Üç gün önce üç gün sonra
Aurelio'nun 2. golü sonrası ve galibiyetin ayak sesleri Türkiye'nin zafer gecesini tartışılamaz hale getiriyorduFutbolda lafla peynir gemisi yürümüyor sevgili dostlar... Dün gece kendi sahamızda oynamanın hele 12. gücümüz olan seyircimizle yürek yüreğe yaşamamızdı mutlu sonu ve mutlu geceyi hakikat çerçevesine oturtan sihirli gerçek...
Genç Macarların son derece sakin ve orta alanda başlayan pres harekatlarıyla şekillenen oyunda paslaşma kaliteleri ve doğru yerlere top kullanma özellikleriyle karşılaşmayı ilk yarıda kucaklayıp götüren taraf hangisiydi? Macarlar değil mi? Ayrıca çok çabuk çıkıp iki kontratakla tribünlerin yüreğini ağızına getiren takım hangisi derseniz, yine rakibi işaretlemek zorunda değil miyiz?
Bize gelirsek; yine rakibin üzerine "kör uçuşlar" yapmakla meşguldük ilk devrenin önemli zamanlarında... Kanatlardan Nihat ve İbrahim Üzülmez üzerine kurulan seri ataklar planı oyunun ilk anlarında olumlu gibi görünse de Macarların hemen yan bölgelere yayılmaları ve bizim hücum şanslarımızı göbekten kurgulamak ve aranan golü duvar paslarıyla yaratmak mecburiyeti yaratıyordu maçta...
Tuncay'ın kaçırdığı inanılmaz gol şansı ilk devredeki futbol adına en büyük pozisyon kaybını işaretliyor ve millilerimizin erken sayı bulma ihtimali yok olunca da tribünler oldukça korkulu bir havada hazırlanıyordu ikinci yarıyı seyretmeye... İlk yarının özeti buydu işte.
Doğru değişiklikler
İkinci devrede Fatih hocanın hem tertip, hem de taktik anlayışını yenileyerek sahaya çıkışını seyrediyorduk... Nihat dışarıda yerine Emre Belözoğlu görev alıyor, hemen sonrasında da Gökdeniz kulübeye Halil Altıntop ise oyuna...Bu değişiklikler rakibi çözmek adına çok doğru ve tempo çıtalarını yükseltmek maksadı içinde pek gerekliydi tabii...Burada Zoltan'ın kırmızı kart görmesi ve Macarların 10 kişi oynama zorunluluğu millilerimize şans getirebilir. Öyle ya şu şans denen meret şey hep karşımıza çıkacak değil ya... Varsın bazı yarışmalarda da bizim yanımızda boy göstersin...
Aurelio'nun 2. golü sonrası ve galibiyetin ayak sesleri Türkiye'nin zafer gecesini tartışılamaz hale getiriyordu. Galibiyet ve 2008 adına tekrar yeşeren umutlar ne kadar da güzel duygular... Varsın Fatih Terim kardeşimiz dizginleyemediği "Benim öğrenme değil-öğretme lüksüm var" gibi megolomani beyanlarla kendi kendini hırpalamaya devam etsin... Hocamız üç gün önceki Malta maçıyla dünkü net galibiyet arasındaki tertip ve teknik farklarına bir baksın da kendisi karar versin... Üç gün önce üç gün sonra gibi bir zaman diliminde neleri öğrendiğini!
esenay@milliyet.com.tr

Cafe