
Melih AŞIK
Açık Pencere
Tam gün tasası!
Önümüzdeki günlerde sağlıkla ilgili iki tasarı Meclis'e gelecek ve büyük olasılıkla kabul edilerek yasalaşacak. Biri, Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulama Yasa Tasarısı (KHBPUYT)... Diğeri kamuda çalışan hekimlerin muayenehane açmasını yasaklayan, ya muayenehane ya kamu hizmeti diyen... Adına kısaca "Tam Gün Çalışma" diyebileceğimiz tasarı.
Yıllar önce 1978'de Ecevit iktidarında benzer bir yasa uygulandı. Ancak yürümedi. Vazgeçildi. Bu defa yürür mü? Bir hekim dostumuz:
- Burada niyet başka diyor, niyet hastanelerdeki şef ve yardımcıları muayenehanelerine göndermek ve bu görevlere iktidar yandaşlarını yerleştirmektir...
Türkiye Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Altan Ayaz ise şunları söylüyor:
- Biz TTB olarak, sağlığı ticaret konusu değil, bir hak olarak gören... Mesleki bağımsızlığı grevli sendikal haklarla güvence altına alan koşullar gerçekleştiği takdirde "Tam Gün"e karşı değiliz. Ama bunlar olmadan geçilecek tam gün uygulaması mesleğinde başarılı hekimleri hastanede tam gün çalışmak yerine muayenehaneyi tercihe zorlayacaktır.
Bu da kamu hastanelerinde topluca istifalara ve kalitenin düşmesine yol açacaktır. İktidar, kendi kadrolaşması için bunu özellikle mi yapıyor diye düşünmeden de edemiyoruz tabii...
Malezya'da polis oruç tutmayan kişilere ceza kesiyormuş.
Demek ki onlar "mahalle baskısı" aşamasını tamamlayıp devlet baskısı aşamasına geçmişler.
Haldun Ertem
"Bölücü ve irticai faaliyetlerin şehirde olanlarını İçişleri Bakanı, kırsalda olanını Jandarma Genel Komutanı MGK'ya taşır. Jandarma Genel Komutanı MGK üyeliğinden çıkarıldığı için kırsaldaki irticai faaliyetleri MGK gündemine bizzat getiremeyecektir. Bu görevi bir ihtimal İçişleri Bakanı Beşir Atalay devralacaktır... Çok ama çok ince bir hesap!
1950'lerde "Küçük Amerika" olma hayalleri kuruyorduk... 1990'larda hayalimiz, AB'ye tam üyelik oldu. Ne küçük Amerika olabildik ne AB üyelik hayalimiz kaldı ayakta... Artık tek dileğimiz var: Malezya olmayalım da!
"Demokrasi kazandı..."
Aradan iki ay bile geçmedi... Dün Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök gündeme darbe sözcüğünü soktu... Özkök yazısında:
"Demokrasinin önünde çok ciddi bir darbe tehlikesi var" diyordu...
İki ay içinde ne olup bitti de demokrasinin zaferinden darbenin eşiğine geldik?
AKP anayasa hazırlığına girişti... Sivil anayasa, özgürlükçü anayasa derken anlaşıldı ki AKP'nin yaptığı iş türban gibi sorunların önünü açan, Atatürkçülüğü anayasa metninden çıkarmaya çalışan bir sivil darbe girişimidir.
Bu arada birkaç vurucu demeç yer aldı gazetelerde... Örneğin Prof Şerif Mardin'in Hürriyet'te Ayşe Arman'ın Malezya olur muyuz sorusuna verdiği "Olmayız diyemem" cevabı...
"Bu ülkede kadınlarla ilgili çok ciddi bir problemin olduğuna da inanıyorum" sözleri...
Tarhan Erdem ile eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in:
"Türban serbest bırakılırsa üniversitede başı açık kız kalmaz" tespitleri...
Her ne kadar bunları bizler 5 yıldır yazıp çiziyorsak da... Demokrasiyi tramvaya benzeten Sayın Tayyip Erdoğan'ın neler yapacağı iktidara geldiği ilk günden hatta öncesinden belli idiyse de... Akıllar başa yeni gelmiş görünüyor. Ya da artık gerçekler gizlenemeyecek kadar açık...
Peki çözüm? Tabii ki çözüm demokratik yollardan mücadele etmektir...
İyi de... Türkiye'de hangi demokrat muhalefet kaldı?
Basının yüzde 80'i AKP'nin dümen suyunda... Cumhuriyetçi ve laik sesler her defasında "darbeye davetiye" diye susturuluyor. Sivil toplum örgütleri etkisiz... AKP'nin gözü kara...
Arkasına AB ve ABD'yi almış... Ben yüzde 46.6 oy aldım dediğim dedik, diyor...
İşte bu nedenlerle... Kısa sürede AKP'nin TSK ile karşı karşıya kalması olasıdır... Ayıklayın pirincin taşını...
Erzurum'da 5 bin öğrenci "öğretmen yok" tatiline girmiş.
Binlerce öğretmenin işsiz olduğu dönemde ne kadar komik bir tatil...
Ahmet Nedim
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe