
Melih AŞIK
Açık Pencere
Torpil bitmedi mi!
Başbakan Erdoğan iki hafta önce bir törende: - AKP döneminde kayırma torpil son buldu, torpil yapan karşısında beni bulur, demişti.
Aradan iki hafta geçti. Önceki günkü AKP grup toplantısında bakanlara ulaştırılan torpil pusulalarını Hürriyet yayımladı. AKP'li İdris Naim Şahin, Bakan Hayati Yazıcı'ya şu pusulayı gönderiyor:
"...Doğan'ın TSE'de Genel Sekreter Yardımcısı veya Bakanlığınıza bağlı bir uygun görevde değerlendirilmesini..."
AKP'li milletvekili Mehmet Ceylan'ın Adalet Bakanı M. Ali Şahin'e ilettiği not daha da ilginç... Ceylan notunda bir tetkik hâkimi için lojman ricasında bulunuyor, istenen lojmanın kapı numarasını bile veriyor...
Bu olay gazetelerde yayımlandı. Peki "Torpil yapan karşısında beni bulur" diyen Başbakan'dan ses var mı? Biz şimdiye dek duymadık... Herhalde Sayın Başbakan'ın kendi sözünün değeri konusunda bir kaygısı yok. O yüzden tutmayacağı sözleri vermekte hayli cömert davranıyor.
Gelelim olayın bir başka cephesine...
Yukarıdaki satırlarda lojman ile vicdan arasında sıkışmış bir yargıcın hikâyesi var. Yargıç, milletvekili ve bakandan lojman istiyor. Yarın bir veya birçok davada o bakan, o milletvekili lojmanın diyeti olarak o yargıçtan bir davayı belli yönde sonuçlandırmasını isteseler ne olacak? Yargıç bağımsız karar verebilecek mi? Efendim?
Soru: "Numaracı cumhuriyetçi" kime denir?
Yanıt: Demokratlık numarasıyla Türkiye'nin İslam cumhuriyetine doğru kaymasına katkıda bulunanlara...
Haldun Ertem
Böylece "abi" sıfatı Köşk protokolune girmiş oluyor.
Yıllardır acı acı "Bizden gizli Amerikalılarla işi pişirdi" diye yakındığı öğrencisi tarafından "abi" diye karşılanmak da herhalde Kutan'ı mutlu ediyor...
Polis Meslek Yüksek Okulları Giriş Sınavı soruları cemaat dershaneleri tarafından çalınmış.
Cemaatler kendilerine silahlı kuvvetler kurma peşinde galiba...
Hüsamettin Bey, o tarihlerde Meclis Başkanı'dır. Bir gün Meclis lokantasına doğru yürürken önünü bir vatandaş keser.
Elinde tuttuğu talebi yazılı elindeki mektubu uzatarak yardım ister. Mektubu okuyan Hüsamettin Bey:
- Senin bu isteğin kanuni değil, yapamam, deyince adamın yanıtı aynen şu olur:
- Kanuni olsaydı ben zaten size gelmezdim efendim... Verirdim devlete dilekçeyi, olur biterdi...
Bu vahşet yetmemiş gibi kısa süre sonra da "Vatandaş Türkçe konuş" kampanyası başlatıldı. Azınlıklar sokağa çıkamaz oldu. Selanik'te Atatürk'ün evine bomba atanın bir Türk devlet görevlisi olduğu yıllar sonra açığa çıktı.
Osmanlı'da yüzyıllarca birlikte yaşadığımız Rumlar bu olaydan sonra Türkiye'yi terk etmeye başladılar. Ermeni ve Museviler de onları izledi.
Osmanlı mozaiği ve zenginliği 1923'ten sonra sürmüş, ama 1955'ten itibaren bitmeye yüz tutmuştur. Olayların yaratılmasında görünür sebep Kıbrıs'tı, ama temel hedef sanırız azınlıkların ekonomik varlığı idi... Amacın küçük bir gözdağı olduğu ama kitlenin kontrolden çıktığı da söylenir.
6-7 Eylül olaylarının mazereti ve bahanesi yoktur. Ülkenin tarih önünde büyük bir özür borcu vardır.
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe