
Taha AKYOL
Objektif
Meclis Başkanı üstlenmeli
CUMHURBAŞKANI Sayın Gül'ün, Meclis Başkanı Sayın Toptan'ın, Başbakan Sayın Erdoğan'ın dikkatini çekmek istiyorum.
Anayasa değişikliği süreci gerilim ve kutuplaşmaya yol açacak gibi gözüküyor. Burada kimin haklı, kimin haksız olduğu önemli değildir; herkes kendini haklı görmeye devam edecektir çünkü.
Burada önemli olan, anayasa değişikliği için gerilimi düşürecek ve uzlaşmayı kolaylaştıracak bir yol, bir yöntem bulunmasıdır.
Aksi halde, bu anayasa reformu da YÖK reformu gibi çıkmaza girebilir, kazanan yine statüko olabilir.
Meclis'te AKP'nin sayısı bir anayasa yapmaya yeter. Eminim referandumda da yüzde 60'ın üzerinde destek bulur.
Ve öyle bir anayasa, elbette "hukuken meşru", ama "siyaseten tartışmalı" olur! Hatta ülkenin yönetilmesi zorlaşabilir!
Kimin işi?
AKP tarafından hazırlanan bir taslak, ne kadar katılım sağlasa da "politik" niteliğinden ve bunun yaratacağı tepkilerden kurtulamayacaktır. Hele de "Herkes işine baksın" gibi siyasi polemik ifadeleri, süreci daha da sıkıntıya sokacaktır.
Anayasa yapmak Meclis'in işi, ama görüş bildirmek herkesin işidir.
Yeni anayasanın hazırlanma sürecini yönetmek ise, Meclis Başkanı'nın işi olmalıdır.
Meclis Başkanlığı'nın değil de AKP'nin hazırlayacağı bir taslak, parlamentoda ne kadar tartışılsa da "politik" nitelikte görülecektir.
Mevcut tartışmalar bu tahminimi doğruluyor.
Anayasa konusunda öneriler sunmak ve tartışmak için merci, parti değil Meclis Başkanı olmalı, AKP de kendi taslağını "taslaklardan biri" olarak Meclis Başkanı'na vermelidir. Meclis Başkanı'nın oluşturacağı "Anayasa Uzlaşma Komisyonu" her çevreyle görüşerek, farklı taslakları da alarak nihai metni hazırlamalı, Meclis'e "önerge" olarak o metin sunulmalıdır.
Uzlaşma Komisyonu'nda uzlaşma sağlanamayan konular, "önerge"nin gerekçe kısmında alternatif maddeler halinde sunulabilir, son şekli parlamento verir.
Sürecin önemi
Aynı yöntemi daha evvel de önermiştim, Meclis Başkanı'nın yürüteceği sürecin daha çok katılım sağlayacağını, gerilimi düşüreceğini yazmıştım. (Milliyet, 17 Eylül 2007)
Dün arkadaşımız Fikret Bila'nın köşesinde Prof. Erdoğan Teziç'in sözlerini iki bakımdan sevinerek okudum. Biri, Sayın Teziç bu defa türban yasağını kaldırmanın AİHM kararına aykırı olacağını söylemiyordu, yasağı, bilinen genel laiklik söylemiyle savunuyordu.
İkincisi, Prof. Teziç de anayasa yapımı için "TBMM Başkanı Köksal Toptan öncülük etmeli" diyordu; Hüsamettin Cindoruk'un Meclis Başkanlığı döneminde olduğu gibi.
Bu bir örnektir; süreci Meclis Başkanı'nın üstlenmesi gerçekten daha geniş katılımları sağlayacağı gibi, daha az gerilimli olacaktır.
Özellikle, asıl yetkili ve sorumlu olan Başbakan'ın, anayasa yapım sürecini yönetmek için "parti"den ziyade, "tarafsız" Meclis Başkanlığı'nın daha uygun olduğunu dikkate alması gerekir.
Cumhurbaşkanı Sayın Gül, Çankaya'da kapılarını kilitlemiş bir münzevi değildir. İnisiyatifi ve tecrübesi vardır, gerekli ağırlığa da sahiptir. Yeni anayasanın hazırlanması sürecinin "tarafsız" Meclis Başkanı'nca yürütülmesi için telkinde bulunması, makamının "tarafsızlığına" uygun düşeceği gibi, sürecin "düzenli ve uyumlu" yürümesine de katkıda bulunur.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe