
Hasan CEMAL
Cehennem çukuru kazmak!
Bazen acılar uyanıyor içimde. Hepsi birden üstüme gelmeye, üstüme abanmaya başlıyor.
Trajediye doymayan bu topraklarda daha hâlâ cehennem çukurları kazmak isteyenleri gördükçe, böylelerini himaye edenleri gördükçe içimden sadece lanet olsun demek geçiyor.
Oysa, barış ve huzur içindeki bir toplumda yaşamayı hayal ediyorum.
Şiddeti, terörü reddeden bir toplumda yaşamayı hayal ediyorum.
Demokrasiyi ve hukuk devletini kendinden emin adımlarla inşa eden bir ülkede yaşamayı hayal ediyorum.
Yaşama saygının, kültürel hoşgörünün, dinsel hoşgörünün damgasını vurduğu bir ülkede yaşamayı hayal ediyorum.
Yıllardır öyle.
Hayal etmeden yaşanmıyor ki.
Hayata bağlanmak bir yerde güzel şeyleri umut etmekten, bunun için şöyle ya da böyle mücadele etmekten geçiyor.
Ama öyle bir ülkede yaşıyorum ki, umutsuzluğa, karamsarlığa kapılmak hiç de zor değil.
İnsan bir anda kendini hayal kırıklıklarının kaynaştığı bir çukurda bulabiliyor.
Geçen gün de öyle oldu.
YouTube'da o klibi izleyince, dehşete kapıldım.
Kanım dondu.
İçimde bu ülkenin geleceğine dönük o kötümserliğin bir anda ayaklandığını hissettim.
Klipte, Hrant Dink'in katillerine ulusalcılık-milliyetçilik adına methiye düzülüyordu.
Ermeni olmak aşağılanıyordu.
Yabancı düşmanlığı vardı.
Suça teşvik tahrik...
Suçluyu yüceltmek...
Kendisi gibi olmayanı Türklük düşmanı ilan etmek...
Kendisi gibi düşünmeyeni, tarihe kendisi gibi bakmayanı vatan haini ilan etmek...
Yeraltı dünyasının insanlarını güzellemek...
Tümü mevcuttu.
Toplumsal barış ve huzura kasteden ne kadar kötülük varsa hepsini içinde barındıran bir klipti. Bu memleketin hastalıklı yanlarını, insanlığa meydan okuyan illetlerini bir kez daha düşündüm bu korkunç klibi izleyince.
Ama yine içimden geçti.
Hukukun üstünlüğü ne demek, insan haklarına dayalı demokratik düzen ne demek bir kez daha anlatmak geçti içimden.
Her taşın altında vatan haini, Türklük düşmanı aramanın barış ve huzura kastetmek anlamını taşıdığını, yabancı düşmanlığı güden ulusalcı-milliyetçi çizgi izlemenin bu ülkeyi altüst edebileceğini söylemek geçti içimden.
Tarihten söz etmek geçti içimden.
Tarihin sayfalarındaki acıların saymakla, anlatmakla bitemeyeceğini söylemek geçti içimden.
İnsanların birbirlerini katlederek tüketemediklerine, birbirlerine zulmederek değiştiremediklerine, birbirlerine eziyet ederek hükmedemediklerine işaret etmek geçti içimden.
Şiddete övgü düzmenin, katili yüceltmenin insanlığa meydan okumak olduğunu anlatmak geçti içimden.
Kardeşçe yaşamanın lanet olası bedeller ödenerek gerçekleştiğine dair ibret vesikalarını tarih babanın yazdığına değinmek geçti içimden yine.
Sevgili Hrant Dink'in barış ve kardeşliği savunan ne kadar iyi bir insan olduğunu bir kez daha anlatmaya çalışmak, Hrant'ın sevgili eşi "Rakel'in çığlığı"nın yine üstünde durmak geçti içimden.
Son olarak:
Artık bu toprakların da trajediye doyması gerektiğini, daha fazla cehennem çukurları kazılarak insanlığa karşı meydan okumaktan vazgeçilmesini söylemek geçti içimden...
Ama vazgeçtim.
İçimi hüzün bastı.
h.cemal@milliyet.com.tr

Cafe