
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Deyimlerden hisseler...
GÜZEL bir Osmanlı deyimidir: "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!"
Fatih Sultan Mehmet'in dediği gibi:
"Olma mağrur dilber hüsnü cemale kıl vefa
Baki kalmaz kimseye nakşi nigar elden gider."
Diyeceksiniz, nereden gerekti bu laflar?
Gerekir, gerekir; sizin için de gerekir, bizim için de gerekir.
* * *
GEREKMESEYDİ Hacı Bektaş Veli der miydi:
"Hararet nar'dadır, sac'da değildir,
Keramet baştadır, tac'da değildir,
Her ne arar isen kendinde ara,
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir."
* * *
KANUNİ Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'a Osmanlı sadrazamlarından en hırsızı Rüstem Paşa talip olmuş.
Rüstem Paşa o tarihte Diyarbakır Valisi. Padişah oraya bir hekim gönderip "Bu adam cüzzamlıdır" iddiasının doğru olup olmadığını öğrenmek istemiş... Hekim, Diyarbakır'a gitmiş ve Rüstem Paşa'nın kürkünün yakasında bit dolaştığını görmüş. O dönemin inancına göre cüzzam hastasına bit gelmezmiş. Padişah da buna inanmış, kızını Rüstem Paşa'ya vermiş...
Halk hemen yakıştırıp yapıştırmış:
"Olacak bir kişinin bahtı kâvi, talihi yar
Kehlesi dahi mahallinde işe yarar."
"Kehle"nin "bit" olduğunu yazarsak halkın ne demek istediğini anlarsınız.
* * *
BİLİR bilmez her işe burnunu sokup, başı derde girince de "Ah kaderim, vah kaderim!" diye dövünenlerin ağzının payını Mehmet Akif Ersoy verir:
"Kadermiş, öyle mi? Hâşâ bu söz değil doğru.
Belanı istedin, Allah da verdi... Doğrusu bu."
* * *
HER değişikliğin ona da yarayacağını sananlar vardır. Her seferinde heyecanlanıp ayağa fırlarlar, sonra içi boş çuval gibi çökerler... Oysa, değişen bir şey yoktur. Neyzen Tevfik'in dediği gibi:
"Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti."
Niye, niçin böyle?
Tevfik Fikret cevabı verir:
"Beşerin böyle dalaletleri
Putunu kendi yapar, kendi tapar."
Hem putunuzu yapacaksınız, hem yaptığınız puta tapacaksınız, sonra yakınacaksınız.
Derler ki:
"Tahsil cehaleti götürür, eşeklik baki kalır..."
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe