Ulusoy, Tahkim Kurulu ve Demirlek
Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'un önceki gün Malta'dan verdiği mesajın farklı şekillerde algılanması doğal karşılanabilir.
Ulusoy diyor ki;
"Tahkim Kurulu bizim üst makamımızdır. Trabzon-Sivas maçıyla ilgili kararına saygı duyarız. Eğer hukuki bir hata yapmışsak orada düzeltilir".
Bu sözler kimine göre Sivasspor'un hükmen galip ilan edilebileceği anlamı taşıyor. Ulusoy'u yakından tanıyanlar açısından ise başvurunun reddedileceği...
Ben ikisine de katılmıyorum.
Öncelikle şunun altını çizelim.
Federasyon yönetim kurulu 28 Ağustos'ta yaptığı toplantıda maçın tekrar kararını hakem Bülent Demirlek'i de dinleyip vermiş olsaydı, Sivasspor'un itirazına olumlu yanıt alma şansı azdı.
Tahkim şimdi bu eksiği tamamlayacak.
Demirlek'e "Ey hakem sahaya dönersem 3-5 Sivassporlu futbolucuyu atmak zorunda kalırım dedin mi demedin" diye soracak.
Çünkü kararın tek dayanağı, bu sözlerin kullanıldığı iddiası.
Son söz hakemde
Esas olan onun beyanı.Demirlek "Evet söyledim" derse, itiraz geri çevrilecek, maç tekrar oynanacak.
Hakem "Bu sözleri kullanmadım" derse...
O zaman yeni bir süreç başlayacak.
Çünkü Tahkim Kurulu'nun sonuca bağlı onama yapması, tartışmaya açık bir konu.
Yani kurulun, maçın tekrarı dışında "Sivasspor'un hükmen galibiyeti" ya da "Trabzonspor lehine 1-0 tescili" gibi kararlar vermesi usule pek uygun değil.
Bu durumda haftalardır kamuoyunu meşgul eden olay dosyası bir kez daha Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu'na dönecek.
Eksik incelemede bulunduğu belirlenen yönetim, Tahkim'in bozma gerekçelerini de dikkate alarak yeni bir değerlendirme yapacak.
Daha önce "hakemi kusurlu" bulan federasyon, ya bir başka gerekçe öne sürüp tekrar kararında ısrar edecek ya da maçın sonucunu taraflardan biri lehine tescil edecek.
Görünen o ki, bunca kavga, gürültü ve tartışmaya son noktayı maçın FIFA kokartlı hakemi Bülent Demirlek'in gelecek hafta Tahkim Kurulu'na vereceği sözlü ifade belirleyecek!
Kaçınılmaz olan bir başka sonuç ise, bu ifadeler Demirlek'in de bundan sonraki yolunu çizecek!..
Hakemlik zor zanaat
Kriz anlarında çözüm üretemiyor, inisiyatif kullanamıyorsan, durumunu gözden geçirme vaktin gelmiştir!
Neden mi ? Çünkü kendine güvenin kalmamış ve sorumluluk üstlenemiyorsun demektir.
Bu iddiam sadece Trabzon-Sivas maçının hakemi Bülent Demirlek değil, Süper Lig kadrosunda tüm hakemler için geçerli.
Sorun, hangi durumda maçı tatil edeceğini bilmemek değil.
Sorun, bildiğini zamanında ve yerinde uygulayamamakta... Öğrendiğini hayata geçirememekte...
Müsabaka güvenliğinin kalmadığını düşünüp soyunma odasına gidiyorsan, telefona sarılıp MHK Başkanı arayacağına, o anı yaşayan yardımcılarınla durum değerlendirmesi yapıp, doğru kararı verebileceksin.
Maçı oynatıp oynatmayacağını yüzlerce kilometre uzaklıktaki hakem hocalarına değil, önce kurala sonra mantığına soracaksın.
"Avrupalı meslektaşımdan ne farkım var?" diyorsan, Danimarka-İsveç maçının hakemi Herbert Fandel'in sadece girişim düzeyinde kalan saldırının ardından oyunu tatil ederken, niçin UEFA hakem komitesi başkanına danışmadığını sorgulayacaksın!..
Maçın devre arasında hakem yorumcusu ağabeylerini arayıp "Nasıl, iyi gidiyor muyum?" diye destek aramayacaksın.
Aldığın maçın günahının da sevabının da sana ait olduğunu bileceksin.
Yok bunu yapamayacaksan.
O zaman başka iş yapacaksın!
Gelelim Türk hakeminin inisiyatif kullanmakta neden zorlandığına!.
Suçun büyüğü tabii ki yıllardır dizginleri elinde tutma egosuyla ayakta duran MHK başkanlarında!..
Hakemi telefonla talimat almaya ve tekmil vermeye alıştıran yöneticilerde!..
Olaylar karşısında refleks geliştirme yetersizliğini kullanan büyüklerinde!..
Onu masa başında manüpile etmeye çalışan güçlerde!.
Dahasını söyletmeyin!..
Yöneticilerinin kafasında bin tilki dolaşırken, hakeminden adaletli, objektif, yürekli kararlar vermesini nasıl bekleyebiliriz ki?
Kanım dondu
Pazartesi akşamı Radyospor'da Tayfun Bayındır ile söyleşiyoruz.
Malum konu üzerine!..
Tayfun, program sırasında gelen bir elektronik postayı tehlikenin boyutuna dikkat çekmek için okumak zorunda kalıyor.
Adını da veren Vestel Manisasporlu bir taraftar diyor ki;
"Madem öyle iki hafta sonra bizimle maçları var. Görün bakalım sahaya nasıl iniliyormuş!.."
Kanım dondu.
Korkunç bir durum!..
Şimdi anlayabiliyor musunuz bir aydır niçin bas bas bağırdığımızı?..
Futbolumuzun nasıl bir facianın eşiğine doğru sürüklendiğini...
Görebiliyor musunuz uçurumun derinliğini?..
Yazıklar olsun bu sözleri söyleyene de, söylettirene de.
Kıvırtın kıvırtın
Yaptıkları şey işgüzarlık. Dahası düzen yalakalığı.
Neymiş efendim, Oryantal Dans klasman belirleme şampiyonasında katılımcıların göğüs dekoltesi olmayacak, göbek ve bacakları dikkat çekecek derecede açılmayacakmış. Abartılı olmayan yırtmaçlı etek giyip, kolları göstermeyen bileklik kullanılacakmış.
Neden?
Geçen yıl yalvar yakar Dans Federasyonu'nu kurup sistem içindeki yerlerini aldılar ya!..
Üzerlerine vacip oldu.
Yakında bir de kıyafet yönetmeliği çıkaracaklarmış.
Sağını, solunu, bacağını, göğsünü derken... Bir bakmışsınız başka yerlerini de kapattırmışlar.
Eeee...
Kolay iş değil bu dönemde koltuğu korumak.
Aklını kullanacaksın.
Dahası ortama uyum sağlayacaksın.
En önemlisi iyi kıvırtacaksın ki!..
cersen@milliyet.com.tr

Cafe