
Melih AŞIK
Açık Pencere
Bankada tadilat
Haber dünkü gazetelerdeydi... Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü'nde yemek çıkarılması gerekçesine dayanılarak tüm dairelerde oruç tutmayanların isimlerinin bildirilmesi istenmiş. Genel Müdür benim bundan haberim yok diyor.
Acaba istisnai bir uygulama mı söz konusu? Yok canım...
Aynı uygulama Ankara'da Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdürlüğü'nde başladı. Ramazanın başında öğlen yemek yiyecek personelin birimler bazında listelerini aldılar.
20 Eylül'de de şu bildiriyi yayımladılar:
"Bankamız yemekhanelerinde ve mutfağında; hijyen kurallarına uygun sağlıklı ortamda hizmet verilebilmesi amacıyla, uzun süredir yapılamayan bakım, onarım ve yenileme çalışmalarına ivedilikle sonuçlandırılmak üzere başlanacaktır.
Bu nedenle 24/09/2007 tarihinden itibaren tadilat sürecince öğle yemeği verilemeyecektir."
İMZA: Ramazan Yılmaz... İdari ve Sosyal İşler Müdürü...
Bankadan emekli bir dostumuz, kurumun 32 yıllık kurumsal hayatında bir ilkin gerçekleştiğini, MSP iktidarı ya da Refah Yol döneminde bile böyle bir uygulamaya raslanmadığını anlatıyor notunda...
* * *
Mahalle baskısı... İstisnai uygulama... Falan diye kimse kimseyi aldatmasın... Siz hiçbir devlet yetkilisinin sokakta, okullarda, işyerlerinde dinsel baskı yapılmasına karşı çıktığını duydunuz mu? Bunlar resmen hükümet baskısıdır. Demokrasiden, laiklikten, özgürlükten dem vuranların iki yüzlülüğünün de fotoğrafıdır aynı zamanda...
TÜSİAD, hükümeti yine uyarmış. Sağ olsunlar, muhalefetin cılızlığını hissettirmiyorlar...
Haldun Ertem
"Endişe etmeyin, 5 yılda hangi sıkıntı doğdu?"
Acaba? Geçmiş 5 yıl ile gelecek 5 yıl kıyaslanabilir mi? Geçen 5 yılda Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde Ahmet Necdet Sezer vardı. Yargı kendini güvencede hissediyordu. Anti laik yasa ve atamalar Çankaya'dan dönüyordu. Gelecek 5 yıl öyle mi? Çankaya gittiği gibi yeni anayasa ile yargı ve üniversite de iktidarın egemenliği altına sokuluyor... Erdoğan'ın yanıtı şöyle olsa daha gerçekçi olurdu:
- Yalnız kadınlar değil, tüm laik kesimler endişelensin. Geliyoruz...
- Yahu benim hanım beni galiba aldatıyor.
- Yok canım, olmaz. Peki sen neden kuşkulanıyorsun?
- Biliyorsunuz biz Ankara'dan İstanbul'a taşındık.
- Eeee?
- Benim Ankara'daki postacı, İstanbul'da da yine aynı postacı...
(Şakir Süter'in "Fıkralar..." adlı kitabından...)
Peki bu "torun sevme" amaçlı gezide ailenin otel masraflarını kim ödüyor?
Devlet öğretmene maaş veremez, halk çocuklarını okutamazken bu lüksü kim karşılıyor? Her vatandaş bu soruyu sorma ve cevabını isteme hakkına sahiptir... Yanıtı bekliyoruz...
"Eskiden ilgi gören her futbol maçinun ardindan işgal medyasi '100 bin kişiluk sitad şart oldi' başluğini atardi. Maksat, dişarida seyirci kalmasundu.
18 milyon vatandaşun, açluğun mayınli sınırinda gezinduği bir ülkede yaşayiruk. A-çe-pe yalamasi medyanun şimdu neden "100 binluk çadir şart oldi" başluğuni atmaduğini merak edeyirum. Haçan A-çe-pe iktidari ve belediyeleri fakir fukaraya çadirda yemek vermağa bayiliyi. E millet da aç, kuyruklar çadirlarun etrafinda birkaç tur atayi. Millete çadır yetmeyi... Cozünü sevduğim, 1 ay çadırda bedava iftar edince 11 ay aç kalduğuni unutayi...
Açilişi başka bir iktidara birakmayun, '100 binluk çadir' en çok 'çadir sevici' A-çe-pe iktidarina yakişur."
Erdoğan'ın danışmanı AKP'li bir vekil, "Devletten iş alacak kişinin eşi örtünür" demiş.
Demek ki devletten iş isteyen her evli erkeğin eşini takip ettiriyorlar...
Ahmet Nedim
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe