Liderlerden hidrojen için yanıt bekliyor
Dünya Hidrojen Enerjisi Konseyi Başkanı Prof. Veziroğlu, Başbakan Erdoğan ile diğer parti liderlerine hidrojen enerjisine geçmenin zorunluluğunu ve Türkiye için önemini anlatan mektup yazdığını ama yanıt alamadığını söyledi
Önay Yılmaz - İstanbul
Seçimden önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere tüm parti liderlerine, 19 Mart 2007'de, "Türkiye'nin Ekonomik Bağımsızlığının ve Çağdaş Uygarlığa Erişmesinin Çözümü: Hidrojen Ekonomisi" konulu bir mektup gönderen Dünya Hidrojen Enerjisi Konseyi Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, hâlâ bir yanıt bekliyor.
Miami Üniversitesi'nde telefonla görüştüğümüz Veziroğlu, hidrojen ekonomisiyle, 2060'ta Türkiye'nin Avrupa Birliği'ni kişi başına gelir düzeyinde yakalayabileceğini belirterek şöyle dedi:
'2060'ta AB'yi yakalarız'
"Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre, 2010'da kişi başına gelirde Türkiye 6 bin dolar, AB 28 bin 500 dolar; 2030'da Türkiye 14 bin, AB 45 bin; 2050'de Türkiye 33 bin, AB 78 bin dolara yükselecek.Eğer şimdiden bir plan dahilinde hidrojen enerjisine geçmek için programımızı hazırlar ve tatbik etmeye başlarsak, ticari olarak 2010-11 yıllarında hidrojen üretimine başlayabilir ve 2040'lı yıllarda bütün enerjimizi hidrojen olarak Türkiye'de üretebiliriz.
Bu takdirde Türkiye ile Avrupa arasındaki kişi başına gelir farkı gittikçe azalacak. 2050'de Türkiye'de kişi başına gelir 63 bin, AB'de ise 78 bin dolar olacak. Sonuçta 2060'ta Türkiye Avrupa'ya yetişebilecek. İşte mektupta bunları anlattım."
Ancak hiçbir parti liderinden yanıt alamadığını anlatan Prof. Veziroğlu, "Hatta Başbakan'a ayrı mektup yazdım. Yanıt yok. Ben ABD eski Başkanı Bill Clinton'a bırakın mektubu, e-mail atıyorum bir hafta sonra cevap geliyor" diye konuştu.
'Bürokrasi büyük engel'
Hidrojen araştırmalarında Türkiye'yi dünyanın merkezi haline getirecek Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi'ni (ICHET) kurmayı başardıklarını belirten Prof. Veziroğlu, ancak İstanbul'da yapılacak arsa tahsisi konusunun hâlâ çözülemediğini belirtti.Prof.Veziroğlu, "Türkiye'de bürokrasi büyük zorluklar çıkarıyor. Benim de bu işlerin böyle ağır aksak işlemesine çok canım sıkıldı. ABD'ye erken dönmemde Türkiye'de işlerin uzaması, arsa tahsisinin bir türlü gerçekleştirilememesi de büyük rol oynadı" dedi.
Merkezin kurulduğunu, ancak arsanın hâlâ bulunamadığını anlatan Veziroğlu, şöyle devam etti:
"Biz BM'ye bağlı olan teşkilatı kurduk. Merkez'de dünyanın birçok ülkesinden hidrojen konusunda uzman elemanlar görevli. Bu çok önemli bir merkez ve bütün dünyanın hidrojen enerjisine geçmesine yardım edecek. Buna da Türkiye ön ayak oluyor. Bu merkezin devamlı çalışma yeri, laboratuvarları kurulsun istiyordum. Olmadı ama mutlaka kurulacak..
BM'nin merkezin kurulması için verdiği sürenin dolmasına 1 yıl var. Ama ben bu süre içinde merkezin tamamlanacağına inanıyorum. Merkez kurulmadan evvel Türkiye'de 2 şirket vardı hidrojenle ilgilenen. 3 sene içinde bu sayı 30'a çıktı. 3 üniversitede çalışma vardı, 45'e çıktı üniversitede çalışma sayısı."
Hidrojenin faydaları
Prof. Veziroğlu, mektubunda hidrojen enerjisine geçmenin Türkiye'ye faydalarını şöyle sıraladı:
1- Sonuçta bütün yakıt ihtiyacımızı kendi birincil enerji kaynaklarımızla sağlamış olacağız; fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.
2- Hidrojen enerjisi teknolojileri Türkiye'ye girecek, bazılarını Türk mühendisleri yaratacak ve bu konuda bilgi birikimi olacak.
3- Yeni iş sahaları açılacak, hem tarımda ve hem de sanayide istihdam yaratılacak.
4- Türkiye ürettiği fazla hidrojeni Avrupa'ya satıp döviz kazanacak.
5- Küresel ısınmanın getirdiği zararlar ortadan kalkacak, Türkiye temiz çevreye kavuşacak.
6- Türkiye Kyoto Protokolü kurallarına uymuş olacak.
7- Türkiye teknoloji ihraç eden bir ülke olacak, kalkınmasını hızlandıracak, ekonomik bağımsızlığını sağlayarak çağdaş uygarlığa erişecek.

