Allah ayrılıklara niçin izin veriyor?
Prof. Dr. BEYZA BİLGİN
Kuran'da muhtelif ayetlerde "Rabb'in dileseydi, insanları tek bir ümmet kılardı" ifadesi geçmektedir. Bu ayet hakkında sorular alırız, "Acaba Allah insanların birlik olmasını istemiyor mudur? İnsanların hemen her konuda, hatta Ehli Kitap olarak, sahip oldukları değişmez gerçekler olan vahiyler konusunda bile farklı görüşlere sahip olmaları Allah'ın iradesiyle midir?" diye...
Evet, insanların görüş ayrılıkları içinde bulunmaları, farklı düşüncelerin peşinden gitmeleri bir rastlantı değildir, sadece Allah'ın ilim ve iradesine uygun olarak yarattığı insan varlığının yaratılış özelliklerinin bir tezahürüdür. Aksi halde zihinsel gelişme tamamen durur, insanlar melekler gibi iradeyle değil, emirle hareket eder olur, hayata manevi boyut kazandıran serbest irade ve seçme özgürlüğünden söz edilmezdi.
İnsanların hakikate ulaşma yolunda çatışmalardan ve sınama ve yanılmalardan geçmesi Allah'ın iradesi, yani Allah'ın insanları imtihan etmek istemesi gereğidir. İnsanlara düşen iyiliklerde yarışmaktır, dönüş Allah'adır. Allah, ayrılığa düşülen şeyleri o zaman herkese bildirecektir." (5Maide48)
Yol, hayat biçimi demektir, fakat sadece farklı inanç biçimleri için değil, hukuk sistemleri için de geçerlidir. Bu çok kültürlülüğe rağmen insanlar barış içinde birlikte yaşamanın yollarını bulmak durumundadırlar. "Çoklukta birlik" Kuran'da sıkça vurgulanmıştır. Zamanımızın en önemli ihtiyacı olan bu ilkenin işlenip dünyaya sunulması hem Müslümanlara layıktır hem de Müslümanlar bununla görevlidirler, diye düşünüyorum.
Şimdi sorularınız...
Kuran'ın Türkçe meali okunarak da hatim iner
Kuranı Kerim'in Türkçe mealini baştan sona okuyarak hatim indirmiş olur muyuz?
Evet, elbette hatim indirmiş olursunuz. Kuran ayetlerinde çok sık tekrarlanan bir konu Kuran'ın Arap diliyle indirilmiş olması hakkındadır. Ayetlerde, "Bunlar, gerçeği açıklayan kitabın ayetleridir. Biz onu anlayasınız diye Arapça olarak indirdik" (12Yusuf1) denilmektedir. Arapça konuşan bir topluma, kendi içlerinden bir seçilip görevlendirilen bir peygamber elbette Arapça konuşacaktır.
Kuran'ın vahiy ürünü olduğuna inanmayanlardan bazıları, ona öğreten birileri var, iddiasında bulunduklarında Kuran'ın cevabı şöyle olmuştu:
"Biz, ona elbette bir insan öğretiyor, dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Kuran ise fasih Arapçadır." (16Nahl103)
Ayrıca şu da bildirilmiştir ki, "Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderen Allah'tır." (14İbrahim4)
Türkçe konuşan toplumlar Türkçe vahiy alan bir peygamber gönderilmediğine göre, Kuran'a inananlar olarak bizler onu Türkçe mealinden okumakla yükümlüyüz. Yoksa ondan hiçbir şey anlamadan telaffuzla vakit geçirmiş oluruz. Hatminiz makbul olsun değerli okurum.
Namaz birleştirmenizde herhangi bir kusur yok
Namaz kılarken yalnızca farzlarını kılıyorum. Öğlenle ikindiyi, akşamla yatsıyı birleştirip öyle kılıyorum. Yanlış mı yapıyorum?
Hayır, yanlış yapmıyorsunuz, imkânlarınız ölçüsünde olmak üzere dinin kolaylıklarından yararlanıyorsunuz. Namaz farzdır ve siz de farz olan kısmını kılıyorsunuz. Namazın sünnet kısmı, vakti müsait olanlar, namazı kılmaya doyamayanlar içindir. Yani her iki tür kılış da çok kıymetlidir. Kolaylaştırmak ve zorlaştırmamak dinin gereğidir. Allah kabul etsin.
Sorularınız için:
ramazansayfasi@milliyet.com.trFaks: 0212 - 505 62 18
Tel: 0212 505 62 91 - 0212 505 68 41

