Süren'den Demirel'e
Basketbolu yönetenler 2000'lerin başında bir yabancı oyun kurucu bulabilseydi, basketbol milli takımımız çoktaaan yırtmıştı.
Egoları büyüyen, dünyaya ilk defa açılan, iyi sözleşmeler yapan bu oyunculara, sadece onları yönetebilecek, birinci sınıf bir oyun kurucu gerekiyordu...
Beceremediler.
Uluslar arası şampiyonalarda en az 1-2 final, 1-2 şampiyonluk çoktaaan cebimizdeydi.
Bence.
* * *
Faruk Süren 80'lerin başında Galatasaray Basketbol Takımı'nın patronuyken, 3 yabancısından ikisini Türk yaptı.
Aynı anda oynatabilmek için....
Paul Dawkins böyle Türk oldu.
Galatasaray da böyle şampiyon oldu.
O şampiyonlukta belki herkesin payı vardı ama büyük pay Paul'ündü.
En büyük pay da onu Türk yapan Süren'in.
O takımın oyuncularından biri de Turgay Demirel'di.
* * *
Federasyon başkanı, basketbolun rahmetli Osman Abi'si(Solakoğlu) o dünlerde, "milli takımı karartmam" demişti.
Paul milli takımda oynayamamıştı.
* * *
20 küsur sene geçti.
Marco Aurelio Türk oldu, milli takımda oynuyor,
Teknik direktörünün, eksikliğini en çok hissettiği oyuncu.
Öyle diyor...
Keşke 10 küsür sene önce bir Marco da Demirel bulsaydı.
Aklına bile gelmedi.
Ve...
Faruk Süren bugünü o dünlerde görmüş.
Turgay Demirel bugünü bugün bile göremiyor.
* * *
İspanya'daki milli takımımız, oyun kurucusuz ve pivotsuz oynayan tek takımdı.
Dolayısıyla...
Basketbol oynayamayan da tek takımdı.
* * *
Demode bir coach'umuz var...
"Yarın, yarın" diye diye bugünü kaybetti.
Ve...
Kendisini eleştiren herkesi, düşmanı gibi gören, mavi kanlı bir Federasyon Başkanı'mız var.
Hatta basketbolun düşmanı gibi gören.
Hazret basketbol ya, sahibi ya...
Ve...
Etrafında, başkanlarının her dediğine "evet" diyen bir sürü adam var.
"Olmasa da olur" cinsinden.
Ve...
Hep beraber, gelmiş geçmiş en karizmatik, en pırıltılı, en uluslar arası kadroyu, el birliğiyle "2010" diye diye 2010'a birkaç sene kala yok ettiler.
Kına yaksınlar.
Ve...
İspanya'nın hikayesi bu, gerisi de hikaye.
Ve...
Tabii bence.
İlk Korner, İlk Gol, İlk Puan
Dünlerin birinde San Marino'daydım...
Bir restorana girdim.
Bir şeyler yedim, bir şeyler içtim.
Sonra 10 numara bir espresso...
Sonra da çıkıp gittim.
3-5 saat sonra, hesap ödemediğimi fark ettim.
Döndüm.
"Niye hesap istemediniz?" dedim.
Güldü...
"Sen Türk'sün" dedi, ne yersen ye ne içersen iç, sana canım feda...
* * *
Sonra anlatmaya başladı:
Rüyamda bile bizim milli takımın bir korner atabileceği aklıma gelmezdi rakibine.
Hele gol atacağımız, hele hele puan alacağımız.
Ne yıllardı onlar...
Bir korner bile göremeyen bir jenerasyonuz biz, Allah sizden razı olsun.
İlk korneri size attık, ilk golü de.
İlk puanı da sizden aldık.
* * *
İki gün daha orada kalmam için çok ısrar etti San Marinolu restorancı, ilk kornerin yıldönümüymüş.
Tüm San Marino, meydanda toplanıp kutlayacakmış, ben de orada olmalıydım ona göre.
* * *
Dünyanın bizi hâlâ tanımadığını düşünüyor bir kısmımız.
Kendi dünyalarındaki dünyanın.
