
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Dans olsun, okşama olsun: Memleketimin ilişki sorunsalı!
Geçen pazar şöyle yazmıştım:
"Ya bir gün bu resepsiyonlardan birinde çok sıkılan AKP kabinesi aniden erkek erkeğe dans etmeye başlasa?
Bıyıklı ve son derece sıkılmış adamlar bu çağdaş yaşam işkencesine daha fazla katlanamayıp aniden böyle bir isyana girişseler?
Ya da mesela Cumhurbaşkanlığı Konutu'nda verilen resepsiyonlarda çağdaş Türkiye'nin "Dans edilsin!" emrini yerine getirmeye karar vermiş başörtülü hanımlar "kız kıza" dansa girişseler..."
Kapaktaki dans
Leman ve Penguen dergileri erkek erkeğe dans fikrini iyi bulmuş olacaklar ki, ikisinin kapağında da Tayyip Bey ile Cumhurbaşkanı Gül'ün "ikili dansta figür yaparkenki" halleri vardı. İki dergiye de tebrikler...
Bu ara, sadece mizah dergileri değil, bütün dergiler kendince bu yeni durumun şokunu hafifletmek için "mizah girişimlerinde" bulunuyor. Bir sosyete dergisi de her biri kendince bir "first lady" değerinde olan sosyete hanımlarını tesettüre sokmuş.
Merak ediyorum, acaba aynı "mizah cesaretini" meşhur tesettürlü hanımlara bikini giydirmek için gösterebilirler mi? Peki hadi bikini olmasın da haşema olsun. Bu cesareti yine Penguen'den, yine Leman'dan bekliyorum.
Alkolikler resepsiyonu
Konu bu değil aslında. Konu, ilk kez kendimi Abdullah Gül'e yakın hissedişim. Olay resepsiyonla ilgili yine. Kabul ediyorum:
Ancak, "Azimli Alkolikler Derneği"nin davet edilmesi halinde içki içilebilecek saatlerde resepsiyon vererek dehşet verici alkol alınması ihtimalini ortadan kaldırma manevrası başarılıydı. Tebrikler. Fakat Abdullah Bey, aynı manevra kabiliyetini Cumhurbaşkanı olmasına rağmen eski bir partili tanıdığın yanağını okşaması girişimi sırasında gösteremedi. İşte bu talihsiz durum Abdullah Bey'i ilk kez kendime yakın hissetmeme neden oldu.
Kanımca olay, memleketimizde sık sık görülen "Eskiden tanırım keratayı!" sendromunun nadide örneklerinden biridir. Benim de başıma üç beş kez gelmişliği vardır. Ne sana doğru gelmekte olan münasebetsizliği engelleyebilirsin ne bir şey söyleyebilirsin, öyle berbat bir durumdur.
Bir gövde hareketiyle direnmeye kalksan, "Unuttu tabii eski günlerini" diyecekleri için de öylece durmaktan başka çaren kalmaz. Bir şey söylesen "Ne oldu len?" ile başlayan ve giderek yanaktan makas almaya kadar varabilecek belalı bir süreci de başlatabilirsin.
Okşanmama sözü
Olayın diğer bir yanı da şu:
Korkarım ve öyle sanıyorum ki, bu okşama-okşanma olayı AKP ile birlikte memleketimiz siyasetinin ayrılmaz parçalarından biri olacak. Nasıl dans etmemek yeni siyasi teamül olma yolunda ilerliyorsa okşanmak da bir tür normal siyasi insan davranışına dönüşecek zannımca.
Zira, Tayyip Bey'in de yanağının Mehmet Barlas tarafından okşanması söz konusu olmuştu hatırlarsanız. O gün de dikkatimi çeken, bugün yine çekmiş olan ayrıntı ise şu:
Okşayan, okşanandan hep daha uzun boylu.
Yani bu erkekler arasında örtülü bir iktidar, güç gösterme jesti gibi görünüyor. Düşünsenize, sizden daha uzun boylu ya da sizden daha güçlü konumda birinin yanağını okşayabilir misiniz? Gidip patronunuzun yanağını okşamayı deneyin bakalım. Olmaz.
Bu durumda Tayyip Bey'e sözüm yok, ama Abdullah Bey Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra verdiği sözlere bence yanağını okşatmayacağı sözünü de eklemeli. Nihayetinde bu durum onu, "Bizim partinin çocuklarından" durumuna düşürdüğü gibi bir cumhurbaşkanının karizmasını olmayacak düzeyde derinden çiziyor.
ecetem@hotmail.com

Cafe