
Melih AŞIK
Açık Pencere
Paralar uçuşuyor
Çok şükür korktuğumuz başımıza gelmedi, Macaristan maçından galibiyetle çıktık. Futbolculara, yöneticilere ve aleyhimize penaltı çalacağı yerde rakip oyuncuyu oyundan atıp galibiyetimizin mimarı olan İskoç hakem Stuart Dougal'a sonsuz teşekkürler...
Diyor ve geliyoruz asıl konuya... Fatih Hoca'nın maç sonrası söylediği "Macaristan gibi kritik bir maç öncesi hocayı, futbolcuları yerden yere vurmak kolay. Nerede milli dava?" sözlerine...
Biz de onu soracaktık... Nerede milli dava?
Federasyon, Malta ve Macaristan maçlarından galibiyetle çıkılması halinde futbolculara 150'şer bin dolar prim verilmesini kararlaştırmıştı. Malta maçı beraberlikle sonuçlanınca bu kez sadece Macaristan galibiyetine 50 bin dolar verileceğini açıkladı. Maçtan sonra bu rakam az bulundu ve futbolculara açık çek verilmesi kararlaştırıldı...
Bu arada Fatih Hoca'nın aylık maaşı 110 milyar liradan 143 milyar liraya çıkarılacakmış. Ortada milli dava varsa bu kadar para niye? Ancak parayla motive olan antrenör ve sporcular söz konusuyla milli dava nire?
Pekiii... Fatih Terim yönetiminde İsviçre'ye elenen ve Dünya Şampiyonası'na katılamayan Milli Takım bu defa da grupta ikinci olamaz ve Avrupa Şampiyonası'na katılamazsa ne olacak? Futbolcuların cebine bol kepçe doldurulan trilyonların hesabını kim verecek? Prim verilecekse bir hedef neden ortaya konulmuyor? Neden finale kalma koşuluyla prim vaat edilmiyor?
Bu paralar gökten mi yağıyor, gariban halkın cebinden mi çıkıyor?
AKP hükümetinin seçimden önce dağıttığı 14 milyon yeşil kartın 5 milyonu seçimden sonra iptal edilmiş.
Önemli değil... Bir dahaki seçimlerden önce yine verirler...
Haldun Ertem
"...Cemil Çiçek yeni kabinede 'İnsan haklarıyla ilgili Devlet Bakanı ve ayrıca Hükümet Sözcüsü!
Bırakınız Cemil Çiçek'in gerçek kimliğini.
Başbakan Erdoğan her şeyden önce, yönetmeliğine göre yılda en az 3 kez toplanması gereken İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun Ekim 2004'ten bu yana toplanmasının niçin engellendiğini, o günün ve bu günün başbakanı olarak izah etmekle yükümlüdür.
Aynı yükümlülük, bugün Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül'e de düşmektedir, çünkü kendisi o dönemde "İnsan haklarından sorumlu başbakan yardımcısı" sıfatını taşımıştır.
İnsan hakkı ihlalleri konusunda ses çıkarmadığı gibi, bunları desteklemekten geri kalmayan Cemil Çiçek'e, Adalet Bakanlığı'ndan sonra insan hakları konusunda koordinasyon görevi verebilen Başbakan Erdoğan'ı ciddi olmaya, önce bir düşünüp sonra konuşmaya davet ediyoruz."
AKP hani demokrattı? Hiç öyle görünmüyor!
Milliyet gazetesi muhabiri Bahar Atakan'ın 12.09.2007 tarihindeki haberine göre ise Hüseyin Çelik ülkemizde sadece 25 bin öğretmen açığını olduğunu söylüyor.
Öğretmenler oturmuş hesaplamış... 2005'te beyan edilen açık sayısından, yapılan atamalar çıkarıldığında halen asgari 127 bin 267 öğretmen açığı görünüyor. Bakan'ın hangi sözü doğru?..
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe