
Melih AŞIK
Açık Pencere
Zorunlu oruç!
"Çocuğum Ankara Mehmet Rüştü Uzel Kimya Meslek Lisesi'nde okuyor. Ramazan dolayısıyla okulun yemekhanesini kapatmışlar. Yüzlerce çocuğa adeta zorla oruç tutturuyorlar."
Bir okurumuzdan gelen bu telefon üzerine arkadaşımız Fahrettin Fidan, okulun Müdür Yardımcısı Cemal Seyhan'ı arıyor:
- Yemekhanenin ramazan dolayısıyla kapatıldığı doğru mu?
- Hayır doğru değil, yemek veriliyor.
- Yani yemekhaneniz açık?
Cemal Seyhan bu defa ifade değiştiriyor:
- Hayır, açık değil! Ödenek gelmediği için malzeme alamadığımızdan kapalı.
- Ödenek ne zaman gelir peki?
- Herhalde ramazandan sonra.
- Okulların ne zaman açılacağı aylar öncesinden belliydi. Ödeneğin daha önce gelmesi gerekmez miydi?
- Valla onu bilemiyorum. Ama kantimiz açık, isteyen öğrenci yiyeceğini oradan alır. Ayrıca isteyen dışarıda yiyebilir.
- Çocuklar yemekhaneden nasıl yararlanıyor?
- Durumu iyi olan çocuklar parasını veriyor. Fakir aile çocuklarına ise fiş veriyoruz, bedava yiyorlar.
- İyi ama yemekhane kapalı?
- Kayıtlar devam ettiği için fakir aile çocuklarının tespitini de henüz yapamadık zaten.
- Yoksul aile çocukları ramazan sonuna kadar ne yapacaklar peki?
- Valla başka zaman ne yapıyorlarsa onu yapacaklar.
Gül diyor ki: "Başörtüsüyle üniversiteye gitmek aslında modernleşmenin bir sonucu."
Öyleyse dünyanın en modern ülkeleri Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Malezya..
Haldun Ertem
Peki kuruluşların görüşü alınacak da bunların hangisinin metne girip hangisinin girmeyeceğine kim karar verecek?
Tabii yine Tayyip Erdoğan... ve yakın çevresi...
Adı "sivil" olan ama 1982 Anayasası'ndan daha antidemokrat biçimde hazırlanan bu anayasaya bir okurumuz "Sefil Anayasa" adını yakıştırmış... Ne dersiniz?
Yardım toplamaya geliyorsun, fakirlere yardım edeceğim diyorsun ama yardım paralarıyla en lüks otelde kalıyorsun... Yardımların muhtaçlara ulaşacağına hayırseverler nasıl inanacak?.."
"AKP iktidarının dört yılı aşkın süredir uygulamakta olduğu Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın temel hedeflerinden biri kamu hastanelerini ticari işletmelere dönüştürmektir. Bu amaca yönelik olarak hazırlanan söz konusu tasarı hastanelerin yönetim yapısını tümüyle değiştiriyor. Birlikler halinde örgütlenmesi öngörülen hastanelerin başına bir yönetim kurulu getiriliyor. Üyeleri, valilik, yerel yönetim, il özel idaresi ve ticaret odası temsilcilerinden oluşan bu kurulun başında bir genel sekreter bulunuyor. Kamu hastaneleri bu şekilde kendi gelirleri ile ayakta duran kurumlar olmaya zorlanıyor. Tasarının bir diğer vahim yönü sağlık çalışanlarının ücretlendirme rejimini değiştirmesidir."
Altan Ayaz, sözünü ettiği sakıncayı şöyle anlatıyor:
"İş güvencelerimiz elimizden alınıp onun yerine sözleşmeli çalışma yöntemi getiriliyor. Bir yapı düşünün ki, hekimlerin iş güvenceleri kalmamış, üstelik işverenleri de yerel yöneticiler ve iş adamları olmuş. Sağlıkla hiç bir ilgisi olmayan bu kişiler hangi bilgiyle hekimin performansını ölçecek de sözleşmesini uzatıp uzatma kararı verecek? Diyelim bir hekim, çalışmakta olduğu hastanenin yönetim kurulu üyesi olan belediye başkanının ya da iş adamının rapor isteğine olumsuz yanıt verdi. O kişi, çok rahatlıkla performansı kötü bahanesiyle hekimin işine son verdirebilir. Bu tasarı yasalaşırsa en büyük faturayı biz hekimlerden çok, kalitesi düşen sağlık hizmetleri dolayısıyla vatandaş ödeyecektir."
Florya'da bulunan Atatürk Deniz Köşkü'nün bahçesine milletvekilleri için kaçak VIP misafirhanesi yapılıyormuş.
O da bir şey mi? Adamlar Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin merkezinde kaçak ılımlı İslam devleti kuruyor...
Gülhan Elmas
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe