
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Hülya Avşar ve anayasamız: "Hepimiz yerlerdeyiz"
Hülya Avşar'ın asabı bozulmuş. Normaldir, memlekete ve kendi haline belli bir mesafeden bakınca herkesin asabı bozuluyor. Nitekim, delilik içinde bulunduğunuz sürece anlamlıdır, biliyorsunuz. Hülya Hanım da yüzünde belki daha önce görülmemiş bir ikrah ifadesiyle şöyle diyordu:
"Rezil durumdayız. Ben dahil hepimiz rezil durumdayız. Hepimiz yerlerdeyiz!"
Hepimiz, ne iş yapıyor olursak olalım, içinde bulunduğumuz duruma belli bir mesafe alıp baksak herhalde benzer bir cümle kurabiliriz. Yüzümüzde muhakkak hepimizin aynı ikrah ifadesi olur. Tiksinti, bıkkınlık karışımı bir hissiyat basar tepemize. Toplumsal değerler sistemimizin altüst olduğu günlerden geçiyoruz. Ya da geçmiyoruz da geldik son durakta "Başımıza daha fenası da gelebilir mi acaba?" meraklı ve teslimiyeti içinde bekliyoruz.
Nasıl koruyacağız?
Medya için de geçerli bu.
Biliyorsunuz herhalde, geçen yıldan beri gündemde. İlk ve orta öğretim ders programına seçimlik ders olarak "medya okur yazarlığı" dersi koydular. Çocukların kurgu ile gerçeği ayırabilmesi ve neyi izleyip neyi izlemeyeceklerine karar vermeleri için bu dersi seçmeleri destekleniyor. Yetişkinler çocukları televizyon dünyasından koruyamıyor olacak ki çocuklara kendilerini bu keşmekeşten nasıl korumaları gerektiği öğretilecek.
Biz yetişkinler nasıl koruyacağız kendimizi peki?
Hatta medyanın içindeki insanlar olarak biz gazeteciler kendimizi nasıl koruyacağız?
Kurgu ile gerçeği ayırmada bize de birilerinin yardımcı olması gerek.
Örneğin AKP hükümetini seçimler öncesinde neredeyse partinin gençlik kolları coşkusuyla destekleyen yazar çizerin bugünlerde pişmanlık yazıları yazışının gerçek mi kurgu mu olduğunu ayırmak için ne tür bilgilere ihtiyacımız var?
Çok destekledikleri partinin ve liderin ideolojisinde veya tutumunda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen şimdi verdikleri destekten pişman olanların yazdıkları yazıların başına şiddet filmlerine yapıldığı gibi "Kötü örnek oluşturabilecek davranışlar içerir" ibaresi mi koymak gerekir acaba?
Kaygan satıh!
Ya da belki bu ülkenin bütün sınır kapılarına o trafik işaretini yerleştirmeli:
Kaygan satıh!
Müthiş bir kafa karışıklığı içinde müthiş bir hareketli zemin üzerinde duruyoruz hepimiz. Dengeyi korumak çok zor. Dengesiz olmamak için, tıpkı denge sporlarında yapıldığı gibi gözleri sağlam bir kerterize dikmek gerekiyor.
Bir de elbette politika yapmak gerekiyor. Ve bugün siyaseten söylenebilecek en sağlıklı söz şu:
Bu kaygan satıhta anayasa yazılmaz!
Bunu söyleme hakkımız var. İçler acısı darbe anayasasını değiştirmek için başka türlü, hiç değilse daha az kaygan bir toplumsal zemine ihtiyacımız olduğunu söylemeye hakkımız var. Siyasi partilerin, toplumsal dinamiklerin hiç değilse bunu dile getirmesi gerekiyor.
Bugünlerde, siyasal tıkanmışlığa, muhalefetin bağlanmış basiretine, medyanın şaşkınlığına bakınca başka da bir söz söylenemez gibi geliyor bana. Çünkü Hülya Avşar'ın dediği gibi:
"Hepimiz yerlerdeyiz"
ecetem@hotmail.com

Cafe