Dayanın, az kaldı !
Devler, ayağına gelen kısmeti dün bir kez daha teperken, coachundan oyuncusuna sanki kazanmak değil de kaybetmek için elinden gelen herşeyi yapıyordu sahada...Ama açıkçası, basketbolu uzun süredir takip eden biri olarak dünkü kaybediş sonrası çıkardığım sonuç, oyuncuların "Biz bu hocayla çalışmak istemiyoruz" mesajıdır !..
Eğer bir takım, 10 sayı geriye düştüğü bir maçta oyunu çevirip, üç sayı da öne geçip, ardından da 10 dakikada tek sayı bulup, 1 - 21'lik seriyle 17 sayı geriye düşebiliyorsa, oyunun son periyodunda "idmanda bile yapılmayacak gayri ciddi atışlarla rakip potayı dövüyorsa", eğer her maç attığı serbest atışın (yanlış anlamayın, basketbolun sayıya giden en kolay yoludur) yarısını kaçırıyorsa, bunun adı motivasyon felaketidir.
İşin ilginç yanı, bu kez Devler'in üç sayı yüzdesi de serbest atış yüzdesinin (!) gerisinde kalmıştı (4/25 yüzde 16)... Kenardan gelenlerin katkısını (!) bir kenara bırakın, Hidayet ile Mehmet'in toplam 31 sayısına, takım arkadaşları topu topu 20 sayı ile eşlik edebilmiş !..
Peki Tanjevic, bu oyuncularla hala çalışmak istiyor mu acaba ?
Bence o da, bu oyuncularla çalışıp çalışmama konusunda kararsız !.. Üçüncü periyodun sonunda mola almadan "maçın kaybediliş nedeni olan" 10 - 0'lık seriye izin verişi, son çeyreğe Memo ve Hido'dan yoksun başlayıp, fark 17 sayıya çıkana kadar mola almadan beklemesi, beterin beteri...
İzlediğimiz hiçbir maçta "oyunu bırakıp, teslim bayrağını hemen göndere çekiveren", hırs ve arzudan yoksun ve bu kadar KIRILGAN başka da bir takım olduğunu sanmıyorum. Eminim ki kaybettiğimiz maçları izleyenler, içlerinden "bitse de gitsek" diyordur... Ben de diyorum ki, dayanın, az kaldı !..
gtüre@milliyet.com.tr

Cafe