
Abbas GÜÇLÜ
Diyalog
Okullar açılıyor, haydi eller cebe!
Yeni bir öğretim yılına daha giriyoruz. Yarın, 15 milyon öğrenci daha okullu olacak. İlk gün heyecanı, birinci sınıflarda geçen hafta yaşanmıştı. Öğretmenler de onlarla işbaşı yaptı. Şimdi sıra diğer öğrencilerde. Peki öğrencisinden öğretmenine, velisinden bakanlığına, hemen herkes yeni öğretim yılına hazır mı? Evet demek o kadar zor ki?
Siz Bakan Çelik'in öyle pembe tablolar çizdiğine bakmayın. Hiç mi bir şey yapılmıyor? Elbette hayır. Ama sorunların artış hızı, üretilen hizmetin katbekat üstünde. Tıpkı ithalat-ihracat dengesizliğinde olduğu gibi. Güya ihracat sürekli yükseliyor. Ama ithalat, dış borç ve cari açık, o artışı fazlasıyla gölgede bırakıyor. Eğitimin de ekonomiden farkı yok. Göreceli olarak gelişiyor. Kâğıt üzerinde her şey güzel. Ama öğrenciye, öğretmene ve veliye yansıması çok farklı...
Sorun çok, para yok
Okulların güvenlikten hijyene, ısınmadan fotokopi kâğıdı alımına kadar yüzlerce konuda kaynağa ihtiyacı var. Ama bakanlıktan ya hiç para gelmiyor ya da gelen devede kulak kalıyor. Çünkü bakanlığın parası yok. Bütçe ne kadar artırılsa da yetmiyor. Üçte ikisi maaşlara, üçte biri de yatırım ve acil ihtiyaçlara gidiyor. Bir de popülizm nedeniyle yapılan hovardalıkları eklediğinizde okullara gönderilecek para kalmıyor.
Bu konuda okul müdürleri dert küpü. "Bakanlık para göndermiyor, veli vermiyor. Güvenliği, temizliği, ısınmayı, acil ihtiyaçları nasıl karşılayacağız? Şaşırdık kaldık" diyorlar. Veliler de bu konuda çok dolu. "Canımızı yakıyorlar. Var mı, yok mu demeden çok büyük paralar istiyorlar. Vermeyenin ya kaydı yapılmıyor ya aşağılanıyor ya da dışlanıyor. Her konuda, her şeye para bulan, harcayan devlet asıl görevi olan eğitime niye kaynak ayırmıyor?" görüşündeler.
Bir kısmı ise okullara yaptıkları bağışın çarçur edildiği inancında.
Para verin ama...
Bağışlarınız olmadan okullarda sağlıklı bir eğitim ortamının sağlanması mümkün değil. Bu yüzden gücünüz oranında mutlaka bağış yapmalısınız. Ve bu bağışların nerede kullanıldığını da kuruşu kuruşuna takip etmelisiniz. Yoksa olan çocuğunuza olur. Ya bir gün hastalanabilir ya da bir başka gün okul giriş ve çıkışlarında kapkaççıların saldırısına maruz kalabilir. İşte bu yüzden yarına ertelenecek bir konu değil...
Okullarda, yöneticilerin para pul işlerinden ellerini çekmesi için yeni düzenlemelere gidildi. Şimdi de veliler birbirini yiyor. Onun da ötesinde yeni düzenlemede hukuki hatalar varmış. İşte okurlarımızdan Avukat Yasettin Demirkan'ın bu konudaki uyarısı:
"Okul Aile Birlikleri ile ilgili yapılan düzenlemelerin hukuka uygun olmadığını, uygulama sürecinde, haksızlıklara ve suiistimallere neden olacağı kaygısını taşıdığım için değişik kurum ve kişilere bu konudaki düşüncelerimi yazdım. Ama kamuoyunda tartışılacak düzeyde ilgi çekmedi. Ancak, okul aile birlikleri aracılığı ile yapılan kiralama, satın alma vesair faaliyetlerin yeterince denetlenemediğini veya denetleyecek kişi ve kurumların belli olmadığını, okul aile birliğinin faaliyetlerini yürüten kişilerin hukuki statüsünün de belli olmadığını, karmaşanın ve karışıklığın devam ettiğini görmek üzüntülerimi artırmaktadır.
Özetin özeti: Bakan Çelik, hastalıkları teşhis ettik, şimdi tedavi zamanı diyor. Ama bu hastalıklar zaten biliniyordu. Bir daha, bir daha teşhis değil, icraat istiyoruz.
aguclu@milliyet.com.tr

Cafe