Kolay değildir!
Dışarıdan konuşmak her zaman kolaydır. Ama böyle bir atmosferde oyuncuların gerçek performanslarını göstermeleri her zaman zordur2-0'dan sonra milli takımımızın oynadığı oyunu bir düşünün. Öylesine bir yük kalkmıştı ki oyuncuların üzerinden. Vücutları sanki boşalmıştı. Derin bir oh çektiler. Ve kalan bölümde keyif yapmaya çalıştılar. İçlerinden "nedir bu beş gündür çektiklerimiz" diye de söylenmişlerdir. Rakiplerinin üzerine gitmiyorlar, Servet, Aurelio'ya, o başkasına, alan bir başkasına topu veriyordu. Bu aslında rahatlamanın bir göstergesiydi.
Niye böyle başladım yazıya biliyor musunuz? Çünkü bu takımdaki oyuncuların hepsi Avrupa Kupaları'nda, milli maçlarda birçok kez oynamalarına rağmen aşırı gerginlikten kalitelerini, yeteneklerini sahaya yansıtamıyordu. Ne karşılarında Budapeşte'deki Macaristan vardı (çok toparlanmışlar), ne de biz Budapeşte'deki psikolojik rahatlık içindeydik.
İlk yarıda maç kafa kafa gitti. Biz ne kadar korner attıysak, onlar da o kadar attı. Biz ne kadar pozisyona girdiysek, onlar da o kadar girdi. Yani oyun kora kor oldu. Dışarıdan konuşmak her zaman kolaydır. Ama böyle bir atmosferde oyuncuların gerçek performanslarını göstermeleri kolay değildi. Zaten çocuklar da zorlandı.
Bunların içerisinde sadece Emre vardı, sakin olabilecek yapıda. O da haklı olarak uzun süredir oynamadığı için fiziki durumu kötüydü. Tam zamanında girdi. Allah yukarıda; "Emre girerse işi çözeriz" diye düşünüyordum. Öyle de oldu. Sadece Tuncay'a attığı pas yüzünden değil. En büyük sıkıntımız olan hazırlık pasları ilk yarıda yavaştı. Ama Emre'den sonra hızlı ve öne doğru olmaya başladı.
Şu oyuncu, bu oyuncu demiyorum. Bu maçı oynamak zordu. Ancak Emre Aşık için bir şeyler söylemek istiyorum. Belki acayip oynamadı. Rakibin tek santrforu ile hep Servet boğuştu ve başarılı oldu. Dikkatliydi. Konsantrasyonu ve fiziği gençlere örnekti. Bir oyuncu hep hazır olur mu?
Hakem mi! Ben bir şey demiyeceğim. Şahane idi. Anlamışsınızdır!
rdilmen@milliyet.com.tr

Cafe