İkinci dersten geçtik
Malta beraberliği ile hayal kırıklığı yaratan Milli Takım, Macaristan engelini geçmeyi başardı, grupta kaybettiği avantajını yine geri aldı. İkinci yarıda adeta coşan ay-yıldızlı ekibimiz Gökhan Ünal, Aurelio ve Halil Altıntop'un golleriyle üç puanı kaptı
Top yere inince
90 DAKİKA - MEHMET DEMİRKOL
Milli Takım yine flu bulanık bir oyunla başladı Macaristan maçına. Malta maçıyla bir diziliş farkı yoktu. Fark, oyuncu tercihlerindeydi. Orta sahanın göbeğinde daha sert bir ikiliye yer verilmişti: Marco ve Ayhan. Hücum ikilisiyse Hakan-Halil'den tamamen farklı karakterdeydi.: Gökhan-Nihat. Terim orta sahasını yerden oynamaya mahkum etmişti böylece. Bu mahkumiyet kararına uyuldu mu? Hayır tabii ki. Orada Hakan bile değil, Mehmet Okur varmış gibi oynamaya devam ettik.Tuncay daha etkili, Gökdeniz daha etkisizdi. Üzülmez ve Hamit sürekli rakip alana sarkıyor ve orta saha gibi oynuyordu. Yani özünde, fiiliyatta 2-4-4 gibiydik. Servet, Priskin'le boğuşuyor, Emre Aşık artanları topluyordu. Orta sahamızın göbeğinin daha dirençli olmasına rağmen Hajnal ve Dzsudak'ın sarkışlarına, daha tehlikelisi Prişkin'i kaçırışlarına çok mani olamadık. Kalemize geldiler. 5 korner bulacak kadar.
Bizi flu, bulanık yapan ise kanatta arkaya sarkma operasyonlarında kilit pası vermekte oyuncularımızın tedirgin oluşuydu. Ayhan ve Marco maalesef hızlı ve kararlı bir pas organizasyonu kurmadılar. Pas hatasından çekindiler ve hemen her seferinde yan top yaptılar. Gökdeniz ise çoğu zaman ileri ikilinin arasındaki tilki avındaydı. Ama oraya çok ve hızlı top indiremeyişimiz neticesinde rakibin 5'li savunması ve bu hatta yakın duran 4'lü orta saha arasında etkisiz kaldı.
İkinci yarıya Emre'yle başladık. Topu yere indirmek, daha hızlı olmak lazımdı zira. Topu ayağına o aldığında Gökhan da çalışmaya başladı. Hep değil zaman zaman.
Gera'nın Tanrı'nın bir lütfu olarak atılışı işin rengini tamamen değiştirdi tabii. Yerden daha fazla oynadık. Gökhan'dan yaralanabildik. Hallil'in girişi konsantrasyonlarını iyice parçaladı. Tuncay da devreye girdi böylece. Emre zaten kendinden geçmişti. Gole meydan veren pasından sonra dönüp hıncını çıkardı basın tribününden. El-kol-bağrış, çağrış. Bir ağız okuması yapar birisi artık. Kimbilir! Bu motivasyonla farklı olabildi. Kendisine benzeyebildi. Belki ona İngiltere'de de böyle eleştirecek bir basın lazım.
Ve 2-0'da geldi peşinden. 5-4-0 oynayan Macarlar tamamen savunmaya bağlayınca işi. Maç çok erken bitti. 90'daki çok acayip gol ise işin sosu oldu.
MAÇIN ADAMI
Emre Belözoğlu
İkinci yarıda oyuna girdi. Özellikle Gera oyundan atılıp kontr tehlikesi ortadan kalkınca topu yere indirmemizde başroldeydi. Akıllı ara pasıyla Tuncay'ı kaçırmasıyla gelen gol, rakibin direncini iyice kırdı. Arkasında Marco'yla oynayınca gücünü daha ekonomik kullandı ve yararlı oldu. Maçın adamı oydu da... Golden sonra kendisini eleştirenlere yaptığı o el-kol hareketleri, söyledikleri (kimbilir neydi!) Hadi diyelim onu eleştiren bizler, bunu hak ediyoruz. Peki o bunları hak ediyor mu? Maçın adamına bu yakışıyor mu? Yakışıyor diyorsa eyvallah! Yolu açık olsun.MAÇIN DAKİKALARI
