
Abbas GÜÇLÜ
Diyalog
Katile af var, öğrenciye yok
Türk eğitim sistemi ile Batılı eğitim sistemleri arasındaki en temel fark, onların, öğrencinin neyi bildiğini ölçmesi, bizim ise, tam tersini, yani neyi bilmediğini ölçmemiz.
Onlar 10 dersten üçünü, beşini, sekizini başaran öğrencinin yapamadıklarına değil, yaptıklarına bakarak ilgi ve yeteneği doğrultusunda ilerlemesini sağlıyor. Biz ise 10 dersten dokuzunu başarıp birinden başarısız olanı kapı dışarı ediyoruz. Yaptıklarının hiç önemi olmuyor.
Tek dersten sınıfta kalmaktan, hele hele okuldan atılmaktan daha ağır bir ceza olabilir mi? Kesinlikle olmaz. Olmamalı da. Ama biz bu cezayı, eğitimde kalite adına büyük bir keyifle uyguluyoruz. Hem de acımasızca. Hem de büyük küçük demeden on binlerce öğrenciye.
Tek ders olayına, pedagojik açıdan bakıldığında da suçlu ya da başarısız olan, öğrenciden çok, o tek dersin öğretmenidir. Eğer bu öğrenciler gerçekten sorumsuz, tembel ya da ciddiyetsiz olsalar diğer onca dersi başaramazlardı. Eğer zor olanı başarıp tek derste takılıyorlarsa, asıl sorgulanması gereken, o dersin öğretmenidir.
Bütünleme sınavlarıyla ilgili bilgiler geliyor. A dersinden öğrencilerin yüzde 90'ı sınıfta kalmış. Sınava giriyorlar yine yüzde 85-90'ı başarısız oluyor. Kimi yıl kaybediyor, kimi de okuldan atılıyor. Ama hiç kimse o öğretmeni sorgulamıyor. Tıpkı ÖSS'deki yüz binlerce sıfır gibi. Bu sıfırlar, aslında öğrencilerden çok öğretmenlerin, Talim Terbiye'nin, MEB'in, velilerin ve hepimizin. Ama fatura sadece öğrencilere çıkıyor.
Öğrenciler, katiller, hortumcular, gaspçılar ve yüz kızartıcı diğer suçları işleyenler gibi af istemiyorlar. Yeni bir sınav hakkı, yeni bir gelecek ve daha kaliteli eğitim istiyorlar. Hepsi o kadar.
Bir karar alınırken, getiri ve götürüleri birlikte düşünülmelidir. Özellikle de eğitimde. Bu öğrencilere yeni bir sınav hakkı vermeyip de sınıf tekrarı ya da kapı önüne koyduğumuzda ne olacak? Bu konuda ayak direyenler bir kez daha düşünmeliler. Yeni bir sınav hakkı belki 100 öğrenciden 10'u ya da 20'sini bir üst sınıfa taşıyacak. Olsun. Birinin bile ertesi gün yüzünün gülüyor olması bu mücadeleye değer...
Kaldı ki üniversiteyi kazananlara bu hak verildi. Demek ki o kadar da yanlış bir şey değilmiş!..
OKS'de 3. kayıt sancısı
MEB'in anadolu liselerine 3. kayıt şansı tanımasına sevinenler kadar kızanlar da oldu. Bunların en başında da geçen yılın mağdurları geliyor. Bakanlık aynı düzenlemeyi geçen yıl da yapmış olsaydı, çocuklarımız bugün çok farklı okullarda okuyor olacaklardı, siteminde bulunuyorlar.
Bu yıla yönelik düzenlemelerin yeni mağdurlar yaratmaması için ise bir dizi önlemin alınması gerekiyor. Özellikle de kolejleri de içine alacak şekilde. Yoksa 4. bir kayıt dönemi daha gündeme gelebilir. İşte bunlardan bazıları:
Doğru çözüm ne olur?
Anaolu liseleri dolarken kolejler boşaldı. Kolejler dolarken de anadolu liseleri. Bu karmaşanın asıl nedeni bu. 3. kayıt dönemi de bu kaosu tam anlamıyla çözemeyecek. Bakanlık eğer sorunu yeni tartışmalara zemin oluşturmayacak şekilde çözmek istiyorsa yapacağı tek şey var.
Yeni bir yönetmelik yayımlayıp bugün başlayacak 3. kayıt döneminde, anadolu liseleri ve kolejleri kapsayacak karma bir tercih listesi alıp ona göre bir yerleştirme yapacağını hemen duyurmalıdır. Bu, 8-10 okulluk bir liste olabilir. İnternet üzerinden olacağı için zaman kaybı söz konusu değil. Ayrıca yeni tartışmalar da getirmeyecektir. Aksi bir durumda, kontenjan açıkları ve bu yöndeki tartışmalar hiç bitmeyecektir.
aguclu@milliyet.com.tr

Cafe