Hasan Şaş, Brezilya'ya gol atınca, hesapta yeni tanımıştı bizi dünya, Hakan Şükür ilk İtalya'ya gittiğinde de...
Mesela Roberto Carlos Türkiye'ye geldiğinde de.
Dünyaları o kadar.
Naapsınlar?
* * *
Malta'da bıraktığımız 2 puandan sonra da dünya bizi daha da iyi tanıdı.
O mantığa göre.
O güne kadar tanıyamayanlar da artık tanıdı.
Fena mı oldu?
Daha ne istiyorlar?
Hâlâ niye günlerdir vıdı vıdı yapıyorlar?
* * *
Haydi hep beraber bugünlerde Malta'ya...
Yeme içme bedava.
Ve...
Krallar gibi ağırlanırız.
90 Dakikalar, Öncesi, Sonrası
Bugünlük Macaristan maçının sonrasını boş verin.
Öncesine dönelim...
"Krizli günler"e.
Dünyanın sonu gibi gösterildi.
Fatih Terim bile "krizi iyi yönettik" dedi.
Öyle mi peki?
Dünyanın sonu mu?
* * *
Macaristan'a kaybetsek, belki teknik ekibin sonu olabilirdi ya da bir-iki futbolcunun ya da başka birilerinin.
Bu mu dünyanın sonu?
Dünyamız bu kadar mı küçük?
Ve...
Milli takımın bile sonu olsa ne olur?
Mesela Avrupa Şampiyonası'na gidemesek....
Dünyanın sonu mu bu?
* * *
Ayrıca...
Böyle bir kadroyla Avrupa Şampiyonası'na gidememek de bir başarıdır, bundan sonra hiç gidememek daha da büyük bir başarıdır.
Dünyanın bizi çok daha iyi tanımasını sağlar.
Dünyada, bizi tanımayan Allah'ın bir kulu bile kalmaz.
* * *
Bir zamanlar totoda 13 tutturana da "vay be helal olsun" denirdi, 0 tutturana da. ..
Zoru başardıkları için...
* * *
Dünyaları sadece futbol olanlar, dünyalarında futboldan başka bir şey olmayanlar için, dünyanın sonu olabilir bir mağlubiyet.
Lafım yok.
Benim için değil.
Dünyamda başka şeyler de var.
Bana fazla koymaz.
Zaten...
Milli maçlarda puan görmeyen bir neslin evladıyım, santrforum Fevzi Zemzem, 40 yılda bir orta sahayı geçtiğinde, gol atmışız gibi sevinen bir neslin evladıyım ben.
Niye koysun?
Ve...
En fazla "bu ülkenin milli takımı futbol oynayamıyor" derler.
Desinler.
Neyi iyi oynuyoruz ki?
Koymasın bize.
* * *
Bazı yorumcuların hayatlarında sadece futbol var.
Bazı teknik direktörlerin de...
Bazı futbolcuların da...
Bazı futbol meraklılarının da.
Onun için tatsızlar tuzsuzlar.
Tepkileri de öyle, tepkilerine gelen tepkiler de...
Ve...
Futbol dünyasının, dünyası sadece futbol olanlardan kurtulması lazım.
Bir an evvel.
Hem futbol dünyası daha huzur bulacak....
Hem dünyamız.
* * *
Gelen geçenin delik deşik ettiği San Marino'da, Malta'da hayat bir saniye bile durdu mu?
Dünyanın sonu mu oldu?
Yooo.
Güle oynaya yaşıyorlar hala.
Mesela o Malta...
AB'ye girdi.
Futbol Maltalı'nın ne umurunda?
Malta küçük, San Marino küçücük.
Ama...
Maltalı'nın, San Marinolu'nun dünyası büyük.
* * *
Eskiden sadece 90 dakikaları kötü oynardık.
90 dakikalar tatsızdı sadece.
Şimdi öncesi ve sonrası da tatsız.
Öncesini ve sonrasını da kötü oynuyoruz.
Ve...
En tatsızı ve ön kötüsü de bu.
Ve...
Tabii bence.
bilgingokberk@mail.com

Cafe