İkisi de kazanabilir
Beşiktaş'ın saha üzerinde, Fenerbahçe'nin kağıt üzerinde avantajları var . Kullanılabilirse bir zafer haftası yaşayabiliriz.
Marsilya'nın, Toulouse'u yendiği maçın anlattıkları var. Topu kontrolleri Fransa Ligi seviyesinin çok altında. Savunmaları duran toplarda da derinlemesine toplarda da zaaf yaşıyor. Orta sahalarını bozmak, iyi tek topla mümkün. Asıl önemlisi kanatlardan baskınlarla onları yıkmak da olasılık dahilinde.
Marsilyalı hiçbir oyuncudan bahsetmeyeceğim. Çok iyi futbolcuları olmadığından değil. Nasri gibi bir genç yeteneği olan Zenden'in yedek kaldığı bir takımın güçlü oyuncularının olmadığını söyleyemezsiniz. Ama bunlar, bu kez önemli değil. Marsilya'nın çok güçlü olduğu hiçbir yönü yok. Oyunları tam bir vasatlık gösterisi. Bu maç Lucescu'nun öğrencilerinin Chelsea'yi devirdikleri maçla benzerlikler taşıyor. İyi oyuncuları olan, ama henüz olmamış, dezorganize ve seyircinin yavaş yavaş sırt çevirmeye başladığı bir takım Marsilya.
Beşiktaş, Zürih maçında Avrupa'da da soğukkanlı ve kontrollü olabileceğini kanıtladı. Mesele budur. Ve bu, rakibin sıkı oyuncuları olmasına rağmen yaşadıkları organizasyon bozukluğunun değerlendirilebileceğini gösterir. Beşiktaş çift çapasını savunmasına yakın tutup topa sahip olabildiği sürece Marsilya'yı ruhen dağıtabilir. Kanat çıkışlarında bu çapaların kaydırmaları iyi yapması Marsilya'yı tıkar. Onları üretkenlikten uzaklaştırmak 90 dakika konsantrasyonla mümkün. Ve asıl önemlisi Marsilya savunmasını Delgado'nun sürprizleriyle geçmek çok zor değil.
Ama asıl önemlisi Beşiktaşlı oyuncuların kariyerlerinin en önemli maçlarından birine çıkıyor oluşları. Başta Bobo, sonra Delgado, hatta genç yerliler bu maçla Fransa piyasasının gündemine gelecek. Özellikle Bobo Fransa'nın uzun süredir gündeminde olan bir umut. Bu maç onun neyi ne kadar yapabileceğinin sınavı olacak. Bobo da bunun farkında ve bu maçın kilit adamları başında. Beşiktaş'ın konsantrasyonu bozulmazsa sadece Bobo bile bu maçı alabilir.
Asla yenilme
Fenerbahçe gibi Beşiktaş için de formül 'asla yenilme', 5 maçta kaybetmezsen son maçta kazanmak bile seni kurtarır. Öte taraftan 2 maç kazanıp 3 maç kaybettiğinde belki daha fazla puan alırsın ama rakiplerin kopup gitmiş olur. Yani bu gruplarda 8 puan, 9 puandan daha değerli olabilir.Fenerbahçe bunu yapabilir mi? Hep beraber seyrediyoruz 1 yılı aşkın süredir ve hepimizin bir görüşü var. Ben de belki biraz haddimi aşarak görüşümü sunayım. Fenerbahçe'nin bir diziliş sorunu olabilir, ama öncelikli sorun oyuncu tercihleri. Dizilişi değiştirip oyuncuları aynı tutmakla sorun çözülmüyor.
Fenerbahçe'nin 4'lü savunması alternatifsiz. Öyle ya da böyle. 2 kanadı bindirme yapabiliyor ama sıkıntı önde basamamaları. Bunun sonucu rakip gelirken en başında basmak yerine 50 metre geri çekilip öyle karşılıyorlar. Bu hem yorucu hem de rakibe geniş alan bırakan bir oyun. Rize maçında tralip yarı alanda sadece 6 top kapabilmişler. Bu yüzdeyle Inter'e oynarsanız. Gelirler ve mutlaka da golü bulurlar. Zico bunu çözebilir. Orta alanda savunma güvenliğini sağlayarak yapabilir. İleride top tutarak ve savunmayı meşgul ederek yapabilir. Bunun için Alex'in arkasına daha kuvvetli bir üçlü dizmek lazım. Misal Marco, Deniz, Selçuk gibi. Alex'i rahatlatacak bir başka hamle de önündeki ikilinin (evet 2 santrfor) hareketli, top tutan ve basan bir ekip olması. Semih ve Colin gibi. Bu Kezman'ı öldürmez. Bu 4-3-1-2 daha sıkı bir takım olacaktır. Yoksa Alex ve Kezman yine arada eriyip gidecek.
Fenerbahçe için de Beşiktaş'tan daha zor olmakla birlikte kazanmak mümkün. Ama beraberlik de altındır.
Son nokta
Biliyorum siz de sıkıldınız. Ama ben de tahmin edemeyeceğiniz kadar çok bunaldım bu konudan. Ben bu tip şeylerden prim çıkarmak peşinde değilim. Hiç olmadım ve olmayacağım.
Ama tartışmaları bitirip artık bu konuda huzurunuzdan çekilmek istiyorum. Hiçbir gazete ve TV'ye Emre'nin beni aradığı yönünde bir açıklama yapmadım.
Ama baştan beri söylediğim gibi bu hareketin bana yapılmadığını biliyorum. Aksine bir tanık veya kanıtı olan varsa ortaya koysun.
Bu konu benim için sonsuza kadar kapanmıştır. Söyleyecek lafı olan varsa konuşsun. Ama artık ben yokum.
Kopya gollerKalli'yle ilgili sorun yaşı değil, bu kadar uzun süre çalışmamış olması demiştim. "Bu kadar uzun süre uçmamış bir pilotun uçağına biner misiniz ?" diye sorarak. Artık cevabı aldım. Wellington mu en uzak destinasyon?
Gözüm kapalı giderim. Uçak da bu kadar iyiyse özellikle. Rakip eksik kalmıştı tamam. Ama bu kadar iştahlı oynarken, bu kadar taktik disipline bağlı kalan başka bir takım görmemiştim Türkiye'de. Lucescu'nun Beşiktaş'ından bu yana.
Birbirinin kopyası 4 gol atışları bundan. Hem tempo, hem iştah, hem taktik disiplin var. Rakibi kapamayı da yaparlarsa Galatasaray ligin uzak ara en iyisi olabilir.
Sanırım şimdi taraftar 5 maçlık cezaya daha çok üzülüyordur. Bu takımı seyredemiyorlar çünkü.
Neden bu mesleği yapıyorum?
Aykut Kocaman 'gol temizdi' diyebildiği için. Ertuğrul Sağlam gayet düzeyli bir şekilde hakemin eleştirebileceğini gösterdiği için. Mehmet Yozgatlı ve Serdar Özkan hakemle empati kurabildiklerini gösteren açıklamalar yaptıkları için.
Yoksa sadece oyuna olan aşkım kurtarmıyor artık. Çokça hoca, fazlasıyla oyuncu ve son bir haftada gördüm ki binlerce futbolsever, hâlâ insanca yaklaşabiliyorlar bu oyuna.
Yoksa vallahi yapılmaz bu iş. Bu insanların ruhuyla ayaktayız hâlâ. Bundan üzerimize inmiyor şu gökkubbe. Ve bundan yapabiliyoruz işimizi.
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe