımlılığı, yağışların uygunluğu bereketli, hoş bir vatan yaratmış; püskürük kütleler dediğimiz tepelerden oluşan jeolojik yapı Rönesans medeniyetinin özellikle manzara resimlerinin niçin burada geliştiğini açıklıyor. Memnuniyetle belirtmek gerekir; biz Türkler birkaç asırlık gecikmeyle de olsa artık İtalya seyahatlerine başladık. Görerek öğrenmek başka türlü olur.
Yola çıkınca şoförümüzün konuşkan ama boş konuşmayan biri olduğunu memnuniyetle gördüm. Geçtiğimiz şehirleri bilen, yeme içmeden anlayan, coğrafyayı, ağaçları ve bitkileri tanıyan her insan memleketinin en iyi temsilcisidir. Kısacası bizim Ayvalık'ın taksicilerinden Önder Keşkil'in İtalyan ikizi gibi biri...
Yoldaki Ortaçağ'dan kalma Narni Kalesi ve köyü üzerine konuşmaya başlıyor. Umbria bölgesinin Rönesans dönemindeki ünlü feodalleri Malatesta ailesinin, her tarih kitabında okunmayan taraflarından söz ediyor; çünkü Avrupa'da hele İtalya'da bir de dedikodudan oluşan paralel tarih vardır ki halk içinde nesilden nesle geçer. Bu bir zamanlar Türk toplumunda da vardı ve bu rivayet kültürü doğrusu ve yanlışıyla bir ilgi ve kimliğe aidiyeti ifade ederdi. Kayboldu.
O zarafet aşılamadı
Bölgenin nadir mantar çeşidi, yani funghi porcini ve dünyaca ünlü tartuffe'lerden söz ediyor, beyaz ve siyah cinslerinden ve kuzey İtalya'da Piemonte'deki hemcins mantarlardan farkını anlatıyor. Ben de ona bizim Karadeniz ve İstanbul Belgrad ormanlarındaki köylülerin topladığı ama pazara pek çıkmayan bazı mantarlardan bahsedince iş kızışıyor, sohbet kuvvetleniyor.
Umbria, İtalya'nın en verimli ziraat bölgesi değil ama İtalya tarihinin en zengin bölgesi ve turist kaynıyor, gerçi bu kaynamayı siz görmüyorsunuz. Hem etrafa dağılmış şehirler ve eserler hem de verimli pazarlama Türkiye'dekinin aksine kaynayan turist kazanlarını engelliyor. Rönesans İtalya'sı Umbria'da ve komşu bölgeler Romanya ve Toskana'da patladı. Ne İtalya ne de beşeriyet henüz o dönemin zarafetini aşabildi. Bugünün İtalyanı her zaman çok ciddi çalışmasa bile yedi asırdır tevarüs ettiği bu incelik dolayısıyla hep muhteşem işler çıkarıyor.
Urbino sanki herkesin evi
Urbino bir zamanlar kuvvetli bir dukalığın merkeziydi, geçirdiği bütün talihsizliklere rağmen İtalyan Rönesans'ının kalesi olarak kaldı. Orada sadece Rönesans resmi, heykeli, kuyumculuğu değil ama asıl Rönesans şehirciliğinin şaheser örneğini görürsünüz. Her köşede teferruat bütünle bir gereklilik içinde kucaklaşıyor ve Urbino bir yabancı şehir değil, sanki herkesin evi oluyor. Bu sıcak duygu ve rehavetten bir müddet sonra aniden uyanıyorsunuz. Aynı güzellik sizin evinizde de vardı, muhafaza edebilirdiniz. Ama herkes ve her toplum mükemmel olmaz; bizdeki bazı meziyetler bu İtalyanlarda olmadığı gibi, onlardaki incelik ve hiç göstermedikleri ananeye bağlılık biz de yok.
Rimini İtalya'nın sayfiye şehri, Rönesans'ın küçük bir şehriydi, Roma devrinden beri bir üstü. Mühim olan bu şehirdeki Macar kralı ve seçilmiş Alman imparatoru Sigismund'un kalesi; şu anda kalenin içinde bir "Ayasofya" sergisi var. Vatikan'dan ve Milano'dan parçalar ve Ayasofya'dan resimler bir araya getirildi; bu kadar az parça ile olabilecek en zekice ve ustaca tertiplenmiş bir sergi, gezdiğimiz zaman biz dahi öğreniyoruz.
Devleti yönetme sırası herkese gelebilir
Rimini'nin etrafındaki San Marino Cumhuriyeti Avrupa'nın en küçük devletlerinden. Başka kıtalarda böyle küçük devletler petrol zengini ise yaşama şansına sahip; Brunei, Katar vs. Avrupa'nın devletçikleri (diğerleri Vatikan, Andorra, Liechtenstein) ise varlıklarını geçmişte ticaret ve diplomasiye borçluydular bugün de turizme. 15. asırdan beri var olan parlamento binasına giriyoruz. San Marino'yu altı aylık bir süre için seçilen iki naip (capitano regente) yönetiyor. Nüfus 25 bin olunca herkese sıra gelebilir ve politikacıların her birinin cumhurbaşkanlığı beklediği bizim memleket için ilginç bir anayasal örnek olabilir. Cumhuriyetin bir yüzbaşının komutasındaki güzel tören birliği, ordu rolünü görüyor. Her çeşit para basılıyor ve kullanımdaki avroya rağmen paralarını kendileri darbetmekte ısrar ediyorlar.
San Marino'nun en güzel yanı eteklerinde uzanıp giden güzel İtalya'yı doya doya seyredebilmek imkânı. Kıskanmıyorum, tabiat güzel ama Türkiye'den daha güzel olamaz. Sadece İtalya'daki ihtimam, dikkat ve her yerde olan ahlaksızlığı önleyen çevre ve imar kanunları bizde yok.
|
|
|

|