Ahbaplar ve Çavuşlar
Yayına Adnan Sezgin bağlandı.
Önce Kemal'e (Dinçer), Serkan'a (Korkmaz) iyi akşamlar dedi.
Sonra...
Bana demedi.
Valla billa.
Güldüm.
Alıştım artık.
Sonra da...
Ufak ufak sulanmaya başladı bana.
Ve...
Ben de onun yerinde olsam sulanırdım bana.
* * *
Ben kimmişim, nerden çıkmışım.
Filan falan...
O ekolün artık bir klasik hale gelen teranesi.
Benim model tuttu ya...
Huylanıyorlar da...
Futbolu da bilmiyormuşum.
Filan da falan, falan da filan...
* * *
Sadede gelelim.
Adnan bey, Tomas'ın gidişinin ekonomik bir karar olduğunu söyledi.
1 milyon 400 bin euro ödeyemeyiz dedi.
Servet fena halde köşeye sıkıştırmıştı onları...
Başka ne diyebilirlerdi ki...
* * *
Necati için bilmeden konuşuyor dedi (Beni kastediyor).
Sorup öğrenmiyormuşum.
Bu da idari bir kararmış.
Açıklamışlar...
Ve...
Beni boşverin.
Atladım diyelim.
Ama...
Necati de bilmiyordu neden gönderildiğini.
Sekiz, on gün önce Lig TV'de ÇizgiDışı'ndaydı.
Neden gönderildiğinden haberi yoktu.
Üstelik...
Teknik direktörü, karar teknik demişti.
Adnan Bey'in bundan da haberi yok.
Herhalde...
* * *
Ekonomik dedikleri de...
Önce Servet'i aldılar.
Sonra Bouzid'i...
Şimdi de Hakan Balta'yı... (Adnan Polat, stoper de oynayabilir dedi)
Üçünün aldığını alt alta koyup toplayalım.
Tomas neredeyse bedava....
Üstelik üçü bir Tomas etmiyor.
Karar teknik olarak zaten yanlıştı, ekonomik olarak da yanlış.
Hesap da bilmiyorlar.
* * *
Adnan beyler, Galatasaray'da futbolun patronları.
İsterlerse tüm on biri satarlar, ya da kiralarlar.
Gıkım çıkmaz.
Çıkamaz.
Kendi tasarruflarıdır.
Eğer biz yaptık derlerse...
Tuhaf olan şu:
Koca adamın (Kalli) üstüne atıyorlar...
Doğru olmayan da bu.
Takıldığım da...
Ve...
Hep merak ettim, niye Feldkamp?
Sebep buymuş demek ki.
* * *
Tomas'ın ücretini durup dururken 1 milyon 400 bin euroya kim çıkardı?
Ve niye?
Bir gece gizlice Florya'ya giden Fenerbahçe yönetimi mi?
O dünde de Özhan Canaydın başkanlığında bir Galatasaray yönetimi vardı.
Bugün de.
Ve...
O sözleşme uzatılırken altında kimin imzası var.
Adnan Bey bunu da açıklasa ya...
* * *
Esasında bunların hepsi hikaye.
Hikayenin özü şu.
Adnan Bey ve o ekol benden hoşlanmıyor.
Benim gibilerden de...
Yıllardır birbirlerini ağırlamışlar...
Veya...
Ahbaplar ve çavuşlar.
Ve kızmakta haklılar.
Ben de nerden çıktım şimdi.
Ben de onların yerinde olsam hoşlanmazdım benden.
Ve son birşey.
Ben de o ve gibilerinden ve o tarzdan hoşlanmıyorum.
Ve...
Bilmelerini istedim.
Bilinmesini de...
Sonrası Madrid'den sonra
Mallorca'da aynı 5'i iki maçta 5 saniye bile sahada tutmadı koçları.
Oyunun herhangi bir anında, Bogdan Tanjevic'e sahadaki 5'i say deseniz sayamazdı.
Hiçbir 5'i.
O kadar çok değiştiriyordu ki.
Rakibin kafasını karıştırmak istedi...
Kendisininki daha çok karıştı.
Bence tabii...
* * *
Türkiye'den ilk defa bu jenerasyondan uluslararası oyuncular çıktı.
Aralarında Avrupa'da şampiyon olanı da var.
NBA'de olan da...
Alışık değiliz.
Onlar da değil.
Sendrom yaşadılar.
Uzun sürdü.
Hala yaşıyorlar.
Bu da bence...
* * *
Oyunun çift yönünü oynayan en çok sayıda oyuncunun bir arada bulunduğu gelmiş geçmiş tek kadro bu.
Hepsi çok yetenekli.
Hepsinin sözleşmeleri bugüne kadar yapılan en yüksek sözleşmeler.
Egoları da büyüdü.
2000'in başında Avrupa 2.'si oldular.
İdari ve teknik kadro yeterli olsa, 2010'a kadar bir-iki final bir iki uluslararası şampiyonluk kazanırlardı.
Ama...
Bizzat kendi federasyonları 2010'u hedef gösterdi.
Kendi koltuğu için.
Gelen koç da...
2010'un takımını kurmak için 2000 ile 2010 senesi arasındaki bu müthiş takımı bozdular.
Ne acayip değil mi?
Ne acayipler değil mi?
* * *
İstanbul güzel şehir.
Hele iyi bir sözleşmesi olan bir emekli için.
Bogdan Tanjevic'i kastediyorum.
Avrupa'daki son yılları hayal kırıklığıydı.
Dünya'nın en güzel şehirlerinden birine geldi.
Dünya'daki her antrenörün rüyalarına giren bir takımında başına.
Tekrar çıkışa geçer zannettim.
Ama...
Şanslı adammış.
Fener'in başına geçti.
Fenerbahçe'de herşey var.
Bu da en son şansı.
* * *
Demirel federasyonu yıllardır Efes'in Ülker'in sırtındaydı.
2000'lerin başında Milli Takım'ın sırtına bindi.
Baktı işler iyi gitmiyor, şimdi Fenerbahçe'nin sırtına biniyor yavaş yavaş.
Zaten...
Medyada ne bir basketbol programı, ne de bir basketbol yazısı var.
Sayesinde.
2010'a kadar böyle yırtacak.
Yırtabilirse...
Ligini, Ali Bey (Koç) kurtardı, Beko Ligi iyi pazarlıyor.
Yayınlarını Ferit Bey (Şahenk), NTV mükemmel sunuyor.
Kendisini de Aziz Bey (Yıldırım) kurtardı.
Ülker'le birleşen Fenerbahçe'nin cezbedici kadrosu ve imkanları Demirel'in de en son şansı.
Koçu gibi.
* * *
Herşeye rağmen...
Madrid'de herşey değişebilir.
Bu oyuncular, koçlarına rağmen, saha dışındaki sorunları, saha içine taşımazlarsa, herşeyi değiştirebilirler.
Hep söylediğim birşey var.
Bunlar en zayıf takımdan 20 de yiyebilirler, en favori takımı da 20'yle yenebilirler.
Ve...
Madrid'in sonunu bekleyelim.
bilgingokberk@mail.com

Cafe