"Türk motifi ısrarı yüzünden geri kaldık"
Belgesellere, reklam cıngıllarına, film müziklerine hayat veren Fahir Atakoğlu yeni albümünü geçen hafta çıkardı: "Istanbul In Blue". Atakoğlu kayıtları New York'ta tamamlanan albümle 51. Grammy Ödülleri'ne başvuracak. "ABD'de albümümü dinleyen müzik eleştirmenleri 'İstanbul In Blue'nun sound'unu Grammy değerinde buldu" diyor.
ELİF BERKÖZ ÜNYAY
Albüme adını veren "Istanbul In Blue" parçası nasıl ortaya çıktı?
Amerika'da yaşıyorum. Yılda birkaç ayımı Türkiye'de geçiriyorum. İstanbul'a geldiğimde Amerika'da yaşayan ailemi özlüyorum. Bu parça İstanbul'daki ruh halimi, özlem duygumu yansıtıyor. İngilizcede "feeling blue" diye bir deyim vardır. Kendini üzgün hissetmek, depresyona girmek anlamında kullanılır. Ben bu şehirde özlem çektiğim için işte aynen öyle hissediyorum.
"Bu defaki gerçek müzik... Derinlemesine bir aşktı"
Albümde size eşlik eden isimler işlerinin en iyilerinden, dünya çapında sanatçılar.Her birinin kendine göre bir üslubu, müzikte bir rengi var. Onlarla birlikte çaldıktan sonra bestelerim, müziğim başka bir seviyeye çıktı. Karşılıklı tenis oynarken karşınızdaki iyi oynuyorsa siz de ona uyarsınız. Bizde de öyle oldu. Herkes işinde çok iyiydi. Üç gün prova yaptık. Sonra üç gün stüdyoyaya girdik ve bitirdik albümü. Konser kaydı gibi oldu.
Daha önce stüdyo albümleri yaptım. Basını, gitarını ben çaldım. Sonra üstüne biri gelip başka bir şey çaldı. Bu defaki gerçek müzik, o anı yakalayıp kaydettik. Daha derinlemesine bir aşk oldu. Ötekiler mastürbasyon gibiydi. Bu albümde doğaçlamalar da var, akustik melodiler de caz öğeleri de.
"İstanbul In Blue" ile 51'inci Grammy Ödülleri'ne başvuracaksınız. Başvuru için ne gerekiyor?
Aday olan sanatçının albümlerinin Amerika'da resmi yollardan dağıtılıyor olması ve ödülü veren kurulun adaylığı onaylaması gerekiyor. Öncelikle Grammy Ödülleri'ni veren The Recording Academy'ye üye olmanız gerek. Bildiğim kadarıyla buraya üye olan iki Türk var: Arif Mardin ve Ahmet Ertegün. Benim de üyelik başvurum kabul edildi. Böylece Grammy Ödülleri'ne aday olma hakkına sahip oldum.
51'inci Grammy'ye "Contemporary Jazz Instrumental Album", "Album of the Year" ve "Instrumental Composing" kategorilerinde başvuracağım. Amerika'da "Istanbul In Blue"yu dinleyen müzik eleştirmenleri albümümü Grammy'ye aday gösterilebilecek değerde buldu.
Pop müzik şarkıcılarının "En büyük hayaliniz nedir?" sorusuna cevabı genellikle "Grammy almak"tır. Bir Türk için Grammy almak bir hayal kadar uzak mı?
Uzak. Grammy almak için Amerikan müzik endüstrisinde kabul görmüş olmanız lazım. Hele bir Türk pop müziği şarkıcısı iseniz bu çok zor. Çünkü bizim popüler müziğimizin Amerika'daki ile alakası yok. Popüler müzik kültürlerimiz farklı. Burada R&B yapmaya çalışanlar da yavan oluyor mesela.
Bu yüzden caz dalında ödül almak daha kolay. Bir de kabul görmek için oranın kurallarına göre oynamak lazım. ABD'li müzisyenlerle, prodüktörle çalışmak gibi... İyi bir menajeriniz yoksa ne gazetelere ne radyolara ulaşabilirsiniz. Benim ABD'deki takımım çok iyi. Halkla ilişkilercim konserimin New York Times'ta yer almasını sağlamıştı mesela.
"Sanatçı hangi coğrafyada olduğunu unutup yaratmalı"
Türk müzisyenler yurtdışı için bir iş yaptığında içine Türk müziği öğelerini eklemekte ısrarcı oluyor. Siz bunu doğru buluyor musunuz?Sanatçı nereden geldiğini, hangi coğrafyada olduğunu unutup yaratmalı. İçine bize ait melodileri koyayım zorunluluğu samimiyeti yok ediyor. Hissetmediğim bir melodiyi parçama eklemem.
İlla Türk motifi koyalım ısrarı o kadar yanlış bir şey ki. Bizim müzikte geride kalmamıza neden oldu bu yapaylık. n
"Reklam melodisini de aynı değerde buluyorum belgesel müziğini de"
Reklam cıngılları, film müzikleri, belgesel müzikleri...
En çok hangisini yapmak zevk veriyor size?
Hiç ayırt etmedim açıkçası. Belki hepsinde başarı kazanmama da bu neden oldu. 30 saniyelik bir reklam melodisini de aynı değerde buluyorum, belgesel müziğini de. Ama galiba en çok film müziğinden tat alıyorum.
Reklamlar yıllarca melodi üretmemi sağladı. Duru, Coca-Cola, Dardanel, Fax, Eti, Ülker, Toyota, Kentucky Fried Chicken, Renault... Cıngıl yapmadığım marka kalmadı. Reklamcı Serdar Erener bana "Müzik kutusu" der.

Cafe