
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
Ayrıntıdaki şeytan
Yeni anayasa hazırlığı nedeniyle demokrasiden ve demokratlıktan o kadar çok söz ediliyor ki... Kusura bakmayın, aklımız "özde değil, sözde" demokratlığa takıldı ve de bilim insanlarının demokratlığı konusuna.
Gerçeklerin çoğu zaman ayrıntılarda gizli olduğu söylenir. (Türkçesi: Şeytan ayrıntılarda gizlenir.)
İşte size üzerinde durulmayan bir ayrıntı:
Prof. Dr. Ergun Özbudun diyor ki:
"Başbakan Tayyip Erdoğan 8 Haziran 2007 tarihinde anayasa değişikliği için bana görev verdi."
Prof. Dr. Özbudun, baş üstüne deyip ekibiyle işe başlıyor. Gelinen nokta ortada.
Acaba Özbudun şu yöntemi önerseydi, nasıl olurdu?
"Yeni anayasa taslağının dahi ilk aşamadan başlayarak yeni Meclis tarafından hazırlanması daha demokratça ve daha katılımcı olur. Bu nedenle taslağı hazırlayacak komisyonun seçilmesi Meclis'teki parti temsilcilerinin katılacağı bir heyet tarafından belirlenmeli. Örneğin ben Meclis'teki bütün partilerin katılımıyla seçilecek komisyonda çalışmaktan daha memnun olurum. Biz belki komisyonda çok tartışırız, ama gelecek taslak peşinen 'AKP'nin anayasası' olarak damgalanmaz. Meclis komisyonlarındaki ve genel kuruldaki tartışmalara da kolaylık sağlanmış olur."
Oysa, gelecek taslağın, Tayyip Erdoğan'ın ısmarladığı ve AKP'nin çoğunluğuna dayanarak çıkarılmış bir anayasa olacağı belli. Önceki gün Milliyet'in manşetini gördünüz:"Kritik konular Erdoğan'a." Yani, Erdoğan nasıl derse, işte öyle bir anayasa!
Tanrı demokrasiyi korusun!
Bir mağdur (medya)
Son günlerde gazetecilerin başına gelenler AKP'lilerin başına gelseydi, "mağdur"u oynayarak şimdiye kadar on cumhurbaşkanı çıkarırlardı.
Medyanın son mağdurları kurum olarak Kanaltürk, kişi olarak devlet denetimindeki Sabah'ın Ankara Temsilci Yardımcısı ve köşe yazarı Metehan Demir oldu.
Kanaltürk'ün seçimlerde tarafsız olmadığı gerekçesiyle ana haber bülteni, düpedüz siyasal baskıyla 6 gün yasaklandı. Bu, sadece muhalif sese tahammülsüzlük değil, anayasal suç olan sansür. Halkın haber alma hakkını da gasp.
Metehan Demir ise, Radikal'le söyleşi yapınca Başbakan'ın deyimiyle "yuvarlandı". Bu da devlet terörünün hukuk tanımazlıktaki insafsızlığına bir örnek.
Sonra, daha demokratik bir anayasa ha?
Hadi canım sen de!
Bir şiir
Dizelerimiz Mustafa Çimen'in 'Aşık Olmasam Çoktan Ölmüştüm' kitabından (Günizi Yayıncılık, Ağustos 2007):
"birden sen olacaksın o bulut/ yağmurlu bulut/ ellerimi tutacaksın sırılsıklam/ ben vefalı ketum arkadaşın/ zamanlara dayanıklı/ almayı ve vermeyi bilmektir hayat/ ya da akdeniz'den su çalan bir bulut olmak"
nailgureli@milliyet.com.tr

Cafe