
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Emre vakası
Milli Takım'ın 3-0'lık Macaristan galibiyetini, Emre'nin birinci golden sonra basın tribününe yaptığı el kol hareketleri gölgeledi.
Spor medyası, 'kaptan'lık bandı taşıyan futbolcunun sergilediği bu davranışın cezalandırılmasını istiyor. Türkiye'nin 2006 Dünya Kupası elemelerinde İsviçre ile oynadığı son maçta yaşanan rezaletten sonra ağır bir fatura ödenmişti.
Malta beraberliğinin ardından İstanbul'da oynanacak Macaristan maçında kaybedilecek puanlar 2008 Avrupa Şampiyonası'na giden yolun sonu olabilirdi.
Futbolcular ve teknik heyet bu stres altında maça çıktı.
Fatih Terim, 'Ders almam, ders veririm' sözleriyle eleştirilere kapandı.
Macaristan maçının ilk yarısı 'Malta sendromu' altında geçti; 62. dakikada Zoltan Gera'nın ceza sahasında gole çok yaklaştığı anda çalan düdük 'penaltı' olsa kıyamet kopacaktı. Neyse ki hakem, 'aldatmaya dönük hareket' saydığı pozisyon nedeniyle kart göstererek Macar futbolcunun oyun dışında kalmasını sağladı.
Emre'nin pasıyla gelen gol Millileri ateşledi ve maç 3-0 sonuçlandı.
Golden sonra Emre'nin basın tribününe koşarak el kol sallaması ise 'yakışmadı'. 'Futbolun dili'nde aşırı motivasyondan kaynaklanan kimi hareketlere alışığız. Tenis gibi tribünlerin ajite edilmediği ve oyun sırasında seyircilerin sessizliğe gömüldüğü bir sporda bile iyi bir puandan sonra 'sıkılmış yumruk' figürü yadırganmaz. Ancak hareket, rakibe ya da seyirciye değil korta dönüktür. Sporcu içindeki elektriği başı hafif eğik biçimde korta yansıtır. Seyirci de o davranışı alkışlar.
Futbol ise sert ve 'sokak kültürü'ne daha yatkın bir spor.
Futbolcusu da, antrenörü de, seyircisi de kolayca çileden çıkabiliyor. Ne yazık ki bizim statlarımızda 'küfür'den geçilmiyor.
İsviçre maçında son düdük çaldıktan sonra 'hücum' emri verilmişçesine kenar yönetimin rakip oyuncuların üzerine saldırması olayını unutmadık. Olayın kahramanlarından biri de Emre Belözoğlu'ydu. Daha sonra İngiltere'de 'ırkçılık' suçlamasına uğradı.
Milliyet yazarı Mehmet Demirkol, maçtan önce Emre'lerin, Hakan'ların artık devrini doldurduğunu, Fatih Terim'in bu isimler dışında bir kadroyla maça çıkması gerektiğini yazmıştı. Çoğu spor yazarı ve ekran başındaki seyirciler de benzer şeyler düşünüyor, konuşuyorlardı.
Kimse eleştirilemez, dokunulamaz değil.
Fatih Hoca, 'Ders almam, ders veririm' demek yerine farklı görüşlere 'tahammül' gösterse bu gerilim doğmazdı. Emre'yi uyarmak yerine 'koruma duvarları' örülmesi, bu kavganın devam edeceğinin işareti.
Futbolun keyfini çıkarmayı bilmiyoruz!
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe