
Taha AKYOL
Objektif
Şeriatın 'mahalle' darbesi
SOKAKTAN veya mahalleden şeriatçı bir darbe gelebileceği korkusu yeni değil. Önce "Türkiye İran olacak" korkusu vardı. 28 Şubat'ın mimarlarından merhum Güven Erkaya şöyle konuşuyordu:
"Şeriat sokaktan gelecek! İran türü halk ayaklanmaları olacak!"
Hatta "Refah Partisi tabanı silahlanıyor" idi!
Bunun ne kadar bilim dışı bir hurafe, bir paranoya olduğunu gösteren "Osmanlı'da ve İran'da Mezhep ve Devlet" diye kitap yazmıştım. Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı, kitap hakkında takdirlerini esirgemeyerek, Türkiye'nin İran olmayacağını görmek için bu kitabı okumanın yeterli olduğunu yazmıştı. (Cumhuriyet, 16 Temmuz 1999)
Zamanla yaşayarak daha iyi görüldü ki, Türkiye İran olmaz. Ama korku sürüyor, bugünlerde "Türkiye Malezya olacak" korkusu revaçtadır!
Mahalle ve Bolşevizm!
Şerif Mardin Hoca'nın "mahalle" kavramı, bugünlerde Erkaya'nın "sokak" kavramının yerini aldı. Tehlikenin kaynağı artık "mahalle"dir.
Ertuğrul Özkök'ün zon zamanlarda Bolşevizmin proleterya darbesini hatırlatarak "sivil darbe"den bahsetmesi, Bolşeviklerin sosyal demokrat Kerenski'yi devirdiği gibi, "mahalle"den gelecek bir hareketin de AKP'yi aşarak 'sivil darbe' yapması tehlikesinden bahsetmesi gösteriyor ki, toplumun bir kesimindeki eski kaygı artmıştır.
Bu kaygıları bir komplo gibi görmek yanlıştır; 'okumak', anlamak lazımdır.
Ben katılmıyorum bu kaygılara. Bolşevik darbesi, Cihan Harbi'nde bütün sosyal ve siyasi kurumları çökmüş feodal bir Rusya'da, cepheden kaçan eli silahlı yüz binlerce askerin gidip Bolşeviklerin "demir disiplinli" yeraltı örgütünün emrine girmesiyle gerçekleşmişti.
Bugün öyle Bolşevikler gibi entelektüel kapasiteye sahip, Lenin'in deyimiyle "demir disiplinli" ve bütün ülkeyi kuşatmış bir şeriatçı ihtilal örgütü yoktur! Onun emrine giren yüz binlerce silahlı asker kaçağı, grevlerle ekonomiyi temelli çökerten 'şeriatçı proletarya' da yoktur.
Bilim ve korku
Tam tersine, Türkiye'de demokratik, hukuki, askeri, ekonomik ve sosyal bütün kurumlar yerli yerinde; bırakın çöküntüyü, Türkiye toplumsal olarak gelişiyor bile.
Şerif Hoca'nın "mahalle" kavramı ciddi bir teoridir, ama bugünkü Türkiye'de "mahalle" ne ölçüde yerinde duruyor, ne ölçüde çözülüp dağılıyor?! Şerif Hoca da bunun araştırılmasını istiyor.
Prof. Ali Çarkoğlu ve Prof. Binnaz Toprak'ın araştırması gösteriyor ki, şeriat isteyenlerin oranı, Türkiye'de ekonomik ve sosyal gelişmeye paralel olarak hızla azalıyor. En hızlı azalma da AKP iktidarı döneminde olmuş! Yüzde 16'dan 9'a inmiş! "Şeriat"tan neyi kastettiğinizi anlatınca yüzde 3-4'e kadar düşüyor!
Prof. Yılmaz Esmer'in araştırması da gösteriyor ki, aile ve çocuk konusu dışında, "Hayatın dine göre düzenlenmesini isteyenlerin sayısı her seçimde azalıyor!"
Bilimsel bulgular böyle "Azalıyor" diyor; korkular ise "Artıyor, geliyorlar" diyor!
Rasyonel izahlarla korkular giderilemez, bunu biliyorum.
Hükümet korkuları depreştirecek gerilimlerden sakınmalı, mesela anayasa değişikliği sürecini Meclis Başkanı'nın inisiyatifine bırakmalı... Hepimiz de biraz soğukkanlı olmalıyız.
Türkiye tabandan liberalleşiyor, modernleşiyor; gerilimler bu süreci kesip Türkiye'yi yirmi yıl geriye atmamalı.
Bu, hepimizin sorumluluğundadır.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe