Yeni anayasaya hazır mıyız?
MİLLİYET
Günlerdir gazetelerin birinci sayfalarını yeni anayasa hazırlıklarına ilişkin haberler işgal ediyor.
Bu haberlerin ana eksenini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın liberal çizgisiyle tanınan Anayasa Profesörü Ergun Özbudun'un başkanlığındaki akademisyenler heyetine hazırlattığı anayasa taslağı oluşturuyor.
DİSK, TMMOB ve KESK gibi sol çizgideki demokratik kitle örgütleri, bu metne alternatif bir anayasa taslağıyla karşılık vermeye hazırlanıyor.
Bu arada, ayrı bir zeminde Türkiye Barolar Birliği de kendi taslağını yazmaya başlamış bulunuyor.
Tartışmaya dün İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Mesut Parlak da katıldı. Önümüzdeki günlerde başka üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının da bu tartışmaya katılması muhtemeldir.
* * *
Göründüğü kadarıyla, Türkiye'nin gündemi yakında sayısız anayasa taslağı, bunları tamamlayan gerekçeler ve alternatif çalışmalarla kaplanacaktır.
Bu tablo, Türk demokrasisi için son derece sağlıklı bir görüntüye işaret etmelidir. Türkiye, 1950 yılında çok partili demokrasiye geçtikten sonra ilk kez bu ölçüde geniş kapsamlı bir sivil anayasa hazırlığına adım atmış bulunuyor.
Askeri yönetim döneminin olağanüstü koşullarının ürünü olan 1982 Anayasası'nın yerini tümüyle sivil çerçevede hazırlanmış bir anayasaya bırakması zamanı çoktan gelmiştir.
Yeni anayasanın bireyin haklarını devletin üstünde tutan ve Türkiye'nin AB'ye tam üyelik perspektifini güçlendiren bir anlayışla tasarlanması esastır.
Benzer şekilde, anayasanın tasarımı, Cumhuriyet'in doğrultusu ve temel ilkeleriyle, demokrasinin gereklerinin birbirlerini tamamladıkları bir sentezi yansıtmalıdır.
* * *
Hedeflenmesi gereken bir diğer nokta, yeni anayasanın toplumun mümkün olduğunca en geniş mutabakatını temsil etmesidir.
Ancak, bu hedefin tutturulmasının kolay olmayacağı aşikâr. Çünkü, toplumda büyük hassasiyet yaratan ve ana bölünme çizgilerini oluşturan türban ve Türklüğün tanımı gibi başlıklar anayasanın yazımında da sorun yaratabilir.
En geniş konsensüs, AKP, CHP, MHP ve DTP'yi de içine alan bir mutabakat zeminidir. AKP ile CHP'nin bazı kritik başlıklarda aynı dalga boyunda buluşabilmeleri kolay gözükmüyor. AKP'nin salt DTP ya da MHP'yi yanına çekerek sonuçlandıracağı bir uzlaşı metni de sıkıntı doğurur.
Prof. Özbudun'un hazırladığı ilk taslağın kamuoyuna bölük pörçük yansıması, ne yazık ki tartışmanın bulanık bir ortamda başlamasına yol açtı.
Hükümete ve muhalefete düşen görev, öncelikle sağlıklı bir tartışma ortamı yaratmak olmalıdır. Türkiye, 22 Temmuz'da büyük bir kutuplaşma döneminden çıkmıştır. Anayasa hazırlıkları dolayısıyla ülke benzer bir kutuplaşmanın içine düşmemelidir.
Yeni anayasa, Türk demokrasisi için şimdiden bir olgunluk sınavı haline gelmiş bulunuyor. Türkiye'ye yakışan, bu sınavı başarıyla geçerek, demokrasisinin rüşdünü kanıtlamaktır.

