'Namaz molası'na tepkiler
Milliyet'in haberi, İslamcı medyanın 'yalanlama' uğraşına karşın doğruluğunun yanı sıra din ve ibadetin başkalarının özgürlüklerini sınırlayacak şekilde genişletilmesine yönelik örnek olarak Türkiye'nin geleceğine ışık tutuyor
DERYA SAZAK
2 Eylül Pazar akşamı Samsun'un Terme ilçesinden İstanbul'a gelmekte olan Metro Turizm'e ait bir yolcu otobüsünde 'namaz molası' verilmesi üzerine, Milliyet, 5 Eylül 2007'de "Yolda zorunlu namaz molası" başlığıyla olayı manşetine taşıdı.
Muhabirimiz Şükran Pakkan'ın haberi geniş yankı uyandırdı; İslamcı medya Milliyet'in olayı çarpıttığını öne sürdü. Uygulamanın ilk olmadığı, bazı otobüs firmalarınca konaklama tesislerinde namaz saatlerine denk gelecek şekilde mola verildiği öne sürülerek gazetenin tutumu eleştirildi.
Okur Temsilcisi'ne çok sayıda e-mail gönderildi. Adem Artan adlı okurumuzun görüşleri benzer nitelikteki tepkileri özetliyor:
'Önyargı etkisi...'
"Haberin dili ve sunuluşu bende önyargı etkisi uyandırdı. Bölgede otobüs firmalarından bazıları namaz için öteden beri mola vermektedirler. Bu konuda hassasiyeti olan yolcular genellikle bu firmalardan bilet alırlar. (Herhalde habere göre bu firmalar da şeriatçı olsalar gerektir!)Her şeye rağmen bahsettiğiniz firmalardan bilet alanların bu isteğini şirket talimatlarından bağımsız ve hatta ona aykırı olarak yerine getiren kaptanlar bir yerde bu insanların din ve vicdan özgürlüğünü, ibadet hürriyetini temin etmiş olmuyorlar mı?
İsteyen namazını kılar, isteyen sigarasını içer. Yeri gelince yüzde şu kadarı Müslüman olan bir ülkede insanların dinlerinden dolayı birbirlerine hoşgörü ve anlayış göstermemeleri kadar anormal bir şey olamaz.
Topu topu on beş dakikalık bir mola, yolda pek çok sebepten dolayı karşılaşılabilecek gecikmelerden çok daha güzel, insani ve sosyal bir olay ya da ihtiyaç değil midir? Durmayan şoföre 'Dinsiz!' suçlamasını yapanları ne kadar bağnaz görüyorsam bu haberi bu şekliyle sunmanın da tam aksi bir amaca hizmet ettiğine inanıyorum.
'Kandile rağmen davet' haberinize gösterilen tepkinin gereğini yerine getirdiniz, bu haber için de gereğinin yapılmasını rica ederim."
Ombudsman'ın görüşü:
Haberde yer ve zaman gösterildiği, şikâyeti yapan yolcunun kimliği saklı tutulmakla birlikte 34 SM 746 plakalı otobüsün akşam 20'de namaz molası verdiğine ilişkin sözlerinin teyp kaydının bulunduğu dikkate alındığında Milliyet'e yönelik "yalanlamalar" anlamını yitiriyor.
Olay doğru. Ve ilk olması nedeniyle "haber değeri" taşıyor. Okurlarımız, öğle ve akşam saatlerinde verilen molalar nedeniyle namaz kılmanın mümkün olduğunu savunuyorlar. Tamam, pek çok konaklama tesisinde "mescit" var; öteki yolcuların özgürlüklerini sınırlamadan ve seyahati uzatmadan isteyen namazını kılar, isteyen yemeğini yer isteyen de alışveriş yapabilir.
Ancak Terme'den çıkan otobüs, namaz için camide duruyor!
Hacı kafilesi değil ki, yolcuların her birinin farklı amaçları söz konusu; acele işi olan, hastası olan çıkabilir. Din ve inanç özgürlüğü, başkalarının özgürlüklerini sınırlayacak şekilde kullanılamaz. Yolda giderken namaz kılmak isteyenler özel araçlarını tercih edebilirler.
Milliyet'in haberi bu çelişkileri de kamuoyuna sunuyor. İç sayfadaki başlıkta kullanılan "Namaz baskısı" ise ağır kaçmış. Türkiye Otomobilciler Federasyonu Başkanı ve Ulusoy Genel Müdürü Mustafa Yıldırım, namaz vakitlerinden kaynaklanan şikâyetlerin arttığını belirtmekle birlikte, neyseki yolculuk saatleri henüz 'namaz vakti'ne göre düzenlenmiyor!
Habercilik kavramı sadece dünde olanları değil "gelecekte olacakları" da içerir.
"Zorunlu namaz molası" haberi, yakın Türkiye'deki "laiklik" tartışmalarına da ışık tutuyor.
okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr
Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
|
DİĞER YAZILAR |
OKUR TEMSİLCİSİ |

Cafe