Taslakta 'laiklik' ve 'tarikat' tartışması
Anayasa taslağındaki laiklik tanımı ile 'din ve vicdan özgürlüğü' önerilerini, bazı anayasa hukukçuları kuşkuyla karşıladı. Prof. Özbudun ise 'Laikliği güçlendirdik' dedi
Gökçer Tahincioğlu - Ankara
AKP'nin isteği üzerine hazırlanan yeni Anayasa taslağı, "laiklik" ve "tarikatlara özgürlük" tartışması başlattı. Taslakta yapılan laiklik tanımı ve "din ve vicdan özgürlüğü" ile ilgili öneriler, bazı anayasa hukukçularınca kuşkuyla karşılandı. Taslağı hazırlayan akademisyen heyetinin başkanı Prof. Dr. Ergun Özbudun ise eleştirilere, tarikatlara ilişkin bir hüküm bulunmadığı yanıtını verdi.
AKP'li hukukçularca da masaya yatırılan taslağın gerekçesinde, laiklikle ilgili mevcut Anayasa'da olmayan ifadeler kullanıldı. Taslağın gerekçesinde, Türkiye'de en çok tartışılan kavramlardan biri olan laiklikle ilgili yeni tanımlar getirildi. 1982 Anayasası'ndaki laiklik tanımına dikkat çekilerek, laikliğin hiçbir inancı olmayanları da koruduğu, ayrıca devletin dininin olamayacağı vurgulandı.
Kamu düzeni
Taslakta, Anayasa'nın "din ve inanç hürriyeti" başlıklı 24. maddesiyle ilgili olarak şu düzenlemeler getirildi:İstismar ve kötüye kullanma
Taslağın aynı maddesinde yer alan "Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya şahsi çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla, her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz" fıkrasıyla ilgili de 3 seçenek önerildi.İlk öneride fıkranın aynen korunması gerektiği savunulurken, ikinci öneride "Din ve inanç hürriyeti, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini din kurallarına dayandırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz" ifadesi yer aldı.
Üçüncü seçenekte de, fıkranın yerine "Din ve inanç hürriyeti, anayasal düzeni din kurallarına dayandırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz" düzenlemesi önerildi.
Kuşkuyla yaklaştılar
Anayasa hukuku uzmanlarından Prof. Dr. Ülkü Azrak, taslaktaki "toplu ibadet"e olanak tanıyan düzenleme konusunda şunları söyledi:"Yargıya varmak için bütününe bakmak lazım. Bunlar soyut tanımlar. 1961 Anayasası'nda bu ifadeler hiç yoktu. Din ve inanç hürriyetinin sınırlandırılmasına ilişkin 24. maddenin son fıkrasının değiştirilmesi ilginç. Burada önerilen iki seçenek de yoruma muhtaç. Tarikatlar daha rahat hareket olanağı bulabilir. Ama, özü de 1982 Anayasası'ndan çok farklı değil."
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da "Metni okumadan konuşmak güç, ancak ayin ve ibadetlerle ilgili genişlemeyi niçin yaptığını anlamak zor. 14. maddeye atıfta bulunulmaması bir eksiklik değil. Yine de bu metin, AİHS'ye atıf yapsa da, dinsel alanı genişletmeye eğilimli bir metin intibaı veriyor. 24. maddedeki sınırlama hükmünün değiştirilmesinin önerilmesine de gerek yoktu" yorumunu yaptı.
'Devrim yasaları korunuyor'
Prof. Dr. Ergun Özbudun ise şöyle konuştu: "Bu taslakta laiklik güçlendiriliyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki (AİHS) tanımlar söz konusu. Topluca ibadetin serbestliği 'tarikatlara özgürlük' diye yorumlanıyor. Cuma namazı toplu ibadet değil mi? Tarikatlarla ilgili en ufak hüküm yok. 1982 Anayasası'nda durum neyse sürüyor. Devrim yasaları korunuyor."Türban serbestisi
Taslakta, "eğitim ve öğretim hakkı" başlıklı madde yeniden düzenlenirken eğitim ve öğretimin "Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda" yapılacağı ilkesi kaldırıldı. Bu maddeye türban yasağının kaldırılmasıyla ilgili iki seçenekli öneri getirildi. Birinci seçenekte, "Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz" denildi. İkinci seçenekte, "yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir" hükmü önerildi.
Taslakta, 24. maddenin devamında yer alan din derslerinin zorunlu olmasına ilişkin olarak da iki seçenek önerildi. İlk öneride, din öğretiminin isteğe bağlı okutulması, ikinci öneride zorunlu derslerden isteğe bağlı olarak muaf tutulma yer aldı.

Cafe