7 Tuncay'ın nefis ara pasına Nihat altıpasın sağından sert ama kalecinin üzerine vurdu.
11 Dzsudsak'ın ceza sahası içine verdiği derin pasa Prişkin yetişti ama müsaitte topa vuramadı.
16 Yine Dzsudsak'ın pası tüm savunmamızın arasından altı pasımıza kadar geldi. Öyle ki Hakan'la karşı karşıya kalan Hajnal da bunu beklemiyordu. Kötü bir şut çekti ve top Hakan'ın ayağına çarpıp kornere gitti.
21 Prişkin'in sert şutunda Hakan güzel bir plonjonla topu kornere yolladı.
45 Tuncay; Nihat ve Gökhan'ın verkaç girişiminden doğan karambolde kaleciyle karşı karşıya kaldı. Kötü bir şutla topu üstten dışarı yolladı.
47 Emre, Gökhan'la girdiği verkaçta kaleciye karşı karşıya kaldı. Fülop iyi kapadı. Sakatlanmak pahasına.
59 Bir kontratak. Prişkin, Gera'yı kaçırıyor, çaprazda şutuna Servet dalıp kornere atıyor topu.
64 Bir faul yapıyoruz. Durmadan başlıyorlar. Prişkin'den kalenin önüne Gera'ya bir pas. Hakan'la çarpışıyorlar. Yoksa penaltı ve kırmızı kart mı? Hayır 2. sarı kart ve Gera dışarıda. İşte maç şimdi değişti.
68 Emre'nin Tuncay'ı harika kaçırışı onun harika ortası Gökhan arka direkte harika vuruyor: 1-0
72 Emre'nin volesi defansa çarpıp Marco'nun önüne düşüyor. O düzeltip vuruyor: 2-0
90+3 Halil'in sıfırdan acayip vuruşu kalecini müdahalesiyle filelere gitti: 3-0
Büyük hasret bitti
Milli Takımımız, taraftarıyla buluştu, büyük hasrete nokta koydu. Ay - yıldızlılar, 16 Kasım 2005'teki olaylı İsviçre maçından 665 gün sonra Türkiye'de resmi bir maça çıktı. UEFA, İsviçre maçındaki olaylar yüzünden Türkiye'ye önce 6 resmi karşılaşmayı tarafsız sahada seyircisiz oynama cezası vermiş, bu ceza daha sonra 3 maça düşürülmüştü.
Anonsla uyarı
Maça taraftarlar büyük ilgi gösterdi. BJK İnönü Stadı tribünleri tamamen dolarken, Futbol Federasyonu tarafından taraftarlara 20 bin bayrak dağıtıldı. Maç öncesinde anonsla uyarı yapılarak İsviçre maçından sonra verilen cezanın artabileceği hatırlatılarak taraftarlardan hiçbir taşkınlık yapmamaları istendi.
Bakan-Ulusoy birlikte
Milli maçı izleyenler arasında Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu da vardı. Bakan Başesgioğlu, karşılaşmada Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ile birlikte protokol tribününde yer aldı. UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik, Gençlik ve Spor Genel Müdür Vekili Mehmet Atalay ve bazı kulüplerin başkanları da mücadeleyi tribünden izledi.
Hamit cezalı
Macaristan karşısında dün sarı kart gören Hamit Altıntop cezalı duruma düştü. Malta ile Frankfurt'ta oynanan ilk karşılaşmada da sarı kartla karşılaşan futbolcu, 13 Ekim'de Moldova ile oynanacak karşılaşmada yer almayacak.
Fülop hastanelik
Macaristan Milli Takımı kalesini koruyan Fülop, sakatlanarak oyundan çıktı, maç sonrasında da hastaneye kaldırıldı. 71. dakikada yerini Balogh'a bırakan Fülop'un, girdiği bir pozisyon sonrasında başının yarıldığı öğrenildi.

Cafe