
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Kimler geldi, kimler geçti...
Siyasette gelip geçenler ve geçecekler bir yana... Ajda Pekkan mikrofonda söyleyeceği şarkıyı anons etti: "Kimler geldi, kimler geçti..."
Birkaç muzip dost bağırdılar: "Kimler, kimler?.. İsimleri lütfen?.."
O güzelim şarkının söz yazarı Fikret Şeneş yerinden kalktı, mikrofondan; "O sözleri Ajda için değil, kendim için yazmıştım" dedi.
Ajda'yı tüm yaşamında olduğu gibi gene korumasına almıştı. Espri şimşeklerini kendi üzerine çekmişti.
Fikret Şeneş, Ahmet ve Celal Çapa kardeşlerin annesidir. İkisi de neşeli, nüktelidir.
Ahmet Çapa, oturduğu yerden seslendi: "Ayıp oluyor ama anne!.."
Herkes makaraları koyverdi. Ajda da rahatladı. O, şarkıya başlarken, Fikret Şeneş de bir "güzellik" düğümü daha atmış olmanın keyfiyle masasına dönüyordu.
Zaten yıllar geçmiş ve tüm şarkılarını Kemal Bey diye andığı bir kişi için yazdığını açıklamıştır. 50 yıllık bir aşk...
20-25 yıl önce, o zaman İstanbul'un en havalı mekânlarından biri olan Büyükdere Şamdan bahçesinde bir özel davetten anımı yansıttım.
Nedeni ise, önceki gece Kuruçeşme Arena'da düzenlenen Fikret Şeneş "Kimler geldi, kimler geçti" gecesi.
Sezen-Ajda düeti
Sezen Aksu ile Ajda Pekkan'ın birlikte sahne almaları, son haftaların en güzel görüntülerinden biri... Böyle bir düete tanık olmak şanstır.
Fikret Şeneş'in en güzel sözlerini seslendirdiler. Ardından Sezen Aksu az ötedeki "Çırağan Saray'ında düzenlenen ATV gecesine gideceğini, orada söyleyeceğini" açıkladı ve "ekmek parası işte" dedi. Ve gece, ünlülerin Şeneş şarkılarıyla aktı.
Nükhet Duru, Yeşim Salkım, Yaşar, Ayla Algan, Deniz Seki... Her biri Şeneş'le ilgili anılarını da anlattı.
Şeneş de onların seslerini, stillerini yorumladı.
Yaşar'ın sesi ve yorumu gerçekten gelip geçici olmadığı iddialarını doğruluyor. Ayla Algan, yürek atışlarını hissettiren konuşmasıyla, nükteleriyle alkışları tırmandırdı.
Ajda, diğer sanatçılarla dönüşümlü olarak mikrofona geliyordu ve rahmetli Egemen Bostancı'nın ona verdiği "Süper Star" unvanının nasıl da isabetli olduğunu kanıtlıyordu. Sesiyle, giyimiyle, dansıyla müthiş bir sahne performansı...
Fikret Şeneş'in şarkılarıyla yıllar boyu duygulandık. Güzellikler yaşadık.
O gece de Fikret Şeneş'e yürek dolusu teşekkürün sunuluşuydu.
"Ben de müridiyim" sözcükleriyle noktalamıştım.
"Tarikat" dedikse, aramızda mizahı olan bir söylem bu.
Ankara'nın duayen bürokratı Kemal Baytaş'ın etrafında oluşmuş bir geniş dost çemberi için kullanırız.
Baytaş'a da "şeyhimiz" diye takılırız.
Hepimiz Atatürk ilkelerine yürekten bağlıyız.
Öyle, inanç anlamında tarikatlarla, zaviyelerle, cemaatlerle hiçbir ilgimiz yoktur.
Birlikte yer içeriz, siyaset, sanat, tarih ne varsa konuşuruz.
Ama...
Birkaç okuyucu bütün bunları yazdığım halde "tarikat" ve "Şeyh Baytaşi" gibi sözcükleri gene de gerçek gibi algılamış.
"Milliyet'te olacak şey mi?" diye mesaj çekenler oldu.
Bilmem bu kez anlatabildim mi?
Erbakan'ın Başbakanlıktan indirilişine uzanan 28 Şubat sürecinin en gerilimli günleri...
Başbakanlık Köşkü'nde Erbakan'ın verdiği yemekte rakı istediği için o camiada adı "Rakıcı Amiral"e çıkmış olan, dönemin Den. Kuv. Kom. Oramiral merhum Güven Erkaya onuruna, büyükelçi bir akşam yemeği düzenlemiştir.
Büyükelçi İnal Batu da Ankara'dan henüz gelmiştir ve o da davetlidir.
Erkaya, masanın öte ucundaki Batu'ya "Nasıl, şeyhimiz sıhhatteler mi?" diye sorar.
Batu da "Sağlığı iyidir. Size en iyi dileklerini iletmekle görevlendirdiler" cevabını verir.
Masada bir sessizlik olur.
"Başbakanlık Konutu'nda tarikatçılara, sarıklılara yemek verdi" diye Erbakan için fırtınalar koparken, nasıl olur da 28 Şubat'ın en gözü kara komutanı Erkaya'nın bir şeyhi, bir tarikatı olabilir?
Erkaya ve Batu durumu fark ederler, bir kahkaha patlatırlar. Durumu anlatırlar.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe