
Meral TAMER
CHP ve DSP'ye: "Kömür ve bulgurla muhalefet olunmaz"
Önceki gün akşam üstü Ömer Uluç'un Karaköy vapur iskelesine demir atmış İstanbul 9 vapurundaki enfes sergisinde sanatın kanatları arasında uçup gitmişken, cep telefonum çaldı:
"Ben CHP'nin yeni İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin. Bugünkü yazınızdan anladığım kadarıyla CHP ve DSP İstanbul teşkilatlarını dolaşmaya devam edeceksiniz. Belediye seçimlerine son sürat hazırlanıyoruz. Sizinle en kısa zamanda biraraya gelip anlatmak istiyorum."
Mükemmel! Demek artık CHP'liler de AKP'liler gibi derhal cep telefonundan arayıp meramlarını anlatmak için çaba harcıyorlar. Geçen aya kadar Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün yardımcısı olan Tekin, koltuğa yeni oturmuş olmanın heyecanı içinde, fark yaratma arzusunda... İstanbul'un sorunlarını 6 profesörle 6.5 saatlik bir toplantıda ulaşım-deprem-su-altyapı-güvenlik gibi ana başlıklarda masaya yatırdıklarını anlatıyor.
Buluştuğumuzda ayrıntılarını öğreneceğim, ama telefonda edindiğim ilk izlenim şu: AKP'deki çalışma tarzının aksine CHP'nin çalışmalarının çıkış noktasında halk yok, profesörler var. Tabanın ne düşündüğü yok, mürekkep yalamışların onlar için en iyisini düşünüp yapacağı ön kabulü var.
CHP'nin profesörleri
Yanlış anlaşılmasın, burada Tekin'in herhangi bir kusuru yok. CHP'ye ve seçkinlere hakim olan bakış açısı maalesef bu ve artık bu bakış açısıyla sorun çözmenin, seçim kazanmanın, iktidar olmanın imkânı yok.
AKP'nin de profesörleri var, hatta dünyanın en başarılı yabancı uzmanlarıyla da çalışıyorlar. Ama bütün çalışmalarının çıkış noktasında, sıradan vatandaşla interaktif ilişki var.
CHP'nin profesörleri İstanbul için en mükemmel ulaşım planını da yapsalar, su sorununa ömür boyu çözüm de getirseler, kâğıt üzerindeki bu dört dörtlük çözümleri "Ey İstanbullular, sizin için en iyisi budur" diyerek halktan oy isteme devri artık geride kaldı.
Rantı halkla paylaşmak
Seçkinlerin iktidar dönemi bitti, artık sokaktaki vatandaş iktidarda. Kimsenin parti programı dinlediği, analitik tahlillerle uğraştığı falan yok. Etik, namuslu siyaset falan gibi derdi de yok. Çünkü artık 5 yaşındaki çocuk bile siyaset esnafının sadece sağda değil, solda da rant peşinde olduğunu (Ecevit farklıydı) ezbere biliyor.
Halkla birlikte üretilmeyen, hatta rantının sokaktaki vatandaşla paylaşılmadığı bir siyasete Türkiye'de artık hayat hakkı yok.
Asistanım Özlem Ertem'in çat kapı gittiği Bağcılar, Esenler, Beyoğlu ve Beşiktaş'taki CHP ve DSP ilçe merkezlerindeki gözlemlerinin yer aldığı 2 yazıma okurlarımdan gelen e-postalardan biri, belki uyarıcı olabilir:
"Muhalefet hâlâ AKP'nin kömür ve bulgur dağıtarak iktidar olduğunu sanıyor. Hatta yazılarınızdan anladığım kadarıyla biz de kömür ve gıda paketi vermeliyiz diyenler bile var. Oysa;
1) AKP, dağıttığı kömür ve bulgurun yanı sıra, halkı adam yerine koyarak iktidarını pekiştiriyor.
2) Kömür ve bulgur dağıtarak muhalefet olunmaz. Sol muhalefet bu gidişle gelecek seçimlerde bu oyları bile alamaz."
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe