
|
|
|
 |
|
|
Oyun disiplininden kopmadan
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
İnsan kırklı yaşların sonuncusuna girdiği gün hayatla arasındaki maça dair bir şeyler yazmak istiyor aslında. Sevgili Can Dündar’ın otuzbeş yaşında yazdığı yazıdan esinlenerek. Gol hesabını tutmaktan çoktan vazgeçmiş olmanız bir şey değiştirmiyor. Maçın öyle istatisikleri var ki en az goller kadar önemli. Size yapılan ve cezasız kalan fauller mesela. Kaleyi bulan ama gol olmayan şut sayısı ya da. Yaşanan zorunlu oyuncu değişiklikleri keza. Yediğiniz küfürler, aldığınız alkış veya. Skordan bağımsız maçla ilgili anlatılacak o kadar çok şey var ki.
Halen devam eden mücadeleden öte pozisyonları tek tek yorumlamak geliyor içinizden. Çalıştığınız teknik direktörleri şöyle bir çekiştirmek. Seyircilerle ilgili bir iki laf. Oyunun felsefesine inmek hatta. Çıkardığınız dersleri paylaşmak falan.
* * *
Ne de olsa oyunu çözmeye başladığınız zamanlar bunlar. Bacaklar artık çekmiyor olsa bile. Nice pozisyon yaşanmış. O kadar çok fırsat kaçmış, o kadar hata yapılmış ki. Ama yine de ayaktasınız. Skora aldırmadan boğuşmaya devam ediyorsunuz. Kazanma arzusuyla. Mecbursunuz. Üstelik artık maçın son bölümü kafanızı meşgul etmeye başlamış. Sonuç üç aşağı beş yukarı belli. Büyük bir sürpriz olmazsa.
Zamanla oyun anlayışınız da değişmiş ister istemez. Daha defansif, daha haddini bilerek oynamayı öğrenmişiniz. Hakeme itirazlarınız azalmış. Bazı pozisyonlarda eskisinden çok daha cesur bazılarında ise tuhaf biçimde çok daha korkaksınız. Olgunluğunuz kayıtsızlıkla karışmakta zaman zaman.
Ama bazı hallerde isyanınız aynıyla baki. Pis oynayan rakip oyucular yok mu? Hani küfürlü, dirsekli, tükürüklü boğuşanlar. Bel altı çalışanlar. Onları, mümkün değil, hazmedemiyorsunuz. Gıcıklığınız son dakikaya kadar sürecek gibi. Sırf onları yenmek için çabalamaktasınız gibi bir haliniz var hatta.
Onların adil oyun gibi bir derdi yok çünkü. ''Ayıp oluyor mu acaba?'' diye bir şey geçmiyor akıllarından. İttiriyorlar, kaktırıyorlar habire. Kuralları hiçe sayabiliyorlar. Hakem göremeyebiliyor ya zaman zaman. Bu oyuncuların kimi hocadan torpilli. Kimisi şansıyla gelmiş oraya. Bazısı maçın akışında kaybetmiş yolunu.
* * *
Önce sportmen davranırlar, haklarını teslim edelim. Ne zaman ki zorlanmaya başlarlar, fizik güçleri yetmez olur, gerçek yüzlerini gösterirler. Amaçları sizi sinirlendirip hataya zorlamaktır sanki. Başka liglerde ancak yedek soyunur bunların bazıları, bakmayın siz.
Niyeti top oynatmamak olanlarla başa çıkmak zordur. Dangul dungul girer ve kırıverirler valla ayağınızı. Bu yaşta kırığın iyileşmesi uzun zaman alır. Tamam maç doğası gereği darbelere açıktır, herkesin darbe almışlığı vardır ama maçın bu bölümlerinde çekilecek şey değildir böyle bir oyun anlayışı.
Seyirciler arasında da vardır bu tip oyun bozanlar. Pek bir şey beğenmeyenler. Resimdeki yedi hatayı şipşak bulanlar. Ayağını topa uzatmamış olup ahkam kesenleri en tehlikelileridir. Allah’tan size doğrudan zarar veremezler. Arada bir taciz ederler, o kadar. Yapmanız gereken oyun displininden kopmadan aynı inatla mücadeleye devam etmektir. Maçı çığrından çıkarmak isteyenlere aldırmadan. Onları hakeme havale ederek.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|